Fransa’da liselilerin 17 Eylül’de nitelikli eğitim talebiyle başlattığı eylemler, Avrupa’nın birçok noktasına yayılarak devam ediyor.
Birçok ülkede polis şiddetine ve olağanüstü hâl kararlarına rağmen süren eylemlere öncülük eden öğrencilerin talepleri farklı olsa da sorunları aynı.
Fransa, Arnavutluk ve İtalya’dan öğrenciler, haftalardır süren eylemlere ilişkin deneyimlerini, izlenimlerini ve taleplerini İlke TV’ye anlattı.
İlke TV’ye konuşan Bordeaux Üniversitesi Siyaset Bilimi son sınıf öğrencisi Marceau Laffont, Mayotte’da başlayan lise eylemlerinin Fransa genelindeki diğer öğrenciler tarafından sahiplenilmesinde niteliksiz eğitim koşullarının belirleyici olduğunu; çünkü artık iyi bir eğitim almanın gençlerin geleceğini kurtarmaya yetmediğini söyledi:
“Liselilerin başlattığı bu eylemler Fransa’da toplumun farklı kesimleri tarafından da sahiplenildi ve bunun sonucunda üniversiteliler, sarı yelekliler ve birçok grup kendi talepleriyle eylemlere katılmaya başladı. Herkesin talepleri farklı olsa da artan yaşam maliyetleri ve temel ihtiyaçlara erişimin kısıtlanması gibi konularda ortaklaşıyoruz.”
Z Kuşağının sosyal medya sayesinde dünyanın çok farklı noktalarında ne olup bittiğini görebilir hâle geldiğini belirten Laffont, bu sayede Nepal’den Mayotte’ye haksızlıkların yaşandığı birçok noktadaki mücadelelerden öğrenen gençlerin kendi geleceği için ilham alabildiğini vurguladı.

Marceau Laffont
“Mücadelemizde Macron hariç herkese yer var”
Ayrıca sosyal medyanın etkisiyle kendi kendilerini örgütleyebildiklerini kaydeden siyaset bilimi öğrencisi, Fransa’da seçimlerin yaklaştığını ve bu nedenle eylemlerin de politikleştiğini ekledi:
“Örneğin Boyun Eğmeyen Fransa’nın talepleriyle öğrenciler ve sarı yeleklilerin talepleri neredeyse aynı. Eylemler bağımsız mekanizmalarla örgütlense de Melenchon gibi politik figürler de ön plana çıkıyor. Nitekim, doğrudan bir parti ile ilişkilendirmek istemesek de yürüttüğümüz mücadelede Macron hariç tüm partilere yer var. Çünkü bizi eylem yapmaya iten şey Macron’un 10 yıllık iktidarında uyguladığı politikalar.”
Eylemlere dönük polis şiddetinin ise bazı kesimleri öfkelendirerek sokaklara taşırken kimi insanları ise korkuttuğunu belirten Laffont, oldukça barışçıl protestolarda bile inanılmaz polis müdahalelerine şahit olduklarını ve bu durumun eylemleri daha da radikalleştirdiğini savundu:
“Örneğin geçtiğimiz ay iki öğrencinin atılan bir bomba nedeniyle ellerini kaybettiğini gördük. Plastik mermiler nedeniyle gözlerini kaybeden öğrenciler oldu. Oldukça barışçıl yöntemlerle taleplerini dile getirmek isteyenlerin bunları gördüğünde cesaretleri kırılması doğal. Ek olarak Macron 24 Ekim’de yapılacak protestoda askerleri sahaya süreceğini söylüyor ve bu olursa farklı bir şiddete de tanıklık edeceğiz.”
“Mevcut yönetim halkın taleplerini dinlemiyor”
Yaklaşan seçimlerde Macron’u yenmek istediklerini söyleyen öğrenci, şu an temel taleplerinin demokratik ortamın sağlanması ve halkın karar alma süreçlerine katılımının artırılması olduğunu da anlattı.
