• Ana Sayfa
  • Gündem
  • 17 Ağustos’un yıl dönümünde Türkiye Psikiyatri Derneği’nden deprem uyarıları

17 Ağustos’un yıl dönümünde Türkiye Psikiyatri Derneği’nden deprem uyarıları

Türkiye Psikiyatri Derneği 17 Ağustos Depremi’nin yıl dönümünde “Zaman geçirilmeden Afet bakanlığı kurulmalıdır” çağrısı yaptı. Derneğin açıklamasında “Başta meslek örgütü ve uzmanlık dernekleri katılımı ile Afetlerde Ulusal Ruhsal Sağlık Müdahale Stratejisi hazırlanmalı, bu amaçla tüm paydaşların katılımı ile bir kurul oluşturulmalıdır” denildi.

17 Ağustos’un yıl dönümünde Türkiye Psikiyatri Derneği’nden deprem uyarıları
17 Ağustos’un yıl dönümünde Türkiye Psikiyatri Derneği’nden deprem uyarıları
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 17 Ağustos 2026 13:42
  • Güncellenme: 17 Ağustos 2026 13:43

Türkiye Psikiyatri Derneği 17 Ağutos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde yaptığı açıklamada “Yaşanan son depremlerdeki deneyimler dikkate alındığında mevcut AFAD yapısı ivedilikle değiştirilmeli, zaman geçirilmeden Afet bakanlığı kurulmalıdır” çağrısı yaptı.

Türkiye Afet Müdahale Planı’nın  (TAMP) yaşanan aksaklıkları ve sahadaki işlevsizliği nedeniyle tüm paydaşların katılımı ile yeniden yazılması gerektiğinin de altının çizildiği açıklamada şunlar vurgulandı:

“Ruh sağlığı ile ilgili olarak yaşanan acı tecrübeler, ülke gerçekleri ve bilimsel veriler gözetilerek TAMP’da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uhdesinde yer alan ruhsal sağlık ve psikososyal destek görevinde Sağlık Bakanlığı ve sağlık kuruluşları ana planlayıcı olmalıdır.

Acilen başta meslek örgütü ve uzmanlık dernekleri katılımı ile Afetlerde Ulusal Ruhsal Sağlık Müdahale Stratejisi hazırlanmalı, bu amaçla tüm paydaşların katılımı ile bir kurul oluşturulmalıdır.”

‘Sadece ruhsal açıdan değil tüm yönleri ile afetler konusunda her türlü katkıyı sağlamaya hazırız’

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Türkiye, geçmişinde onlarca deprem yaşamış olmasına rağmen 17 Ağustos 1999’da depremlere karşı hazırlıksız bir ülkenin ağır yıkımını ve acısını bir kez daha yaşamıştı. Bu deprem, kağıt üzerinde kalan işlevsiz sivil savunma yapılanması yerine afet öncesinde de çalışacak kurumların oluşturulduğu, yapı güvenliği açısından deprem yönetmeliklerinin planlandığı, ülkenin yeniden yapılanması için deprem vergisinin konulduğu ve tüm kurumlar nezdinde önlemsizlik gerçeğinin sıkça dile getirildiği önemli bir milat olmuştu. Ne var ki bu farkındalık ülkenin deprem tarihine rağmen çok kısa sürmüş; deprem gerçeğiyle bağdaşmayan müdahale planları ve başta meslek örgütlerinin katkısı olmak üzere kolektif müdahaleyi yok sayan yapılanma nedeniyle yıllar içinde oluşmayan afet kültürünün ve sağlanamayan yapı güvenliğinin bedeli, 6 Şubat depremleriyle çok ağır ödenmiştir.

1999 Depremi’nin 27. yılında başta Marmara Depremi olmak üzere bugüne kadar depremlerde hayatını kaybedenleri anıyor, geride kalanların acılarını paylaşıyoruz.

