ABD ile İran arasında yaklaşık dört ay süren savaşın ardından haziran ayında varılan geçici ateşkes, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve tarafların daha kapsamlı bir anlaşma için müzakere yürütmesi beklentisi yaratmıştı.
Ancak ateşkesin yürürlükte olduğu dönemde de Hürmüz çevresindeki askeri hareketlilik sona ermedi. Ticari gemilere yönelik saldırılar, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü sürdürmesi konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle gerilim devam etti.,
Hark Adası çevresinde patlama sesleri
Son olarak 5 Eylül Cumartesi İran’ın Basra Körfezi’ndeki en önemli petrol ihracat merkezlerinden Hark Adası çevresinde patlama sesleri duyulduğu bildirildi.
![]()
İran’ın Fars Haber Ajansı, sabah saatlerinde bölgede birkaç patlama sesi duyulduğunu aktardı. Patlamaların ardından bölgede duman veya yangın görülmediği ve seslerin kaynağının henüz belirlenemediği belirtildi.
İran Öğrenci Haber Ağı (SNN) ise ABD’nin Hark Adası kıyısında küçük bir petrol tankerine saldırı düzenlediğini öne sürdü. Saldırıda can kaybı yaşanmadığı aktarıldı.
Hark Adası, İran’ın petrol ihracatı açısından kritik öneme sahip. Ada çevresindeki herhangi bir askeri hareketlilik bu nedenle yalnızca bölgesel güvenlik açısından değil, küresel enerji piyasaları açısından da yakından izleniyor.
Trump: İran ‘büyük bir mesele değil’

ABD Başkanı Donald Trump da İran’la çatışmaya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Trump, İran’la yaşanan gerilimi “askeri çatışma” olarak nitelendirirken, “İran bizim için büyük bir mesele değil” dedi.
ABD’nin İran’a karşı askeri olarak “çok başarılı” olduğunu savunan Trump, şu aşamada aktif bir saldırı halinde olmadıklarını ileri sürdü.
Trump ayrıca Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, bölgedeki gelişmelere göre yeni saldırılar düzenlenebileceği mesajını verdi. ABD Başkanı, boğazı petrol tankerlerinin geçişine açık tuttuklarını savundu.
Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile 24 Eylül’de görüşeceğini de açıklarken, Şi’den İran konusunda sürece dahil olmamasını istediğini söyledi.
Katar: ‘Çatışmanın tarafı değiliz’
İran ile ABD arasındaki çatışmanın bölge ülkelerine etkisi de sürüyor.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, İran’ın Katar’a yönelik saldırılarda yalnızca ABD üsleri ve varlıklarını hedef aldığı yönündeki açıklamasını reddetti. Ensari, İran saldırılarında sivil ve yerleşim alanlarının da zarar gördüğünü belirtti.
![]()
Ensari, Katar’ın Birleşmiş Milletlere sunduğu resmi kayıtlarda 1 Mart’taki saldırılarda 16 kişinin yaralandığının ve hasar meydana geldiğinin, 20 Temmuz’daki saldırılarda ise aralarında bir çocuğun da bulunduğu 3 kişinin yaralandığının kayda geçirildiğini aktardı.
İran’ın dayanak gösterdiği güvenlik değerlendirmesinin kapsamlı bir olay kaydı veya hukuki değerlendirme olmadığını belirten Ensari, Ras Laffan’daki gaz tesislerine yönelik saldırının da Katar’ın BM’ye sunduğu belgelerde yer aldığını söyledi.
“Katar çatışmanın tarafı değil” diyen Ensari, ülke topraklarının ve sivil altyapının hedef alınmasının “meşru karşılık” olarak gerekçelendirilemeyeceğini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise saldırılarda Katar’daki ABD üsleri ve varlıklarının hedef alındığını, sivillerin hedef alınmadığını savunmuştu.
Ateşkes sürdü ancak saldırılar durmadı
Haziran ortasında Washington ve Tahran arasında imzalanan İslamabad Mutabakatı, çatışmaların durdurulmasını ve 60 günlük bir geçiş sürecinde daha kapsamlı bir anlaşma için görüşmeler yapılmasını öngörüyordu. Mutabakat kapsamında İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden ticari geçişlere açması, ABD’nin ise İran’a yönelik deniz ablukasını kaldırması ve petrol ihracatının yeniden başlamasına imkan tanıması gündeme geldi.

