Almanya’nın başkenti Berlin’de dün (20 Eylül) düzenlenen eyalet seçimlerinde, Sol Parti’nin (Die Linke) % 25,7 ile birinci çıkması, Saksonya-Anhalt eyaletindeki AfD zaferinin ardından merkez partilerin peş peşe düşüşe geçtiği yeni bir siyasi tablo ortaya koydu.
Hıristiyan Demokratlar (CDU), Berlin’de Sol Parti’nin ardından yüzde 18,8’le ikinci olsa da, 2023’te zaferle çıktıkları seçimlerle kıyaslandığında eyalette %9 oy kaybetti.
Kenti üç buçuk yıldır Almanya’nın diğer köklü merkez partilerinden, koalisyondaki SPD (Sosyal Demokrat Parti) ile yöneten ve federal iktidarın da “büyük ortağı” olan Hıristiyan Demokratlar’ı bundan sonra zor bir sınav bekliyor.
Berlin seçimleri, Almanya’da devam eden eyalet seçimleri için kritik önemdeydi. Çünkü bu göreve gelen siyasetçi, Berlin’in hem eyalet hem başkent statüsüne sahip olması nedeniyle, “Hükümet Eden Belediye Başkanı” ünvanını almış oluyor. Sol Parti’nin adayı Elif Eralp, dün elde ettiği seçim üstünlüğüyle kentin siyasi tarihinde bu görevi üstlenecek ilk göçmen kökenli siyasetçi olmaya en yakın isim.
Başbakan Merz ise, lideri olduğu Hıristiyan Demokratlar’ın (CDU) koalisyon seçeneğine bile “prensipte” kapalı olduğu ve birini “sağ”, diğerini “sol uçta” gördükleri bu iki parti (Die Linke, AfD) tarafından üst üste aldığı darbelerle sarsılıyor.

Almanya’da merkez siyasetin sonu mu?
Almanya’da hem Hıristiyan Demokratlar’ın hem Sosyal Demokratlar’ın yaşadığı oy kayıpları, merkez partilerin kıtayı sarsan güncel sorunlara etkili yanıt üretememesinin bir sonucu olarak yorumlanıyor.
Avrupa Birliği’nin (AB) en büyük ekonomik gücü olan Almanya’nın uzun zamandır Ukrayna’da devam eden savaşa ayırdığı mali kaynakların ve buna bağlı olarak görece artan hayat pahalılığının seçmenin önceliklerini değiştirdiği ifade ediliyor.
Rusya’nın doğalgaz ambargosu nedeniyle yaşanan enerji tedariki krizi, Almanya’nın elektrik altyapısına düzenlenen sabotaj eylemleri, son olarak Leipzig Havalimanı’ndaki saldırı girişiminin faili olarak Rusya pasaportlu bir Belarus vatandaşının adının açıklanması; ülkede yaşayanlar için çok katmanlı jeopolitik risklerin de 1945’ten sonra ilk kez yeniden belirgin hale geldiğini gösteriyor.
Avrupa’nın korunaklı kabuğunun kırılması, stabil gündelik hayatın yerini belirsiz ve uzayan çatışmalar momentine bırakması, bu ülkelerde yaşayanların mevcut iktidarlara güveninin sarsıldığına ilişkin görüşlere kıtada ivme kazandırdı.

81 yıl sonra ilk: Merz’in partisi baraj altı kaldı
Hıristiyan Demokratlar’ın, aynı gün içinde kaybettiği bir diğer eyalet seçimi de kuzeydoğudaki Mecklenburg-Vorpommern’de gerçekleşti.
Başbakan Merz’in lideri olduğu CDU, burada oyların yüzde 4,9’u alarak yüzde 5’lik seçim barajını aşamadı.
Parti 81 yıllık tarihinde ilk kez bir eyalet parlamentosuna giremedi.
Eyalette, yüzde 38,2’lik oranla 2021 seçimlerine kıyasla oyunu iki katından fazla artıran Almanya için Alternatif Parti (AfD) birinci oldu.
Başbakan Merz, koltuğunu korumakta ısrarcı
Üst üste aldığı seçim yenilgileriyle üzerindeki istifa baskısı artan Merz, sonuçların açıklanması sonrası görevinde kalacağını söyledi:
“Mecklenburg-Vorpommern’deki sonucu güzelleştiremeyiz, bu bir felaket. Reformlar yapılmalı. Bu sorumluluğu üstleniyorum çünkü ülkemizi ileriye taşımak istiyorum.
Şimdi yapılması gerekenler omurga, kararlılık ve sabır gerektiriyor. CDU parti başkanı ve her şeyden önce ülkemizin başbakanı olarak göstereceğim.”
Merz ayrıca, partisinin “çok mücadele ettiğini” söylese de, SPD ve AfD arasındaki gerilimde ezildiğini” belirtti.
CDU’nun Berlin’deki adayı Stefan Evers için de “Tam bir bağlılık ve büyük bir özveriyle CDU’yu saygın bir sonuca taşıdı” ifadelerini kullandı.
Ülkede bir şeylerin değişmesi gerektiğini savunan Merz, 6 Eylül’de Saksonya-Anhalt eyaletindeki seçimde, partisi CDU’nun yarı yarıya oy kaybetmesi nedeniyle parti içinde de eleştiriliyordu.
İstifa baskısı altındaki Merz, konuşmasında görevine devam edeceği mesajı verdi.
Merz, “Şu anda yapılması gerekenler, cesaret, kararlılık ve sabır gerektiriyor. CDU Parti Başkanı ve her şeyden önce ülkemizin Federal Şansölyesi olarak bu nitelikleri sergileyeceğim” dedi.

Berlin’de şimdi ne olacak?
Sol Parti’nin seçimlerden birinci parti çıkması, kentte Hıristiyan Demokrat (CDU) ve Sosyal Demokrat (SPD) koalisyonun yönetiminden rahatsız olan kesimleri değişim için heyecanlandırmış görünse de, bu sonuçlar Eralp’in eyalet başbakanlığını üstlenmesi için yeterli değil.
Anketler, hiçbir partinin tek başına iktidara gelebilecek sandalye sayısına ulaşamadığını ve Sol Parti’nin (Die Linke) en az iki koalisyon ortağına ihtiyacı olacağını gösteriyor.
Burada öne çıkan alternatif Sol Parti liderliğinde, SPD ve Yeşiller tarafından üçlü bir koalisyon kurulması. Seçimlerde Stefan Evers’in liste başı adayı olduğu CDU’nun sürpriz yapıp yarışı ilk sırada tamamlaması durumunda ise gözler bu kez Hıristiyan Demokratlar’ın liderliğinde üçlü bir koalisyon alternatifine çevrilecek. Dolaysıyla SPD ve Yeşiller, nasıl bir koalisyon hükümeti kurulacağında belirleyici olacak.
SPD’nin adayı Steffen Krach, seçim kampanyası süresince tercihlerinin Hıristiyan Demokratlar (CDU) mu yoksa Sol Parti mi olacağı konusunda soruları yanıtsız bırakırken, önce seçim sonuçlarını görmek istediklerini söylemişti. SPD’nin, Eralp’in konut şirketlerini kamulaştırma vaadi nedeniyle Sol Parti ile bir koalisyon yerine, CDU ile bir koalisyonu tercih edebileceği konuşuluyor. (Kaynak; Haber Merkezi, DW, BBC Türkçe, The Guardian)