Depremler her ne kadar doğal afet olarak nitelense de yıkımların önlenebilir olması, deprem sonrası müdahalenin planlanabilir ve işlevsel olmadığı taktirde mevcut yıkımdan çok daha fazla örselenmeye yol açması nedeniyle oluşturduğu ruhsal travma aynı zamanda insan kaynaklı kabul edilir. Afet riski bulunan bir coğrafyada ruhsal açıdan sağlıklı olmak öncelikle koruyucu ve önleyici tedbirlerle mümkündür. Bu travmanın izleri başta çocuklar olmak üzere yaşlılar, engelliler ve diğer kırılgan gruplarda çok daha derin ve kalıcı olmaktadır. Aynı önlemsizlik yalnızca depremlere özgü değildir: iş yerlerinde yeterli güvenlik tedbirlerinin alınmamasından yangınlar için yeterli ekipman bulunmamasına, Kartalkaya felaketinde görüldüğü gibi uygun olmayan yapı ruhsatlarından dere yataklarına inşa edilen konutlara kadar, yangın ve sel felaketleri de aynı yapısal ihmalin sonucu olarak hâlâ ülkemizin çözülemeyen sorunları arasındadır. Ancak bu açıklamanın odağını oluşturan depremler söz konusu olduğunda risk çok daha büyük ve yakındır. Depremler kuşağında yaşamamız, ülkemizde sismik boşluklarda büyük ölçekli deprem beklenen çok sayıda bölgenin olması, başta olası İstanbul Depremi olmak üzere büyük insani felaketlerin bekleniyor olması vakit geçirilmeden önlem alınmasını zorunlu hale getirmektedir. 6 Şubat depremleri ölümlerin, kayıpların ve yıkımların yanında afete hazırlığa ilişkin planların ve kurumların da ne kadar yetersiz olduğunu göstermiştir.

Afet gerçeği ile hareket etmek yaşanan her afet sonrasında yapılanların kutsanması yerine eksikliklerin belirlendiği sağlıklı analizler ile mümkündür. Daha önce de söylediğimiz gibi devlet kurumlarının kendi eksiklik raporlarını oluşturmadığı ve yapılan yanlışlar ve ihtiyaçlar dillendirmediği sürece sağlıklı bir planlama ve hazırlık da mümkün olmayacaktır. Depremlere hazırlık merkezi ve yerel yönetimlerin bir arada ve tüm sivil kuruluşların katılımı ile yapılmalı, hazırlık planları bilimin ve deneyimin ışığında gözden geçirilmelidir. Afet yönetiminin kurumsal yapısı, doğrudan toplumun ruh sağlığını belirleyen bir etken olduğu için Türkiye Psikiyatri Derneği aşağıdaki taleplerini bu bilinçle kamuoyuyla paylaşmaktadır: • Yaşanan son depremlerdeki deneyimler dikkate alındığında mevcut AFAD yapısı ivedilikle değiştirilmeli, zaman geçirilmeden AFET BAKANLIĞI kurulmalıdır.

Afetlere hazırlık planları deneyimler bilimsel gerçekler ışığında yenilenmeli, bu amaçla kısa adı TAMP olan Türkiye Afet Müdahale Planı yaşanan aksaklıkları ve sahadaki işlevsizliği nedeniyle tüm paydaşların katılımı ile yeniden yazılmalıdır.

• Ruh sağlığı ile ilgili olarak yaşanan acı tecrübeler, ülke gerçekleri ve bilimsel veriler gözetilerek TAMP’da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uhdesinde yer alan ruhsal sağlık ve psikososyal destek görevinde Sağlık Bakanlığı ve sağlık kuruluşları ana planlayıcı olmalıdır.

• Acilen başta meslek örgütü ve uzmanlık dernekleri katılımı ile Afetlerde Ulusal Ruhsal Sağlık Müdahale Stratejisi hazırlanmalı, bu amaçla tüm paydaşların katılımı ile bir kurul oluşturulmalıdır.

Türkiye depremler ülkesidir, depremler geleceğimizin değişmez gerçeğidir. Bu amaçla ülkemizdeki tüm kurumların iş birliği içerisinde hareket etmesi zorunludur. Türkiye Psikiyatri Derneği 6 Şubat depremleri öncesinde Afetlere Hazırlık Müdahale Birimi oluşturarak ve kendi afet müdahale planlarını hazırlayarak geçmişten edindiği deneyimleri ile deprem gerçeği ile hareket etme çabasındadır. Hazırlıklı olmanın ruhsal etkilenmeyi en aza indireceği bilimsel bilgisinden hareketle sadece ruhsal açıdan değil tüm yönleri ile afetler konusunda tüm kurumlara her türlü katkıyı sağlamaya hazırız.”

17 Ağustos’tan bugüne: 27 yılda ne değişti?