Ekonomik talepler ile sokağa dökülen halkın dinlenmesi ve taleplerine dair adımlar atılması gerektiğini savunan Laffont, ekonomik talepli bu eylemlerin 2018’de Sarı Yelekliler tarafından başlatıldığını hatırlatarak şunları da ekledi:
“Macron o dönemki eleştirilere karşı ‘beğenmiyorsanız seçimlerde başka bir partiye oy verebilirsiniz’ demişti fakat 2024 seçimlerinde bu sözün samimi olmadığını gördük. Çünkü az farkla birinci olan Boyun Eğmeyen Fransa’nın başarısına saygı duyulmadı ve ülkeyi kendi atadığı isimlerle yönetmeye devam etti. Nitekim insanlar artık bu yönetimden bıktı ve bu nedenle protestolar şiddetli geçiyor ve genel grev gibi kararlar alınıyor.”
Yaşadığı şehirde rektörün üniversite işgal edilmesin diye eğitimi durdurduğunu belirten Laffont, gün boyu süren eylemleri sosyal medya uygulamalarından öğrendiğini ve protestolar bitse de heyecanının bitmediğini söyledi:
“Eylemler çok kitlesel geçiyor ve o kalabalıklar bize iyi hissettiriyor. Çünkü birilerinin bizi dinleyebileceğini hissediyoruz. Fakat ertesi gün Macron daha saçma kararlar alıyor ve mücadele de giderek sertleşiyor.”
Emir Leçini: “Arnavutluk’ta temel talep Edi Rama’nın istifası”
Fransa’daki eylemlerin Arnavutluk’taki Edi Rama karşıtı protestoları da yeniden alevlendirdiğini anlatan Emir Leçini ise, taleplerinin ve hareketin seyrinin diğer ülkelerden farklı olduğunu belirtti.
Batı Avrupa ülkelerine kıyasla Arnavutluk’ta daha yozlaşmış bir sistemin hâkim olduğunu söyleyen Leçini, ana talebin hükümetin istifası olduğunu belirterek eğitim gibi kamusal hizmetlere ayrılan bütçenin artırılması talebinin daha geri planda olduğunu vurguladı.
Öğrencilerin öncülük ettiği protestolarda kampüslerde bir araya gelindikten sonra Millî Eğitim Bakanlığı ve Başbakanlık gibi kurumlara yüründüğünü aktaran Leçini, ülkesindeki eylemlerde Fransa’daki gibi işçi sınıfının desteğinden söz etmenin de mümkün olmadığını söyledi:
“Doktorlar ve akademisyenler gibi kimi kamu emekçileri eylemlere katılıyor ama bu katılımlar öğrencileri desteklemek motivasyonuyla şekilleniyor. Oysa Fransa’da sarı yelekliler gibi birçok grup kendi talepleriyle hareketin parçası oldular ve büyük işçi sendikaları tarafından genel grev kararları alındı. Buradaysa boykot gibi yöntemler uygulanıyor. Hayatı akademik alanda ve tüketimden gelen gücümüzle durdurmaya çalışıyoruz.”

Emir Leçini
“Yaralandım ama iyileştiğim gibi alanlara döneceğim”
Fransa’daki eylemler ile yeniden gündeme gelen polis şiddetinin Arnavutluk’ta uzun süredir var olduğunu hatırlatan Leçini, hukuksuz gözaltıların tepki toplamasına rağmen artan şiddetin insanları korkuttuğunu ifade etti.
Katıldığı eylemlerde yaralandığı için bir süredir yürüyüşlere katılamayan Leçini, hükümetlerin başvurduğu polis şiddetinin problemi ortadan kaldırmaktansa büyüttüğünü vurgulayarak şunları ekledi:
“İyileştiğim gibi yeniden alanlarda olacağım. Protestolar nereye gider bilmiyorum çünkü bu noktada halkın iradesi belirleyici olacak. Şahsi olarak Edi Rama istifa edene kadar bu eylemlere destek vermek isterim.”
Tüm Avrupa’yı etkisi altına alan eylemler İtalya’nın kuzeyinde öğrenciler tarafından sürdürülürken güneydeki yoksul köylülerin, çiftçilerin ve küçük esnafların talepleriyse ülke genelinde belirleyici.
