• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Özgür Özel: “Sokaktan en çok duyduğum söz: ‘Partiyi bunlara bırakma’”

Özgür Özel: “Sokaktan en çok duyduğum söz: ‘Partiyi bunlara bırakma’”

Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İlke TV’nin sorularını yanıtladı. “Yeni parti konusunda İmamoğlu’yla görüş ayrılığımız yok” diyen Özel, “Butlan kararı, çok tehlikeli ve sorumsuz bir adımdır” değerlendirmesinde bulundu.

Özgür Özel: “Sokaktan en çok duyduğum söz: ‘Partiyi bunlara bırakma’”
  • Yayınlanma: 16 Haziran 2026 20:59
  • Güncellenme: 16 Haziran 2026 22:32

Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İlke TV’nin sorularını yanıtladı. Özel, CHP’ye yönelik butlan kararını, “AK Parti’nin içindeki bir kliğin Cumhurbaşkanı’nı da ikna ederek attıkları çok sorumsuz ve çok tehlikeli bir adım” olarak tanımladı.

Önceliklerinin CHP içinde kalarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu kurultay sürecini başlatmaya zorlamak olduğunu belirten Özel, CHP içerisinde mücadele olanaklarının tükenmesi durumunda yeni parti kuracaklarını ifade etti.

Özel, kendisine yönelik siyasi yasak ihtimaline ilişkin de, “Eğer Türkiye demokrasisi ana muhalefet liderinin önce bir darbeyle partisinin başından uzaklaştırılıp sonra da tutsaklaştırılması ve muhalefetin lidersizleştirilmesi sınavından geçecekse bu sınavı hep beraber veririz. Ama ben buna cesaret edebileceklerini de düşünmüyorum. Böyle bir ayıbı, böyle bir utancı Türkiye’ye yaşatmamalarını da öneririm yani” ifadelerini kullandı.

Özel, Kılıçdaroğlu ile diyalog kapasının kapanmadığını belirterek, “Seçim olmaksızın partiyi yönetmeye kalkmak ya da partiyi genel seçimlere, atanmış bir şekilde götürmeye çalışıldığında diyalog kurmak zor oluyor. Kemal Bey bizden yarım kilo et istiyor ama kalbimizi istiyor. Bunu nasıl verelim?” diye kaydetti.

CHP’ye yönelik butlan kararının Kürt meselesinin çözümüne dönük süreci de olumsuz etkilediğine işaret eden Özel, süreç ve demokratikleşme adımlarının eş zamanlı atılması gerektiğini söyledi.
Kendilerine yönelik yargı müdahalelerine rağmen süreci desteklemeye devam ettiklerini vurgulayan Özel, “İktidar olduğumuzda bu sorunun çözümü için ne gerekiyorsa onu yaparız” dedi.


Sayın Özel, mahkemenin butlan kararı sonrası sizin partiden hemen ayrılacağınız, yeni bir parti kuracağınız yönde iddialar vardı ama siz parti içerisinde kalarak mücadele etmeyi, partiyi bir olağanüstü kurultaya zorlamayı öncelediniz. Delegelerden 900’ün üzerinde imza topladınız, 27 Parti Meclisi üyesinin istifasıyla birlikte Parti Meclisi de düştü. Ancak tüm bunlara rağmen Sayın Kılıçdaroğlu tedbir kararını gerekçe göstererek kurultaya gitmezse ne yapacaksınız? Bu konuda B planınız nedir?

