• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Barış çağrısına ceza yağdı | Tugay Bek: ‘Barış çağrısı suç değildir, bu yanlıştan dönülmeli’

Barış çağrısına ceza yağdı | Tugay Bek: ‘Barış çağrısı suç değildir, bu yanlıştan dönülmeli’

Adana’da, 10 Ekim Ankara Barış Mitingine çağrı amacıyla yapılan basın açıklamasına katılan 11 kişiye verilen toplam 42 yıl hapis cezası istinafta onandı. Kararı İlke TV’ye değerlendiren davanın avukatı Tugay Bek, “Barış çağrısı suç değildir. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli” dedi.

Barış çağrısına ceza yağdı | Tugay Bek: ‘Barış çağrısı suç değildir, bu yanlıştan dönülmeli’
  • Yayınlanma: 27 Ekim 2026 13:20
  • Güncellenme: 27 Ekim 2026 13:28

Adana’da, 10 Ekim 2015’te Ankara’da yapılan Barış Mitingine çağrı amacıyla 6 Ekim 2015’te gerçekleştirilen basın açıklamasına katılan 11 kişi hakkında verilen toplam 42 yıllık hapis cezası, Adana Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onandı.

Yerel mahkeme, sanıkları “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” ve “kamu görevlisine direnme” suçlarından mahkûm etmişti. İstinaf başvurusunu inceleyen bölge adliye mahkemesi, cezaları onadı.

Davanın avukatı Tugay Bek, kararı İlke TV’ye değerlendirdi. Bek, istinaf mahkemesinin dosyayı kısa sürede karara bağladığını belirterek şöyle konuştu: “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ve polise mukavemet iddiasıyla açılan davada, dört ay önce yerel mahkeme tarafından karar verildi. Toplam 42 yıl ceza verilmiş durumda. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf talebini inceledikten sonra dosyanın kendisine gelmesinden yalnızca 14 gün sonra karar vererek verilen bütün cezaları onadı.”

Avukat Tugay Bek

‘Temyiz yolu kısıtlandı’

Bölge adliye mahkemesinin iki suç yönünden farklı değerlendirmeler yaptığını belirten Bek, toplantı ve gösteri yürüyüşü kanununa muhalefet suçundan verilen cezaların temyize tabi kabul edildiğini, polise mukavemet suçundan verilen cezaların ise kesin olarak karara bağlandığını söyledi.

Bek, bu durumun sanıkların hukuki başvuru yollarını etkilediğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: “Yürüyüş kanununa muhalefet suçundan verilen cezayı temyize tabi kabul ederken, polise mukavemet yönünden verilen cezayı kesin olarak karara bağlamış durumda. Yani bu barış çağrısında bulunanların temyiz hakkı da tıkanmış oldu.”
Yargıtay’ın benzer dosyalarda verdiği kararlara da dikkat çeken Bek, polise mukavemet suçunun toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında işlendiği iddiasının bulunduğu dosyalarda, suçların birlikte değerlendirilerek dosyanın bir bütün olarak temyiz incelemesine gönderilebileceğine ilişkin örnek kararlar olduğunu belirtti. Bek, bu kararların mevcut dosyada dikkate alınmadığını belirtti.

‘Kamu görevlisi sendikacılar için ihraç riski gündeme gelebilir’

Kararın Adana’daki sendika ve sivil toplum örgütü temsilcileri açısından sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Bek, hukuki sürecin ilerleyen aşamalarında kararın değişebileceğini düşündüklerini ancak temyiz yolunun kısıtlanmasının mağduriyetlere yol açabileceğini ifade etti.
Bek, sendikacıların bir bölümünün kamu görevlisi olduğuna dikkat çekerek mahkûmiyet kararlarının ihraç gibi sonuçları da gündeme getirebileceğini söyledi.
Basın açıklamasının silahsız ve şiddetsiz biçimde gerçekleştirildiğini vurgulayan Bek, ifade ve toplantı özgürlüğünün anayasal ve uluslararası güvenceler altında olduğunu belirtti.
Bek, Anayasa’nın 34’üncü maddesi, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne işaret ederek, “Silahsız ve şiddete başvurmaksızın herkesin istediği konuda görüşlerini ifade edebilmesi, basın açıklaması ve toplantı gerçekleştirebilmesi güvence altına alınmış durumda” ifadelerini kullandı.

‘Birinci çözüm sürecinde açılan dava, ikinci çözüm sürecinde sonuçlandı’

Davanın açıldığı döneme ve Türkiye’deki Kürt meselesinin çözüm süreci tartışmalarına da değinen Bek, 2013-2015 yılları arasındaki çözüm süreci ile bugün devam eden sürece dikkat çekti.
Bek, aradan geçen yaklaşık 10-11 yılın ardından verilen mahkûmiyet kararını şu sözlerle değerlendirdi: “Birinci çözüm sürecinde açılan bu dava, 10-11 yıl sonra ikinci çözüm sürecinde sonuçlandı. Birinci çözüm sürecinde dayak yiyen barış çağrıcılarına, ikinci çözüm sürecinde 42 yıl mahkûmiyet kararı verildi.”

‘Barış çağrısı suç olarak kabul edilmemeli’

Kararın iktidarın çözüm sürecine ve barış talebine yaklaşımı açısından anlam taşıdığını savunan Bek, 6 Ekim 2015’te Adana’daki sivil toplum kuruluşlarının gerçekleştirdiği basın açıklaması nedeniyle ceza verilmemesi gerektiğini söyledi. Bek, iktidarın barış ve çözüm sürecindeki samimiyetinin bu tür davalara yaklaşımı üzerinden değerlendirilebileceğini belirterek şöyle konuştu:
“Bu davanın, iktidarın çözüm sürecine ve barış talebine bakış açısı açısından bir turnusol kâğıdı işlevi gördüğü kanaatindeyiz. Gerçekten samimi bir barış ve çözüm süreci söz konusuysa 6 Ekim 2015’te Adana’daki sivil toplum kuruluşlarının gerçekleştirdiği basın açıklamasına ceza verilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Biz bu yanlıştan bir an önce dönülmesini ve barış çağrısının suç olarak kabul edilmemesi gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyoruz.”