Yerine kayyım atanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, İlke TV programcısı Ahmet Ayva’ya bir mektup yolladı.
Kent Uzlaşısı nedeniyle 19 Mart 2025’te tutuklandığını hatırlatan Şahan “O gün bana yöneltilen suçlama yerel seçimlerde savunduğumuz Türkiye İttifakı – Kent Uzlaşısı siyaseti ve herkesin yerel yönetimlerde temsil edilmesiydi. Ben o siyasetin arkasında dün de duruyordum bugün de duruyorum. Nitekim 19 Mart’ta bana suçlama konusu yapılan bu zeminin bugün ülkenin geleceğine dair temel meselelerden biri haline gelmesini Türkiye adına önemli bir imkân olarak görüyorum. Benim için burada mesele kimin haklı çıktığı değil, Türkiye’nin doğru yere doğru yürümesidir. Sonrasında yaşananların kronolojisinin de önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.
Kent Uzlaşısı dosyasından tahliye ihtimalimin güçlendiği bir dönemde İBB dosyası kapsamında ikinci kez tutuklandığını hatırlatan Şahan “Bir süre sonra da Kent Uzlaşısı dosyasından henüz iddianamem bile çıkmadan tutukluluk incelemesinde tahliye edildim. Ancak hakkımda verilen ikinci tutuklama kararı nedeniyle Silivri’den çıkamadım” ifadesini kullandı.
17 aydır cezaevinde olduğunu geçtiğimiz hafta son tutukluluk incelemesinde ikinci kez heyet karşısına çıktığını kaydeden Şahan şöyle devam etti:
“Genç bir belediye başkanı olarak karşıma Türkiye’nin en büyük, en güçlü müteahhit ve iş insanları konmuş, hayatımla ve inandığım değerlerle asla bağdaşmayacak bi takım isnatlar oluşturulmuştu. Bu isnatlara tek tek cevap verdim. Hangi kararı neden aldığımı yetkimin nerede başlayıp nerede bittiğini yapılan işlemlerin sonucunda kamunun ne elde ettiğini ve bütün bunların karşılığında benim şahsen ne elde ettiğimi anlattım.”
Savunmasında kendine “üç basit soru” sorduğunu belirten Şahan “Ben ne yaptım? Yetkim neydi? Bütün bunların karşılığında şahsen ne elde etmişim? Dosyaya baktığımda gördüğüm sonuç çok açık: Ne para. Ne mülk. Ne ayrıcalık. Bana emanet edilen Şişli’nin hakkını kamunun malını ve insanların güvenliğini korudum” dedi.
Şahan şöyle devam etti:
“Yaptığım her işi aldığım her kararı 17 aydır vicdanımda tartıyorum. Bütün bunları mahkeme önünde anlatmama rağmen hakkımda bir kez daha tutukluluğun devamtı kararı verildi. Pazartesi günü yargılamanın yeni bir aşamasına geçiyor ve çapraz sorgulara başlıyoruz. Bu nedenle savunmamın tamamını ve hakkımdaki teknik isnatlara ilişkin hazırladığımız bilgi notlarını sizinle doğrudan paylaşmak istedim. İddiaları ve verdiğim cevapları yan yana koymanız belgeleri incelemeniz ve kendi değerlendirmenizi yapmanız benim için çok kıymetli. Savunmamda bugün içinde bulunduğumuz hukuk düzenine ve bu düzenin yarattığı sonuçlara ilişkin kaygılarımı da anlattım. İnsanların özgürlüklerinin birbirleri hakkında verdikleri ifadelerin karşılığına dönüşebildiği doğruyu söylemek yerine bir başkasını suçlamanın çıkış yolu olarak görülebildiği bir düzenin kimse için adalet üretemeyeceğini söyledim. Ben buna bir çark diyorum. Ve bu çarkın bir gün yön değiştirmesini bugün bize yapılanların yarın başkalarına yapılmasını da istemiyorum. Savunmamda söylediğim gibi: Ben bu çarkın yarın tersine dönmesini de istemiyorum. Ben bu çarkın durmasını bu çarkın kırılmasını istiyorum. Hukukun kimin karşısında olduğuna göre değişmediği insanların “bir başkasını suçlarsan kurtulursun” duygusuyla değil “doğruyu söylersen korunursun” duygusuyla yaşayabildiği bir ülkeye ihtiyacımız var. Birbirinin “etkin pişmanı” olan insanlara değil, en fazla birbirini rakip kabul eden demokratlara ihtiyacı var. Pazartesi günü çapraz sorgularımız başlıyor. Ben de bugüne kadar olduğu gibi yaptığım her işin ve aldığım her kararın hesabını açıkça vermeye devam edeceğim. 17 ayın sonunda dönüp baktığımda saklamak istediğim bir işim arkasında duramayacağım bir kararım yok. Vicdanım rahat. Ben işimi yaptım. Sevgi ve saygılarımla”