“Açıkçası bizim ayrı bir parti kurmamız, partiden ayrılmamız öyle görülüyor ki birilerinin A planı. Adalet Bakanı’nın iktidarın içinde temsil ettiği sayıları az ama maalesef bugünlerde güçleri fazla, etkileri fazla olan bir klik, bunu planlıyor ve bunu açıkçası Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurulduğu günden sonra ilk kez yenen ekibi uzaklaştırmak, CHP’den tasfiye etmek, CHP’yi, bölmek için planlıyorlar.
Mutlak, butlan kararıyla aslında iki galibiyetimizi yok saymaya çalışıyorlar. Bunlardan bir tanesi Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi parti seçimle genel başkanını değiştirdi, mevcut genel başkanını. Sonra aynı ekip 31 Mart’ta bu sefer de Erdoğan’ı partisi kurulduğu günden beri ilk kez yendi. Bu iki yenilgiyi hazmedemeyenler, bu iki yenilgiye karşı çıkanlar ‘mutlak butlanla mutlak sultan ittifakı’ kurarak bir karar verdiler ve burada evdeki hesap çarşıya uymadı. Onlar CHP’yi ortadan ikiye değilse bile iki ele gelir büyük parçaya ayırmayı planlıyorlardı. Hiç değilse %30’a %70 gibi bir şey bekliyorlardı. Sokaktaki bölünme %99’a %1’in bile üzerinde. O yüzden de bu hesap alt üstü olmuş durumda. Biz Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalmak için her şeyi yapmadan ve mücadeleyi Cumhuriyet Halk Partisi’nde sonuna kadar tüketmeden bir başka siyasi partiye gitme gibi bir niyetimiz, daha doğrusu yeni bir siyasi parti kurma gibi bir niyetimiz yok. Bunu açıkça söyledik.

-Hangi koşullar oluşursa yeni bir siyasi parti kaçınılmaz hale gelir?

“Şimdi tabii bunun birden çok dinamiği var. Örneğin şimdi bugünlerde erken seçim lafları başladı. Şimdi bunlara itibar edecek miyiz? Referandum sonrası 2018’de yapılan baskın seçimde bir hafta önce hep bir ağızdan “seçimler vaktinde yapılacak” diye çok iddialı laflar söylüyorlardı ama baskın seçim yaptılar. O yüzden bir baskın seçim ihtimalinde durum farklı olabilir. Süreç normal işlediğinde farklı olabilir. Bunun için biz her ihtimale hazırlıklı olmak durumundayız. Bizim birinci amacımız, gayemiz, planımız partimizi bir an önce seçilmiş bir yönetime kavuşturmak. Yani bir an önce kongreyi yapmak, yaptırmak. Bu konuda bütün yollara rağmen hukuksuzca bunun yaptırılmaması durumunda diğer seçeneklerle ilgili değerlendirmeler yapacağız. Ama bu konuda böyle bugünden yarına acilci bir tutum içinde olup da bir şey yapmak durumunda değilim. Sahada en çok duyduğum söz ‘parti kur, arkandayızdan’ daha çok duyduğum söz “partiyi bunlara bırakma” sözü. “Partiyi bunlara bırakma” diyorlar. Bu sözler çok azalıp yeni “parti şart” sözleri çoğalırsa sokağın sesini duymamak olmaz. Ama bugün, daha o noktada değiliz. Yarın (bugün) kurultay imzalarını teslim edeceğiz. Daha yeni başlıyoruz yani parti içi mücadeleye. Ama bir yandan da insanları bunlar parti içinde oyalanıyorlar deyip yılgınlığa, küskünlüğe veya umutsuzluğa sevk etmemek lazım. İnsanların çok ciddi sorunları var, çok ciddi beklentileri var. Bu konuda da dikkatli olmak gerekir.
“Yeni parti konusunda İmamoğlu’yla görüş ayrılığımız yok”

-Yeni partiye dair, Sayın Ekrem İmamoğlu’nun hızlı hareket edilmesi, sizin ise biraz daha beklenmesi yönünde bir tutum içinde olduğunuz iddia ediliyor. Hem, kurulacak partinin zamanlaması, hem izleyeceği siyasi hat açısından Sayın İmamoğlu’yla bir görüş ayrılığınız var mı?

