• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Sincan Kadın Cezaevi’nde ağır hak ihlalleri: 9 kadının tahliyesi ertelendi

Sincan Kadın Cezaevi’nde ağır hak ihlalleri: 9 kadının tahliyesi ertelendi

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) avukatlarından oluşan heyetin, temmuz ayında Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde gerçekleştirdiği ziyaretlere ilişkin rapor yayımlandı.

Sincan Kadın Cezaevi’nde ağır hak ihlalleri: 9 kadının tahliyesi ertelendi
Sincan Kadın Cezaevi’nde ağır hak ihlalleri: 9 kadının tahliyesi ertelendi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 7 Kasım 2026 10:04

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan 14 kadınla yapılan görüşmeler sonucunda hazırlanan raporda; sağlık hizmetlerine erişim, barınma, hijyen, kötü muamele ve disiplin uygulamaları başta olmak üzere çok sayıda hak ihlali tespit edildi.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) avukatlarından oluşan heyetin, temmuz ayında Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde gerçekleştirdiği ziyaretlere ilişkin rapor yayımlandı.

Cezaevinde tutulan 14 kadınla yapılan görüşmeler temel alınarak hazırlanan raporda, kadın tutukluların sağlık, barınma, hijyen, güvenlik ve sosyal haklara erişim konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtildi. Tespit edilen ihlallerin tutukluların yaşamını ve fiziksel bütünlüğünü tehdit edecek boyuta ulaştığına dikkat çekilen raporda, cezaevi idaresinin kadınların taleplerine yaklaşımı da ele alındı.

Raporda, temel haklara erişimin engellenmesinin, kendine zarar verme ve intihar girişimleriyle sonuçlanan koşulları ağırlaştırdığı vurgulandı.

2026 yılında en az 4 kadın yaşamına son verdi

Raporda, 2026 yılında Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde en az 4 kadının yaşamına son verdiği bilgisi paylaşıldı. Tutukluların anlatımlarına dayandırılan değerlendirmelerde, bu ölümlerin öngörülebilir ve önlenebilir olduğuna dikkat çekildi.

Yakın zamanda yaşamını yitiren 23 yaşındaki bir kadının ölümüne ilişkin ihmallerin bulunduğu aktarıldı. Raporda, kadının ölümünden önce psikolojik destek talep ettiği ancak bu talebin cezaevi psikoloğu tarafından karşılanmadığı belirtildi. Ölümle sonuçlanan olayda müdahale ve hastaneye sevk süreçlerinde ciddi tıbbi ihmaller yaşandığı yönündeki beyanlara da yer verildi.

Olay sonrasında yürütülen idari soruşturmada tanık tutukluların ifadelerinin tutanaklara eksik veya hatalı geçirildiği aktarılan raporda şu değerlendirmeye yer verildi:

“Hayatını kaybeden mahpusun ölümünden önce psikolojik destek talebinde bulunduğu, ancak bu talebin hapishane psikoloğu tarafından görmezden gelindiği aktarılmıştır. Müdahale ve hastaneye sevk sürecinde ciddi tıbbi ihmallerin yaşandığı beyan edilmiştir. Olay sonrasında yürütülen idari soruşturma kapsamında tanık mahpusların beyanlarının tutanaklara eksik veya hatalı biçimde geçirildiği belirtilmiştir. Ölümün ardından başlatılan adli ve idari soruşturma süreçlerinin şeffaf, bağımsız ve etkili biçimde yürütülüp yürütülmediği kamuoyu tarafından bilinmemektedir.”

Raporda, yaşamını yitiren kadınların yanı sıra farklı tutukluların da intihar girişiminde bulunduğu ve kendilerine zarar verdiği belirtildi. Bu vakaların, cezaevindeki koşulların yaşam hakkı açısından oluşturduğu riskleri ortaya koyduğu ifade edildi.

Taleplerin karşılanması için kendilerine zarar vermeleri gerekti

Raporda, kadın tutukluların koğuş değişikliği, sağlık hizmetlerine erişim ve aileleriyle görüşme gibi temel taleplerinin uzun süre karşılanmadığı belirtildi. Bazı taleplerin ise ancak tutukluların kendilerine zarar vermesinin ardından yerine getirildiği aktarıldı.