“İtalya’da silahlanmanın faturası halka kesiliyor”
İlke TV’ye konuşan Milano Üniversitesi öğrencisi Elisa Frigeni ve Bari’deki bir lisede son sınıf öğrencisi olan Alessia Labertino, son yıllarda artırılan savaş harcamalarının temel ihtiyaçlara erişimi kısıtladığını belirterek “halk için bütçe” talebinin büyüdüğünü söyledi.
Yaşadığı bölgede tarıma dayalı bir ekonomi olduğunu belirten liseli Alessia Labertino, vergilerle üretim maliyetlerinin artmasına karşılık satış fiyatlarının sabit kalması nedeniyle köylülerin zeytin gibi ürünlerini artık toplamadığını ve hükümetin attığı adımların yetersizliğinin ise halkın öfkesini büyüttüğünü söyledi.

Alessia Labertino
Ülkede ulaşıma ayrılan bütçenin azalmasıyla gıda ve mazot gibi ihtiyaçlara erişemez hâle geldiklerini belirten 17 yaşındaki Labertino, kıtlık hâlinin insanları eyleme veya yağmaya sürüklediğini belirterek medyanın ise bu gelişmeleri taraflı şekilde yansıttığını ifade etti:
“Benim yaşadığım bölgede marketler boş olmasına rağmen eylemler barışçıl şekilde devam ediyor ancak medya Milan ve Roma gibi büyük şehirlerdeki kimi şiddetli eylemleri öne çıkartarak yanlış bir algı yaratmaya çalışıyor. Oysa yağmalanan marketler yerine Güney’deki boş marketleri ve benzin istasyonlarını göstermeliler.”
Meloni hükümeti tarafından gözaltı yaşının 14’e düşürülmesine dair görüşlerini de paylaşan liseli Labertino, bu gelişmeyi korkunç bulduğunu belirterek yapılması gerekenin hakkını arayan liselileri cezalandırmaktansa onların taleplerini dinlemek olduğunu savundu.
Elisa Frigeni: “Ekonomi büyüyor, halkın ekmeği küçülüyor”
Milano Üniversitesi’nde edebiyat eğitimi gören Elisa Frigeni de ülkesinin güneyinde yaşanan krizlerin kendi hayatlarını da etkilediğini söyleyerek şunları söyledi:
“Son yıllarda Meloni iktidarı tarafından artırılan savaş harcamaları temel hizmetlerden kesiliyor. Bu yüzden eğitim, sağlık, barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçlara eskisi gibi erişemiyoruz. Artık üniversite mezunları bile paylaşımlı evlerde yaşamak zorunda. Büyük şehirlerde yaşamak imkânsız hâle geldi. Turizm gelirleri artıyor ama vatandaşların ekmeği küçülüyor.”

Elisa Frigeni
Son yıllardaki gidişatın iktidara karşı tepkiyi büyüttüğünü belirten Frigeni, öğrenciler olarak sürdürdükleri eylemlerin halkın geniş kesimleri tarafından desteklendiğini belirterek şunları ekledi:
“Bahsettiğim nedenlerden dolayı gençler artık İtalya’da yaşamak istemiyor. Bu yüzden eskiden ayrı kollardan ilerleyen işçi ve gençlik hareketleri artık birleşiyor çünkü kimse ülkenin geleceği olan bizlerin göç etmesini istemiyor. Bu yüzden birçok işçi sendikası 20 Kasım’da gerçekleştireceğimiz büyük grevi destekleme kararı aldı.”
İtalya’daki siyasi partilerin geçmişte yaptığı hataları hatırlatarak öğrencilerin onlara güvenmediğini belirten Frigeni, kendi örgütlülüklerini koruyabildikleri takdirde kazanabileceklerini söyleyerek “Meloni’ye oy veren çiftçiler bile meydanlarda. Birliğimizi koruyabilirsek önümüzdeki 5 yılı Meloni’ye teslim etmemiş olacağız.” diye konuştu.