“Hayır, bir görüş ayrılığımız yok. Bayramın 3. günü 45 dakika bir bayramlaşma görüşmesi yaptık. Toplam 24 arkadaşla 3,5 saat görüştük. Bunun 45 dakikasını Ekrem Başkan’la yaptık. O görüşmede de, hem içinde bulunduğumuz duruma ilişkin tespitlerimiz, hem ileriye dönük düşüncelerimiz birbirine çok yakındı. Ayrıca Ekrem Başkan’ın hep söylediği bir şey var. Özellikle 19 Mart yaklaşırken benim “bir darbe dinamiği işliyor. Türkiye’nin gelecek iktidarına darbe hazırlığındalar, gelecek Cumhurbaşkanı’na darbe hazırlığındalar” tespitim vardı. Ardından 19 Mart’tan sonra Saraçhane’deki 7 gün, devamındaki bir yıl ve özellikle 23 Mart’taki dayanışma sandığı… Ekrem Başkan hep şöyle söylüyor: “Genel Başkan’ın siyasi sezgileri, kararları çok önemli. Ona hepimiz destek olmalıyız ama en doğru kararı Genel Başkan’dan gelir, eminim”. Hep böyle bir yaklaşımı var Ekrem Başkan’ın. Ben dışarıdan elbette onu destekliyorum. O da bizi destekliyor ama bu mesele sadece Ekrem Başkan’la da konuştuğumuz, yürüdüğümüz bir mesele değil. Partinin bütün dinamikleriyle tartıştığımız, tüm belediye başkanlarımızla, tüm milletvekillerimizle, tüm yöneticilerimizle, partinin eski yeni tüm kadrolarıyla tartıştığımız bir sürecin içindeyiz. Ama bir fikir ayrılığından ziyade birbirine güvenen ve inanan iki yol arkadaşı olduğumuzu ifade edeyim.”

“Kılıçdaroğlu ile diyalogun şartı: Kurultay”

-Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla bir görüşme ihtimaliniz var mı, yoksa diyalog kapıları tamamen kapandı mı?

“Benim açımdan diyalog kapıları kapalı değil. Ama bir tane ön şartımız var. Partiyi kurultaya götürecek samimiyet ve dirayetin gösterilmesi. Bugün 32 kamu hukukçusu, profesör ve doçent, alanında Türkiye’nin en iyileri, tedbirin kurultaya engel olmadığını, aksine zorunlu kıldığını, derhal kurultaya gitmesi gerektiğini söylüyor. Bir ortak metinde de birleştiler. Aksini savunan bir tane hukukçu yok. Burada “kurultay yapamam, tedbir kararı buna aykırı” demek çok büyük bir haksızlık oluyor partiye. Kendisinden beklentimiz delegenin verdiği imzaları, kurultay kararını alıp İlçe Seçim Kurulu’na bildirdiği anda bizim bir diyalogsuzluğumuz söz konusu olmaz.”

“Kemal Bey bizden kalbimizi istiyor, nasıl verelim”

-Sayın Kılıçdaroğlu’ndan böyle bir adım bekliyor musunuz?

“Bekliyorum. Seçim olmaksızın partiyi yönetmeye kalkmak ya da bir yıllık bir takvim yayıp seçimlere bir yıl kaldığı için de o kongreyi de yapamayıp partiyi genel seçimlere, atanmış bir şekilde götürmeye çalışıldığında diyalog kurmak zor oluyor. Maalesef şöyle bir durum var. Yani Kemal Bey bizden kurultay yapmamasına rıza göstermemizi istiyor. Bizden bir tek bunu istiyor. Başka bir şey istediği yok. Yani Kemal Bey bizden yarım kilo et istiyor ama kalbimizi istiyor. Bunu nasıl verelim yani?

-Sizin de işaret ettiğiniz gibi Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum erken seçim için, 16 Nisan 2028 tarihini işaret ediyor. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Mehmet Uçum’un açıklaması anayasanın arkasından dolanmak. Seçimler zamanında yapılırsa aday olamayacak Cumhurbaşkanı’nı şeklen bir ay önce erkene alınmış bir seçimde aday olabiliyormuş gibi düşünüyor. Bunu yapmak için iki şeye ihtiyacı var. Bunlardan bir tanesi anayasa değişikliği yapması lazım ya da o oylamaya, anayasanın arkasından dolandığı oylamaya 360 oy bulması lazım. Demek ki bu konularda böyle bir plan var ve onu işletmeyi düşünüyorlar.