Tutukluların anlatımlarına göre yaşanan bazı olaylar şöyle sıralandı:

  • Koğuş değişikliği talebi karşılanmayan bir kadına cezaevi müdürü tarafından mazgal arasından jilet verildi. Kadının bunun ardından boynunu kesmesi üzerine koğuş değişikliği talebi kabul edildi.

  • Başka bir kadın tutuklu, koğuş değişikliği talebine yanıt alamaması üzerine koğuşun camlarını kırdı. Bunun ardından hücreye götürüldü.

  • 18 yaşından küçük bir çocuk tutuklu, intihar girişiminde bulunmasının ardından süngerli odaya alındı.

  • Bir başka kadın tutuklu, aldığı cezayı öğrendikten sonra intihar girişiminde bulundu. Devlet korumasındaki çocuğuyla bir yıl boyunca görüştürülmemesi üzerine yeniden intihara teşebbüs etti. Tutuklunun ancak bu girişimin ardından çocuğuyla görüştürülmesine izin verildi.

Cezaevi müdüründen hakaret ve tehdit

Raporda, cezaevi personelinin kadın tutuklulara yönelik tutumları ve kötü muameleye ilişkin beyanlar da yer aldı.

Cezaevi müdürünün bir kadın tutukluya “Siz kimsiniz lan, sizi burada öldürürüm” sözleriyle hakaret ve tehditte bulunduğu aktarıldı. İnfaz koruma memurlarının da tutuklulara hakaret ettiği ve aşağılayıcı el hareketlerinde bulunduğu yönündeki anlatımlara dikkat çekildi.

Heyet, cezaevi personelinin tutumlarının yanı sıra tutukluların temel taleplerinin karşılanmamasının ve kendilerine yönelik uygulamaların yarattığı baskının da raporda ortaya konulan hak ihlallerinin önemli bir boyutunu oluşturduğunu belirtti.

Kadın tutukluların sağlık ve hijyen ihtiyaçları karşılanmıyor

Raporda, kadın tutukluların sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan sorunlara geniş yer ayrıldı. Jinekolojik tarama ve doğum kontrolü gibi koruyucu sağlık hizmetlerinin düzenli biçimde sunulmadığı, bazı kadınların doğum kontrolü amacıyla hastaneye sevk edilmeyi haftalarca beklediği kaydedildi.

Kadınların hijyen ihtiyaçlarının karşılanmasında da ciddi eksiklikler bulunduğu belirtildi. Ücretsiz dağıtılan pedlerin kalitesiz olduğu, kişisel hijyen ihtiyaçları için yalnızca duş jeli verildiği aktarıldı. Regl döneminde uygulanan kıyafet kotasının da kadın tutuklular açısından sorun yarattığı ifade edildi.

İlaç ve tedaviye erişimde yaşanan ihlallere de dikkat çekilen raporda, astım hastası olan ve düzenli olarak risperidon kullanması gereken bir kadının yaşadıkları aktarıldı. Buna göre infaz koruma memurları, kadına ilacını ancak ağzını açması koşuluyla veriyordu. Kadının bu uygulamaya karşı çıkması üzerine hakkında disiplin soruşturması başlatıldı.

Ameliyat sonrası tedaviye iki ay boyunca erişemedi

Raporda sağlık hakkına ilişkin diğer ihlaller de ayrıntılı biçimde sıralandı. Buna göre:

  • Koğuşta yaşanan bir intihar olayının ardından cam kesiğiyle yaralanan bir başka kadın tutuklunun, ameliyat sonrasında fizik tedavi ve ilaç talepleri yaklaşık iki ay boyunca karşılanmadı. Kan kaybı nedeniyle sık sık bayıldığı, tendon hasarı nedeniyle sol elini kullanamadığı bildirildi.

  • Elinde cam parçası kaldığını infaz koruma personeline bildiren ve doktora götürülmesini isteyen tutuklunun talebi, “Oraya sakız ya da ağda yapıştır çek” denilerek geri çevrildi.

  • Aynı tutuklunun, yaşanan intihar olayının ardından ciddi biçimde etkilenen ruh sağlığı için psikologla görüşme talebi de uzun süre karşılanmadı. Fizik tedaviye çok geç başlandığı, sol elinin parmaklarını sınırlı ölçüde açıp kapatabildiği ve kalem tutmakta dahi zorlandığı aktarıldı.

