• Ana Sayfa
  • Kültür Sanat
  • Kadir İnanır’ın ardından: Kürt meselesinde diyalog ve barışçıl çözümün savunucusu

Kadir İnanır’ın ardından: Kürt meselesinde diyalog ve barışçıl çözümün savunucusu

Yeşilçam’ın jön kavramını salt bir “yakışıklılık” kalıbından çıkarıp ona toplumsal bir karakter katan Kadir İnanır, 77 yıllık ömrünü noktaladı. Karadeniz’in muhalif ve devrimci ruhuyla bilinen Fatsa ilçesinde, 1949 yılında doğan İnanır, ömrü boyunca barış ve adalet arayışını sinemasına ve duruşuna taşıdı.

Kadir İnanır’ın ardından: Kürt meselesinde diyalog ve barışçıl çözümün savunucusu
  • Yayınlanma: 26 Haziran 2026 19:23
  • Güncellenme: 26 Haziran 2026 20:10

Yeşilçam’ın jön kavramını salt bir “yakışıklılık” kalıbından çıkarıp ona toplumsal bir karakter katan Kadir İnanır, 77 yıllık ömrünü noktaladı.

Karadeniz’in muhalif ve devrimci ruhuyla bilinen Fatsa ilçesinde, 1949 yılında doğan İnanır, ömrü boyunca  barış ve adalet arayışını sinemasına ve duruşuna taşıdı.

Fatsa’da başlayan çocukluk yıllarının ardından İstanbul Haydarpaşa Lisesi ve Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Bölümü’nden mezun olan İnanır, 1968 yılında adım attığı sinemada kısa sürede sıradan bir başrol oyuncusu olmanın ötesine geçerek, haksızlığa karşı “kaşlarını çatan” ama mazlumun karşısında “eriyen” bir karaktere dönüştü.

Sinemayı hiçbir zaman salt bir eğlence aracı olarak görmedi. Canlandırdığı karakterlerde ezilenlerin, işçilerin, köylülerin ve mahpusların onurunu koruma kaygısı taşıdı.

“Tatar Ramazan” karakterinde vücut bulan “Ben bu oyunu bozarım!” repliği, sinema salonlarında ve ekranlarda yankılanmakla kalmadı, adaletsizliğe uğrayan geniş kitlelerin düzene karşı bir haykırışına dönüştü.

Kürt meselesinde barışın savunucusu

Kadir İnanır, bir sanatçının topluma karşı en büyük ödevinin “barışı savunmak” olduğuna inandı.

Türkiye’nin en köklü ve can yakıcı sorunlarından biri olan Kürt meselesinin çözümü konusunda hiçbir zaman elini taşın altına koymaktan çekinmedi.

Egemen siyasetin ve ana akım medyanın milliyetçi histeriyi körüklediği dönemlerde bile, diyalog ve barışçıl çözümün cesur bir savunucusu oldu.

2013 yılında başlayan Çözüm Süreci’nde oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti’nde Akdeniz Bölgesi temsilcisi olarak yer alması, onun siyasi duruşunun ve insani sorumluluğunun en somut göstergelerinden biriydi.

Bu süreçte ciddi bir linç kampanyasına ve milliyetçi çevrelerin hedef göstermelerine maruz kalmasına rağmen geri adım atmadı. Bu topraklara kalıcı bir barışın ve huzurun gelmesi için şehir şehir gezerek halkla buluştu, barışın dilini kurdu.

O dönem kendisine yöneltilen eleştirilere ve baskılara karşı şu sözleri, onun barışa olan inancının ve entelektüel aydın duruşunun özeti niteliğindeydi:

“Bu ülkede barışı istemek, barış için gövdesini taşın altına koymak her şeyden önce bir insanlık görevidir. Sinemamda hep bu toprakların insanını, acılarını anlattım. O acıların bitmesi için konuşmak gerekiyorsa, halkın birbiriyle kucaklaşması gerekiyorsa ben sonuna kadar varım. Sanatçı, halkının acısına gözünü kapatamaz.”

1 Mayıs alanlarında işçilerle yan yana

Kadir İnanır, 1970’li yıllardan bu yana işçi ve emekçi haklarını destekleyen tutumuyla da bilindi.

İnanır, Türkan Şoray, Tarık Akan ve Kemal Sunal gibi dönemin ünlü sinema sanatçılarıyla birlikte 1978’deki tarihi “Sinema Emekçileri” kortejine ve yürüyüşlerine katıldı.

Usta sanatçı günümüzde de 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayan mesajlarıyla emek mücadelesine destek verdi.

Barış mücadelesinde geri adım atmadı

Son yıllarında yaşadığı ağır sağlık sorunlarına rağmen Kadir İnanır, ülkenin demokratikleşmesi, hak ihlalleri, sanata yönelik sansürler ve Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi konularındaki hassasiyetini ve sesini hiç kısmadı.

Popüler kültürün getirdiği konforlu alanlara sığınmak yerine; halkın, ezilenlerin ve ötekileştirilenlerin yanında saf tutmayı seçti.

Siyasal iktidarların çizdiği sınırların içine hapsolmayı reddeden, güce biat etmeyen duruşunu ömrünün sonuna kadar korudu.

Kadir İnanır, ardında sadece yüzlerce nitelikli film değil; bu ülkenin eşit, özgür ve kardeşçe geleceğine olan inancıyla, barış mücadelesine kattığı kararlı bir duruş bıraktı.