Gazeteciler Gözde Şeker ve İbrahim Kahveci hakkında, Haziran 2024’te Halk TV’de yayımlanan “Kırmızı Çizgi” programında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Sinan Ateş cinayetine ilişkin tutumunu eleştirdikleri gerekçesiyle açılan davanın duruşması İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmaya Şeker ve avukatı Kazım Yiğit Akalın katıldı. Aynı davadan yargılanan Kahveci’nin savunması ise 14 Ekim’de alınacak.
İddianame üç kez iade edildi
Şeker ve Kahveci hakkında Bahçeli’nin şikayeti üzerine hazırlanan iddianame, farklı gerekçelerle üç kez iade edilmişti. Son olarak yeniden Ankara 52. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame, dördüncü gönderimde kabul edildi ve duruşma günü belirlendi.
Şeker: ‘Gazetecilik kapsamında söyledim’
MLSA’da yer alan habere göre, suçlama konusu sözlerinin gazetecilik kapsamında olduğunu belirten Şeker, gazetecilik kariyeri boyunca ilk kez hakkında dava açıldığını ifade etti
Gözde Şeker’in savunmasının devamında şunları söyledi:
“39 yaşındayım. 16 yaşımdan beri gazetecilik yapıyorum, 10 yıldır da ekran önündeyim. Kendi programlarımın editörlüğünü yaptım. Bu 10 yılda saatlerce yayın yaptım; hiçbir şekilde hakkımda dava açılmadı. Bu, ne kadar dikkatli olduğumu gösteriyor. Kimseye bugüne kadar hakaret etmedim, gazetecilik ilkelerine dikkat ettim ve hakkımda dava açılmadı.
Programlarımda pek çok siyasetçiyi ve muhalifi eleştirdim. Hatta muhalefeti eleştirmem nedeniyle bazı izleyiciler tarafından Devlet Bahçeli taraftarı olmakla eleştirildim. Bu da benim ne kadar tarafsız olduğumu gösteriyor. Sayın Devlet Bahçeli’ye de hakaret etmedim. Suçlama konusu sözlerim gazetecilik kapsamındadır.”
Avukat Akalın: ‘Hangi sözün suçlama konusu olduğu açık değil’
Şeker’in avukatı Kazım Yiğit Akalın ise suçlamaya konu programda müvekkilinin moderatör olarak soru sorduğunu, yorumların ise program konukları tarafından yapıldığını söyledi.
Akalın, iddianamenin dört kez iade edildiğini ve hangi sözün suçlama konusu olduğunun açık biçimde ortaya konulmadığını belirterek Şeker’in beraatini talep etti.
Kahveci’nin talimatla savunması 14 Ekim’de İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesi’nde alınacak. İki gazetecinin savunmaları, davanın görüldüğü Ankara 52. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilecek.
Ankara 52. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma 20 Ekim’de görülecek.
Dava hakkında
MHP Lideri Devlet Bahçeli, avukatı aracılığıyla 12 Haziran 2024’te suç duyurusunda bulundu. Dilekçede, Şeker’in o dönem Halk TV’de sunduğu ‘Kırmızı Çizgi’ programında Kahveci ile birlikte Bahçeli ve MHP hakkında “iftira”, “hakaret” ve “halkı kin ve isyana sürükleyici” ifadeler kullandığı ileri sürüldü.
Suç duyurusu dilekçesinde, programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönem CHP Genel Başkanı olan Özgür Özel ve öldürülen Ülkü Ocakları eski Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ile görüşmesine ilişkin görüntüler ile Bahçeli’nin TBMM grup toplantısındaki konuşmasından görüntülerin yer aldığı belirtildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 14 Ekim 2024 tarihli iddianamesinde Şeker ve Kahveci’nin programdaki sözlerine yer verildi. Kahveci, Ayşe Ateş’in eşinin öldürülmesiyle ilgili cinayeti işleyenlere ve bu kişilere yardım edenlere ulaşılmasını istediğini, bu ihtimalin gündeme gelmesi üzerine Bahçeli’nin açıklamalarda bulunduğunu söyledi.