  • İlaçların tutuklulara genel olarak geç ulaştırıldığı, bu durumun düzenli tedaviye erişimi fiilen engellediği belirtildi.

  • Gebelik veya ileri yaş durumu gözetilmeksizin, tedavi amacıyla hastaneye sevk edilen bütün tutuklulara kelepçe takıldığı kaydedildi.

İleri yaştaki kadınlar temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor

Raporda, cezaevinde bulunan ileri yaştaki kadın tutukluların yaşam koşullarına da dikkat çekildi. Aktarılan bilgilere göre 65 ve 66 yaşlarındaki iki kadın, günlük ihtiyaçlarını tek başlarına karşılayamıyor.

Bu kadınların bakım ve destek ihtiyaçlarının karşılanması için koğuş arkadaşlarının yaptığı başvuruların ise cezaevi yönetimi tarafından yanıtsız bırakıldığı belirtildi.

24 kişilik koğuşta 34 kadın tutuluyor

Barınma koşullarına ilişkin tespitlerde, 24 kişilik kapasiteye sahip bir koğuşta 34 kadın tutuklunun bulunduğu kaydedildi. Kapasitenin aşılması nedeniyle bazı kadınların tuvalet ve banyo önüne serilen yataklarda uyumak zorunda kaldığı belirtildi.

Bu durumun hijyen sorunlarına yol açtığına dikkat çekilen raporda, benzer barınma koşullarının cezaevindeki başka koğuşlarda da yaşandığı aktarıldı.

Koğuşun tamamına hücre cezası verildi

Disiplin uygulamalarına ilişkin bölümde, bir koğuşta yaşanan tartışma gerekçe gösterilerek koğuşta bulunan bütün tutuklulara hücre cezası verildiği belirtildi.

Tutukluların 5-17 Temmuz tarihleri arasında 12 gün boyunca hücrede tutulduğu ve bu süre içinde havalandırmaya çıkarılmadığı kaydedildi.

Aynı süreçte tutukluların gıda zehirlenmesi yaşadığı, günlerce kusma ve ishal şikâyetleri bulunmasına rağmen herhangi bir sağlık müdahalesi yapılmadan hücrede tutulmaya devam edildiği aktarıldı.

Raporda ayrıca aralarında husumet bulunan tutukluların aynı koğuşa yerleştirildiği yönündeki beyanlara da yer verildi.

Ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerinin sosyal faaliyetleri engelleniyor

Raporda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kadın tutukluların atölye, kurs ve sohbet faaliyetlerine katılmalarının engellendiği belirtildi. Bu kişilerin spor faaliyetlerine katılımının ise haftada 45 dakika ile sınırlandırıldığı kaydedildi.

2023 yılında cezaevi müdürünün değişmesinin ardından, daha önce farklı alanlarda çalışma imkânı bulunan tutukluların bu haklardan yararlandırılmadığı aktarıldı.

Heyet, sosyal faaliyetlere katılımın engellenmesinin tutukluların sosyal haklarını ve cezaevi yaşamındaki koşullarını doğrudan etkilediğine dikkat çekti.

9 siyasi kadın tutuklunun tahliyesi ertelendi

Raporda, politik kadın tutukluların koşullu salıverilme haklarının İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) kararlarıyla engellendiğine ilişkin tespitlere de yer verildi.

Bu bölümdeki bilgilerin, ÖHD Ankara Şubesi Hapishane ve Kadın Komisyonu’nun çalışmaları, Ekim 2023’te yayımlanan “Tahliye Hakları Elinden Alınan Kadın Mahpuslar” başlıklı raporu ve sonrasında edinilen bilgiler temel alınarak hazırlandığı belirtildi.

İdare ve Gözlem Kurullarının hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle tutukluların tahliyelerini ertelediği aktarıldı. Erteleme sürelerinin 3, 6, 9 veya 12 ay olarak belirlendiği kaydedildi.

Söz konusu uygulamanın ilk olarak Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde yoğunlaştığı, daha sonra diğer cezaevlerine yayıldığı belirtildi. Sincan’ın bu uygulama bakımından pilot cezaevi işlevi gördüğü değerlendirmesine yer verilen raporda, 9 siyasi kadın tutuklunun tahliyesinin İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla ertelendiği vurgulandı.

