Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, T24’ten Ceren Bayar’a verdiği mülakatta çözüm sürecinin mevcut durumu, çıkarılması planlanan yasal düzenlemeler ve muhalefet bloğunda yaşanan güncel tartışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
“Kritik eşikler hızla aşıldı”
Çözüm sürecinin ikinci yılına girdiğini ve silahların bırakılması gibi kritik eşiklerin dünyadaki örneklere kıyasla çok daha hızlı aşıldığını hatırlatan Bakırhan, Meclis tatile girmeden önce çıkarılması beklenen “çerçeve yasa” konusundaki gecikme söylentilerine dikkat çekti.
Yasal adımların ertelenmesinin sürece zarar vereceğini belirten Bakırhan, “Bu iş sonbahara kalırsa, güven meselesi çok farklı bir boyut kazanır. Her erteleme bu sürecin karşısında duranları güçlendirir, yanında duranları yıpratır. Çerçeve yasa tek başına Kürt meselesini çözecek sihirli bir metin değildir ancak şiddeti siyasi ve hukuki bir zemine çekecek, o zemini sağlamlaştıracak hayati bir adımdır.” diye kaydetti.
Tuncer Bakırhan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un topluma verilen çözüm taahhüdü doğrultusunda sadece çağrıcı pozisyonda kalmayıp daha fazla sorumluluk alması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Erkan Baş’ın açıklamalarına yanıt: “Bu tartışma bizim için kapanmıştır”
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın, “Ana dili Kürtçe olan bir adayda ortaklaşmayabiliriz” yönündeki sözlerinin yarattığı tartışmalara da değinen Bakırhan, anadili konusunun Kürt halkı için tarihsel bir varlık ve onur alanı olduğunu vurguladı.
Niyetten bağımsız olarak bu tür ifadelerin toplumsal incinmelere yol açtığını belirten Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Erkan Baş, daha sonra yaptığı açıklamada ‘Birîndar birîna xwe dizane’ (Yaralı, yarasını bilir) diyerek durumu özetlemiştir. Birbirimizin yaralarını deşecek söylemlerden hepimiz uzak durmalıyız. Böyle bir dönemde sosyalistlerin yıpratıcı tartışmalara girmesi egemenlere hediye sunuyor. Bizim için bu tartışma kapanmıştır. Sosyalist ve demokrat olmanın sorumluluğuyla, başka hiçbir şeye bakmadan ortak mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.”
Bakırhan ayrıca, tarihsel olarak sol ve sosyalist hareket ile Kürt hareketinin arasındaki dayanışmanın, dönemsel seçim hesapları veya ittifak arayışları uğruna yıpratılmaması gerektiğinin altını çizdi.
“Dünyanın hiçbir barış sürecinde muhatap seçme lüksü yoktur”
Çözüm süreci nedeniyle DEM Parti’nin iktidara karşı güçlü muhalefet yapamadığı yönündeki eleştirileri “haksız ve insafsızca” olarak nitelendiren Bakırhan, Kürt meselesini şiddet zemininden siyaset zeminine taşıyan bir sürecin içinde yer almanın suçlanamayacağını ifade etti.
Mevcut iktidarla temel hak ve özgürlükler başta olmak üzere pek çok konuda derin görüş ayrılıkları yaşadıklarını belirten Bakırhan, “Muhatap seçme lüksü dünyanın hiçbir barış sürecinde taraflara tanınmamıştır. Kürtler de başka bir iktidarı, başka bir baharı bekleyemez. Asıl mesele akan kanın durmasıdır” dedi.
CHP’ye yönelik baskılara net karşı duruş
Gezi Parkı eylemlerinden bugüne kadar haksızlığa uğrayan tüm kesimlerin yanında durduklarını ifade eden Bakırhan, ana muhalefet partisi CHP’ye yönelik son dönemdeki hukuki ve siyasi baskılara karşı da en net duruşu sergileyen parti olduklarını kaydetti.
CHP İstanbul İl Örgütü polis ablukasındayken orada olduklarını ve hukuki yaptırımlara karşı çıktıklarını hatırlatan Bakırhan, DEM Parti’nin sadece bir “eylem gücü” olarak görülmesini kabul etmediklerini belirtti.
Kongre tarihi netleşti
Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, söyleşinin sonunda partinin kurumsal takvimine dair de bilgi vererek, DEM Parti’nin büyük kongre tarihinin 20 Eylül 2026 olarak netleştiğini kamuoyuyla paylaştı.