Erken seçim için siz de söylediniz 360 milletvekilinin desteği gerekiyor. Cumhur İttifakı’na baktığımızda AK Parti, MHP, HÜDA-PAR, DSP’nin toplamda 326 oyu var. Nasıl tamamlamayı planlıyorlar?
Bunu onlara sormak lazım. Ama genel olarak biz hep söyledik. Erken seçime varız ama gününde yapılacak bir seçime. Anayasanın arkasından dolanmak için bize güvenmesinler yani.”

“Komisyonda kayyımları ortadan kaldırmak üzere anlaşmışız, bize kayyım atıyorlar”

-Kürt meselesinin çözümüne dönük bir süreç var. Siz başından beri bu sürece destek verdiniz. Sizin desteğinizin önemini de herkes ifade ediyor. Ama diğer yanda da partinize yönelik yargı müdahaleleri var. Bu durum çözüm sürecine olan desteğinizi etkiler mi?

“Şimdi bir komisyonda oturduk. Oy birliğiyle de bir karar verdik. 6. ve 7. fasılları var raporun. Orada atılacak hukuki adımlar var ve demokratik adımlar var. Şimdi demokratikleşme vaat ediyoruz hep beraber. Bu imzalardan bir süre sonra ülkenin ana muhalefet partisine, son seçimlerin, yerel yönetimlerin iktidar partisine, son seçimlerin birinci partisine, son anketlerin birinci partisine kayyum atıyorlar. Ya biz kayyımları ortadan kaldırmak üzere anlaşmışız. Bize kayyum atıyorlar. Şimdi bu şartlar altında Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler desteğimizi sürdürelim ama bu konuya seçmen ne diyecek? Bakın, normal ortalama meseleyi takip eden vatandaş ne diyecek? Yani bu, bu nasıl bir demokratikleşmedir, ki demokraside muhalefet olmazsa rejimin adı demokrasi olmuyor. Sen ana muhalefeti seçilmiş değil atanmış bir başkana yönetmeye çalışıyorsun. O yüzden bunu iktidarın da izah etmesi zor. Bizim de pozisyonumuzu seçmenimize izah etmemiz zor. Bu konuda yapılan bütün açıklamalar çok önemli. Yani muhalefet partilerinden yapılan açıklamalar, sürecin tüm taraflarından, aktörlerinden yapılan açıklamalar önemli. Bir aklı selimin hakim olmasını istiyoruz.
Bir de şu kadarını söyleyeyim. İlk başta çok ciddi bir süreç karşıtlığı varken biz gerçekten Türkiye’de barış olsun, Kürt meselesi barış içinde çözülsün, bir daha kardeş kanı akmasın, hiçbir anne ağlamasın diye önemli bir inisiyatif aldık ve sadece ben değil bütün arkadaşlarımız dönüştürücü bir liderlik yaptık ve bunun sonucunda hatta öyle şeyler yaptık ki yani belli noktalarda kefalet koyduk. Dedik ki şehit anneleri, gaziler bizim olduğumuz komisyondan korkmayın. Onlarla da biz konuştuk. Onların da gelip konuşmalarını sağladık. Ne barışa verdiğimiz destekten taviz verdik ne de samimiyetimizi kimseye sorgulattık ve önemli bir yerde durduk. Ondan sonra bunların karşılığında bu kadar kritik bir sürecin içinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne butlan kararı çıktı. Yani bu saldırı Cumhuriyet Halk Partisi’ne olduğu kadar Türkiye’nin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine de yapılmış bir saldırı. Bunu böyle okumak lazım.”

“Butlan kararı sürece de zarar veriyor”

Butlan kararının süreçle bir bağlantısı, ilgisi var mı sizce?

“Bu butlan kararının böyle verilmiş olmasının AK Parti’nin içindeki bir kliğin Cumhurbaşkanı’nı da ikna ederek attıkları çok sorumsuz ve çok tehlikeli bir adım olarak görüyorum ben. Ve zarar veriyor yani. Özgür Özel’in kişisel kanaatinin ne olduğundan ziyade şu anda bu kadar büyük bir hukuksuzluk için ayağa kalkmış milyonlara siz nasıl anlatacaksınız bu olayı?”