Ancak taraflar özellikle Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, İran’a yönelik yaptırımlar ve ABD’nin askeri faaliyetleri konusunda anlaşamadı.
7 Temmuz’da Hürmüz Boğazı’nda üç ticari geminin hedef alınmasının ardından ABD Başkanı Trump geçici ateşkesin sona erdiğini açıkladı. Buna rağmen diplomatik temaslar tamamen kesilmedi.
İran ise 18 Temmuz’da ABD’nin mutabakat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek anlaşmadan doğan yükümlülüklerini askıya aldı.
Hürmüz yeniden çatışmanın merkezinde

Temmuz sonundan ağustos sonuna kadar doğrudan çatışmaların görece düşük seyretmesinin ardından gerilim 30 Ağustos gecesi yeniden yükseldi.
ABD güçleri, Hürmüz Boğazı’ndaki Lark Adası’nda İran’a ait füze fırlatıcılarını hedef aldı. Washington, İran Devrim Muhafızları’nın boğaza deniz mayınları yerleştirmeye hazırlandığını öne sürdü.
İran ise saldırıya Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ABD güçlerini hedef alan füze saldırılarıyla karşılık verdi. İran ayrıca Hürmüz Boğazı’nda bir ABD MQ-9 İHA’sını düşürdüğünü ve bir tankerin mayına çarparak alev aldığını ileri sürdü.
ABD’nin 1 Eylül’de İran’ın güneyindeki askeri hedeflere yönelik yeni saldırılarıyla çatışmalar yeniden genişledi. İran basını Keşm Adası, Bender Abbas, Sirik, Çabahar ve Kunarek’te patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.
İranlı yetkililerin açıklamalarına göre 30 Ağustos-2 Eylül arasında ABD saldırılarında 18 kişi yaşamını yitirdi, 142 kişi yaralandı.
Devrim Muhafızları: İki tanker mayına çarptı
Gerilimin merkezindeki Hürmüz Boğazı’nda son günlerde deniz trafiğine yönelik riskler de arttı.
İran Devrim Muhafızları, 2 Eylül’de Hürmüz Boğazı’nda “yasa dışı güzergahı” kullandığını öne sürdüğü iki petrol tankerinin mayına çarptığını ve patlama nedeniyle durduğunu açıkladı.

İran, boğazdaki geçişlerin kendi belirlediği güzergahlar üzerinden yapılmasını isterken ABD, ticari gemilerin serbest geçiş hakkını savunuyor.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise 29 Ağustos’ta Umman’la Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güzergahına ilişkin bir yol haritası üzerinde anlaştıklarını açıklamıştı. Pezeşkiyan, ABD’nin İslamabad Mutabakatı’ndaki yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde boğazın açılabileceğini söyledi.
ABD’nin İran’a yönelik ekonomik baskısı da artıyor
Askeri gerilimin yanında Washington’ın İran üzerindeki ekonomik baskısı da devam ediyor.
ABD, 4 Eylül’de İran’la bağlantılı olduğu gerekçesiyle İstanbul merkezli Golden Global Yatırım Bankası ile iki iştirakine yaptırım uyguladı. ABD Hazine Bakanlığı, söz konusu kuruluşların Çin ile İran arasındaki finansal işlemlerde ve İran petrol gelirlerinin nakit ve altına dönüştürülmesinde rol oynadığını ileri sürdü. Banka ise suçlamaları reddederek hukuki girişimde bulunacağını açıkladı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de İran’a karşı askeri, ekonomik, diplomatik ve gizli baskı seçeneklerinin tümünün masada olduğunu söyledi. Vance, Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın ABD’ye önemli ölçüde yardımcı olduğunu belirtti.
Petrol fiyatları yükseliyor
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor.

Brent petrolün varil fiyatı 4 Eylül’de 96,06 dolara kadar yükseldi. Haftalık artış yüzde 7,6’ya ulaştı. Hürmüz’den geçen tanker sayısındaki düşüş ve bölgedeki saldırı riski, küresel petrol arzına ilişkin endişeleri artırıyor.
ABD’de petrol sondaj kulesi sayısının da 29 Ağustos-4 Eylül haftasında iki artarak 449’a yükseldiği açıklandı. Baker Hughes verilerine göre sayı son bir yılda 35 arttı.
Brent petrol haftayı 95,85 dolardan, Batı Teksas tipi ham petrol ise 91,22 dolardan tamamladı.
Diplomasi için kapı tamamen kapanmış değil

Doğrudan çatışmalar yeniden başlamış olsa da tarafların açıklamalarında diplomasi seçeneği tamamen dışlanmış değil.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD’nin haziranda imzalanan mutabakat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde İran’ın da karşılık vereceğini ve müzakerelere açık olduğunu belirtiyor. Ancak Washington yönetimi mutabakatın mevcut haliyle yeniden uygulanmasına mesafeli.