Uluslararası sözleşmeler ve Anayasa’nın 17’nci maddesi hatırlatıldı

Raporun genel değerlendirme bölümünde, cezaevinde yaşanan ihlallerin yaşam hakkı, sağlık, barınma ve kötü muamele başta olmak üzere birçok alana yayıldığı belirtildi.

Tutukluların temel haklarına ve taleplerine erişiminin engellenmesinin, kendilerine zarar verme ve intihar girişimleriyle sonuçlanan koşulları ağırlaştırdığı ifade edildi.

Heyet, tespit edilen ihlalleri değerlendirirken uluslararası ve ulusal hukuk düzenlemelerine dikkat çekti. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Mahpuslara Muameleye Dair Asgari Standart Kuralları (Mandela Kuralları), Kadın Mahpuslara Muamele ve Kadın Suçlular için Hapis Dışı Tedbirlere İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları (Bangkok Kuralları), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 2’nci ve 3’üncü maddeleri ile Anayasa’nın 17’nci maddesine işaret edildi.

Raporda, devletin gözetimi altındaki tutukluların yaşamını ve sağlığını koruma yükümlülüğü bulunduğu hatırlatıldı. Cezaevi koşullarının ve idari uygulamaların bu yükümlülükler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Heyetten 9 maddelik talep listesi

ÇHD, ÖHD ve CİSST avukatlarından oluşan heyet, raporda ortaya konulan tespitler doğrultusunda yetkililere yönelik taleplerini de sıraladı.

Heyetin talepleri şöyle:

1. Yaşamını yitiren tutukluların ölümlerine ilişkin adli ve idari soruşturmaların bağımsız, etkili ve şeffaf biçimde yürütülmesi, soruşturma sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması.

2. Cezaevi müdürü hakkındaki kendine zarar vermeye ve intihara teşvik, jilet verme, hakaret ve tehdit iddialarının ivedilikle ve bağımsız biçimde soruşturulması; soruşturma süresince müdürün görevden uzaklaştırılması.

3. Başta Sincan Kadın Kapalı Cezaevi olmak üzere bütün cezaevlerindeki sağlık, barınma ve disiplin uygulamalarının Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumu ve işkenceyi önleme mekanizmaları gibi bağımsız kurumlar tarafından düzenli ve habersiz biçimde denetlenmesi.

4. Tutukluların yasal taleplerine erişebilmelerini sağlayacak etkili, erişilebilir ve hesap verebilir bir başvuru mekanizmasının hayata geçirilmesi.

5. Kadın tutukluların cinsiyete özgü sağlık ve hijyen ihtiyaçlarının Bangkok Kuralları başta olmak üzere uluslararası standartlara uygun biçimde karşılanması.

6. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan tutuklular da dahil olmak üzere bütün tutukluların atölye, kurs, sohbet ve spor haklarından yasal çerçevede tam olarak yararlandırılması.

7. Bakıma ihtiyaç duyan ve ileri yaştaki tutukluların gereksinimlerinin uygun kurumlara nakil veya özel destek yoluyla karşılanması.

8. İdare ve Gözlem Kurullarının koşullu salıverilme değerlendirmelerinde nesnel, denetlenebilir ve kanuni ölçütlere bağlı hareket etmesinin sağlanması; 3, 6, 9 ve 12 aylık periyodik erteleme uygulamalarının hukuki dayanağının ve cezaevlerinin genelindeki sonuçlarının incelenmesi.

9. Koşullu salıverilme koşullarını taşıyan siyasi tutukluların tahliyelerinin hukuki dayanaktan yoksun ve keyfi İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla ertelenmesine son verilmesi; tahliyeleri ertelenen 9 siyasi kadın tutuklu hakkında verilen kararların bağımsız biçimde incelenmesi ve hukuka aykırı erteleme uygulamasından vazgeçilmesi.

Raporda, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tespit edilen ihlallerin giderilmesi için bağımsız denetim mekanizmalarının işletilmesi, tutukluların temel haklarının güvence altına alınması ve sorumlular hakkında etkili soruşturmalar yürütülmesi gerektiği vurgulandı.