“Süreç yasaları ve demokratikleşme adımları eşzamanlı olmalı”

-Silah bırakanlara ilişkin bir çerçeve yasa hazırlanacak. Meclis Komisyonu raporunu tamamlamasının üzerinden 3 ay geçti ama hala ortada bir taslak yok. Temmuz ayında geleceği söyleniyor. İktidar neden bu konuda ağır hareket ediyor ve Temmuz’da eğer gelirse bu yasa sizin tutumunuz ne olur?

“Şimdi gerçekten hani niçin gecikiliyor veya niçin süreç böyle sürdürülüyor o konuda somut bilgi sahibi değilim. İlk başlardaki belli düzenli bilgilendirmeler de aksadı. Yani hem Milli İstihbarat Teşkilatı’nın hem süreçte inisiyatif alanların yaptıkları bilgilendirmeler de aksadı. Hassas bir noktada zarar vermek de istemem. Ama bahsettiğiniz hazırlıklar bir maddeyken, komisyon raporunun bir bölümüyken, demokratikleşme adımları da diğer bölümüdür ve biz hep söyledik peş peşe değil, iç içe olmalıdır, eş zamanlı olmalıdır. Topluma güven veren, toplumun tüm kesimlerini rahatlatan ve endişeleri, bütünleşik bir çözüm içinde bertaraf eden bir iş olmalıdır dedik. Şimdi geldiğimiz ve getirildiğimiz nokta gerçekten bu anlamda endişe verici. Yani ne yapmaya çalışıyorlar gerçekten anlayabilmiş değilim.”

“İktidara geldiğimizde Kürt meselesinin çözümü için ne gerekiyorsa yaparız”

-Siz CHP olarak ya da kuracağınız yeni siyasi hareket Türkiye’de iktidar olursa, Kürt sorununu nasıl çözeceksiniz?

“Orada tutumumuz açık. Yani biz zaten bu işin parlamentoda yapılmasının fikir sahibi partisi bizdik. Komisyon kuruldu. Komisyon hani daha demokratik oluşturulabilirdi, daha hızlı adımlar atabilirdi ama parlamento zemininde kimsenin dışlanmadan bu meselenin çözülmesi lazım. Biz cesaretle ve kararlılıkla bu sorunun çözülmesi için adımlar atarız. Zaten şu kadarını söyleyeyim ben. CHP’nin ana muhalefette olduğu dünya kadar zulüm gördüğü, Cumhurbaşkanı adayın içeri atıldığı, belediyelerine operasyon yapıldığı İstanbul il kongresinin iptal edildiği, İstanbul ile polisle girildiği süreçlerde bile biz hep dedik ki tarihin doğru tarafındayız. Yani muhalefetteyken ve bu işin dışına çıkalım diye her şey yapılmışken biz doğru yerde durduk. İktidardaki pozisyonumuz zaten hiç tartışılacak bir pozisyon değil. İktidar olduğumuzda bu sorunun çözümü için ne gerekiyorsa onu yaparız.”

“Siyasi yasak gibi bir utanca cesaret edeceklerini düşünmüyorum”

– Hakkınızda onlarca fezleke var. Dokunulmazlığınız kaldırılırsa siyaset yasağına kadar gidebilecek ihtimallerden endişe eden seçmenize ne mesaj vermek istersiniz?

“Ben ülke için endişe ediyorum. Demokrasi için, ülkenin geleceği için, barış için, kardeşlik için. Benim için endişe etmesinler. Bu ortak değerler için endişe eden herkesle bir mücadele hattında buluşursak hepimiz birbirimizi koruyabiliriz. O yüzden hani bir yıldır en çok duyduğum söz: “kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz”. O yüzden benim şahsımda bir endişeye gerek yok. Eğer Türkiye demokrasisi ana muhalefet liderinin önce bir darbeyle partisinin başından uzaklaştırılıp sonra da tutsaklaştırılması ve muhalefetin lidersizleştirilmesi sınavından geçecekse bu sınavı hep beraber veririz. Ama ben buna cesaret edebileceklerini de düşünmüyorum. Böyle bir ayıbı, böyle bir utancı Türkiye’ye yaşatmamalarını da öneririm.”