Kahveci, konuşmasının devamında eliyle “bozkurt işareti” yaparak dönemin Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ ile gazetecilerin “milliyetçi görünümlülerin” saldırısı sonucu ölümden döndüğünü anlattı. Sinan Ateş cinayetinin aydınlatılmaması ve faillerin korunması halinde “gidip istediklerini vurabilecekleri mesajı verildiğini” ifade etti.
İddianamede Şeker’in de Bahçeli’nin açıklamalarına ilişkin, “Şu açıklamayı isimsiz okusam da bunu Devlet Bahçeli söylemiş derim. Yani yine böyle o sert diliyle, zehirli dille bir açıklama” dediği aktarıldı. Bahçeli’nin Kürt siyasetine ilişkin açıklamalarının ülkeyi ayrıştırmaya yönelik olduğunu savunan Şeker, bu tutum nedeniyle bazı kişilerin siyasetin dışına itildiğini söyledi.
Şeker, 14 Ağustos 2024 tarihli savcılık savunmasında 20 yıldır gazetecilik yaptığını belirterek meslek hayatı boyunca habercilik ilkesinden ayrılmadığını söyledi. Suçlamaya konu edilen yorumunun da bu ilkeler kapsamında olduğunu belirten Şeker, ifadesinin hakaret içermediğini savundu ve suçlamaları reddetti.
Kahveci ise 17 Eylül 2024 tarihli savcılık savunmasında, görüş ve düşüncelerini Anayasa tarafından güvence altına alınan düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında ve gazetecilik faaliyeti çerçevesinde açıkladığını belirtti. Konuşmasının siyasi bir cinayet davasıyla ilgili olduğunu söyleyen Kahveci, belirli bir kişiyi hedef almadığını, herhangi bir kişinin onur, şeref veya saygınlığını zedeleyecek ya da küçük düşürecek bir isnatta bulunmadığını ifade etti.
Gazetecilerin davaya konu olan programdaki değerlendirmeleri, Bahçeli’nin 11 Haziran 2024’te MHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmanın ardından gündeme geldi.
Bahçeli bu konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın herkesle görüşebileceğini belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımız doğal olarak herkesle görüşebilir, herkesle konuşabilir, herkesi dinleyebilir, bizce hiçbir mahsuru ve sakıncası yoktur. Bizim nazarımızda mahsurlu olan taraf aslı astarı olmayan söylentilerin gemi azıya alması, saçma sapan iddiaların azgınlaşması, fitnenin de kamçılanmasıdır” demişti.
Bahçeli, Sinan Ateş cinayetiyle ilgili değerlendirmelerini ertesi gün yaptığı basın açıklamasında da sürdürmüştü. Bahçeli, “İddianamesi hazırlanan bir cinayet davası üzerinden de Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e yönelik itibar suikastının yaygınlaşması, bu suikasta refakat eden kimi isimlerin sürekli parlatılması, dahası kapı kapı gezdirilmesi, ekran ekran dolaştırılması, bir hak ve hukuk arayışından öte iç huzur ve barış ortamını zehirlemeye tam teşebbüstür” ifadelerini kullanmıştı.
Savcılık, Bahçeli’nin kamu görevi yürüttüğünü belirterek gazetecilerin sözlerinin Bahçeli’nin şeref, onur ve saygınlığını rencide edici nitelikte olduğunu ileri sürdü. İddianamede Şeker ve Kahveci’nin Bahçeli’ye yönelik “hukuka aykırı somut bir fiil isnat etmek suretiyle alenen hakaret ve iftirada” bulunduğu iddia edildi.
İddianameyi hazırlayan savcının, daha sonra CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na şaibe karıştığı iddiasıyla yürütülen soruşturmaya ilişkin ceza davasının iddianamesini hazırlayan R.H. olduğu belirtildi.
Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, savcılığın iddianamesini 5 Mart 2026’da kabul etti. Mahkeme, gazetecilerin savunmalarının alınması için İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimat yazdı




