Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün saat 14.00’te CHP Ankara İl Başkanlığı önündeki Güvenpark’ta partilileri ve yurttaşları bayramlaşmaya çağırdı. Mahkemenin “mutlak butlan” kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu da aynı saatte partinin Genel Merkezi’nde bayramlaşma etkinliği düzenliyor.
İstinaf kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanı olarak görevlendirilen Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’ne ilk kez gelecek. Kılıçdaroğlu, Kurban Bayramı kapsamında CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen “Halkla Bayramlaşma” programında konuşacak. Genel Merkez binasına Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Şimdi Arınma Zamanı” yazılı posteri ile Türk bayrağı ve Atatürk fotoğrafı asılırken, LED ekrana “Bayramlaşıyoruz” mesajı yansıtıldı. Parti otobüsüne ise “Türkiye için tertemiz bir başlangıç” sloganı giydirildi.
İstinaf kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanı olarak görevlendirilen Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen “Halkla Bayramlaşma” programında konuşacak
Sabahın erken saatlerinden itibaren partililer, Genel Merkez önünde toplanmaya başladıhttps://t.co/adEwJLROhE pic.twitter.com/mKn4KCXCCE
— İlke TV (@ilketvcomtr) May 30, 2026
Öte yandan, Genel Merkez çevresinde alınan yoğun güvenlik önlemleri dikkati çekti.
Mahkemenin mutlak butlan kararı sonrası göreve geri dönen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2,5 yıl sonra yeniden CHP Genel Merkezi’ne geldi.
Kemal Kılıçdaroğlu mutlak butlan kararının ardından ilk kez makam odasındahttps://t.co/vjfHDeI41O pic.twitter.com/Ia8Wgo2rxV
— İlke TV (@ilketvcomtr) May 30, 2026
Kılıçdaroğlu aracıyla binaya giriş yaptığı sırada partililer aracına karanfiller attı.
Kemal Kılıçdaroğlu, ilk kez CHP Genel Merkezi’nde konuşuyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında öne çıkanlar şöyle:
“Bu can bu tende kaldıkça hakkı, hukuku ve adaleti herkes için savunacağım. Arkadaşlar, teşekkür ederim, hep birlikte mücadelemizi yapacağız.
Sevgili kardeşlerim, televizyonları başında bizi dinleyen yurttaşlarım, mücadelesi dağlar kadar büyük, yürekleri denizler kadar berrak yol arkadaşlarım, CHP’nin vefakar kahramanları, kadın kolları, gneçlik kolları, onurlu parti örgütümüz ve bu aziz vatanın asıl sahibi aziz sahipleri size sesleniyorum: Adalet meydanına, baba ocağına hoş geldiniz, şeref verdiniz!
Size bakarken sadece bir Genel Merkez görmüyorum, Adalet Yürüyüşü’nde birlikte attığımız her adımda toprağa düşen helal alınterini görüyorum. Hak, hukuk, adalet mücadelesinde vatanperver CHP’lileri görüyorum; ben sizlere bakarken yoksulun, emekçinin, yetimin hak mücadelesi için çarpan binlerce yüreği görüyorum. Sizlerle omuz omuza helalleşerek, kucaklaşarak beraber mücadele edeceğiz. Burası hepimizin, halkın yuvasıdır.
Bugün burada CHP’nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyoruz. Yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir; kimin genel başkan olacağı meselsi değildir. Türkiye’de siyasetin ahlakla mı parayla mı, hukukla mı operasyonla mı, millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.
Bugün çok açık konuşacağım. Ama öfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden, kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimiz budur, biz CHP’liyiz. Bizim kitabımızda intikam, iftira, kin yoktur; mertçe helalleşme, hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişisel değil, ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır, arınma! Ama bu arınma, tasfiye değil; yeniden bir doğuştur.
Biliyorsunuz, 38. Kurultay’da bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün başımızın üstüne dedik. CHP’de demokrasi esastır, dedik. Maalesef gördük ki durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir: Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye’de demokrasi vadetmesi de imkansız hale gelir.
Biz bu partiyi, mahkeme salonlarında irademiz çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? Bana soruyorlar, ne yapacaksın? Bana soruyorlar, şimdi ne yapacaksın, ben hesap soracağım hesap! Herkes bunu böyle bilsin!
Kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partilerimiz partimizin güvenli limanını inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Ben değil kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. O sandıktan kim çıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır; başımızın tacı olacaktır.
Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatım boyunca, hem bürokratik hem siyasi yaşamımda, sadece vatana millete hizmet etmiş bir bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından milletvekilliğine, genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi, haram lokma yemedim, yedirmedim. Bundan sonra da açıkça söylüyorum, yedirmeyeceğim! Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim!
Şimdi beni iyi dinleyin. Tüm dünya dinlesin. Altını çizerek ve haykırarak söylüyorum. FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı, en ufak teması olmamış, alnı ak, başı dik bir adam duruyor karşınızda. Sizi utandıracak hiçbir işin içinde olmamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Benim tek bağım bu aziz milletledir. Benim tek odağım vatandır ve Türkiye’dir. Unutmayın. Bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmıştır. Tarih önünde de hep ellerinde kalacaktır. Değerli yol arkadaşlarım. Ben 78 yaşındayım. Koca bir ömür. Ve bugün 78 yaşında ama bir derdi olan, derdini anlatmaktan asla vazgeçmeyen, aziz Türk milletine tarih önündeki millet yürüyüşünü sizlerle yapan bir kişi olarak karşınızdayım. Bu yürüyüş benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş adaletin, dürüstlüğün, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın, çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş, bu asırlık çınarı kuruluş kodlarına, o tertemiz ahlaki zemine geri oturtma yürüyüşüdür. Birilerinin siparişleriyle, birilerinin fermanıyla atılan o kirli sloganları duydum. Bana 78 yıllık ömrünü bu vatana adamış bu adama hain diye bağıranları duydum. Onlara, o sloganları attırılan kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum. Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi, kıldan ince, kılıçtan keskindir.Tarih bilmeyenler dinlesin. Büyük önderimiz, ebedi genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun’a çıkarken boynunda idam fermanı, isminin üstünde de hain ilanı vardı. Şimdi yapmayın dediğimiz halde normalleşenlerin, sarayın karşısında el pençe divan duranların, bugün FETÖ artıklarıyla bir olup milletimizi kışkırtarak bizlere hain damgası vurma çabaları nafiledir. Bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez. Bu çaba sadece ve sadece kendi acizliklerinin, kendi korkularının tecellisidir. Şimdi müsaade edin. Ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşiniz, bu yaşlı adam, sizinle tam bu noktada tarih önünde açıkça helalleşsin. Benim bu millete, bu aziz millete, bu cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum.
Güncelleniyor…




