Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (UN DESA) Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2026 (Gender Snapshot 2026) durum raporunu paylaştı.
Habertürk’ün haberine göre; raporda, kadınların gerçek anlamda güç sahibi olduğu durumlarda yoksulluktan iklim eylemine kadar BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin tüm alanlarında sonuçların iyileştiği belirtilirken, mevcut ilerleme hızıyla toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmanın 171 yıl süreceği ortaya konuldu.
Rapora göre, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla oluşturulan kurumsal mekanizmaların üçte birinin kurumsal yetkileri son iki yıl içinde zayıflatıldı. Yaklaşık dörtte birinin faaliyet bütçeleri aynı dönemde kesintiye uğrarken, yaklaşık onda biri bütçeleri üzerindeki kontrolünü tamamen kaybetti. Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik finansman, 2021’den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Bu düşüşten en fazla kadın hakları örgütlerine sağlanan fonlar etkilendi.
Rapor, kadınların birçok alanda temsiline ve karar alma mekanizmalarına katılımına yönelik çarpıcı veriler ortaya koydu. Buna göre, dünyada her yedi ülkeden altısı erkek liderler tarafından yönetiliyor.
Öne çıkan veriler
Mevcut ilerleme hızıyla, toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine ulaşmak 171 yıl sürecek.
2026 yılında kadınlar, ulusal parlamentolardaki sandalyelerin yüzde 27,4’ünü elinde bulunduruyordu. Bu oran, 2015 yılında yüzde 22,3’tü.
Dünya genelinde ekonomi alanındaki bakanlıkların yalnızca yüzde 19’u kadınlar tarafından yönetiliyor.
Yalnızca son bir yılda 316 milyon kadın, yakın partneri tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldı.
Verisi bulunan 83 ülkenin 66’sında kadın yöneticiler, erkek yöneticilerden daha az kazanıyor.
Yapay zeka alanındaki üst düzey yönetici pozisyonlarının yüzde 14’ünden azında kadınlar yer alıyor.
Dünya genelinde yaklaşık 2,9 milyar kadın ve kız çocuğu, iklim değişikliği ve jeofiziksel afetlere yüksek veya çok yüksek düzeyde maruz kalan ülkelerde yaşıyor. Buna karşın, çevre alanından sorumlu bakanların yalnızca yüzde 27’si kadın.
Mevcut eğilimler sürerse 2030 yılında 1,1 milyar kadın ve kız çocuğu hala gıda güvencesizliği yaşıyor olacak.
2019-2024 yılları arasında gerçekleştirilen 99 yasal reform, ayrımcı yasaların kaldırılmasına ve toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen hukuki çerçevenin güçlendirilmesine katkı sağladı. Ancak 131 ülkenin yüzde 51’inde hala önemli yasal boşluklar bulunuyor ve hiçbir ülke yasalarda tam eşitliği sağlayabilmiş değil.
Toplumsal cinsiyet eşitliğine ayrılan kaynak 2021’den bu yana en düşük düzeyine indi. Bu düşüşten en çok kadın hakları örgütleri etkilendi.
Son beş yılın yavaşlayan hızı sürerse parlamentolarda eşit temsile ancak 2089 yılında ulaşılabilecek.
Raporda öne çıkarılan bir başka konu da siyasi makamlara aday olmanın maliyeti oldu. Buna göre siyasi makam için aday olmanın maliyeti, ülkenin kişi başına düşen ortalama gelirinin 100 katını aşabiliyor. Bu durum, daha yarış başlamadan çok sayıda kadının süreçten dışlanmasına yol açıyor. Bazı ülkelerde siyasi makamlara aday olan her 10 kadından 8’i, kamusal yaşamda şiddetle karşı karşıya kalıyor.
Kadınlar kabineye girmeyi başardıklarında ise güvenlik ve ekonomik açıdan en fazla yetki sağlayan bakanlıklardan orantısız biçimde uzak tutuluyor. Savunma bakanlarının yaklaşık 10’da 9’u, maliye bakanlarının ise 10’da 8’inden fazlası erkeklerden oluşuyor.
‘Karar masasında eşit söz hakkı olmadan eşitlik sağlanamaz’
BM Kadın Birimi İcra Direktörü Sima Bahous, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Kanıtlar açık: Kadınlar liderlik ettiğinde toplumlar güçleniyor, ekonomiler daha dirençli hale geliyor ve herkes için daha iyi sonuçlar elde ediliyor. Ancak iktidar, kadınları sistematik olarak dışlayan kurumlarda yoğunlaşmaya devam ettiği sürece toplumlar tam potansiyellerine ulaşamayacak. Eşitlik, karar mekanizmalarına eşit erişim olmadan kurulamaz. Çünkü karar masasında eşit söz hakkı olmadan eşitlik sağlanamaz
Tablo hükümetlerle sınırlı değil
Bu tablo hükümetlerle sınırlı değil. Dünya genelinde şirketlerin üst yöneticisi (CEO) pozisyonlarının yalnızca yüzde 6’sında kadınlar bulunuyor. En yüksek yargı mercilerinin yüzde 20’sinden azına kadınlar başkanlık ediyor. Bu durum, iş dünyasını, hukuku, istihdamı ve küresel ekonomiyi şekillendiren kararların büyük ölçüde erkeklerin elinde kalmasına neden oluyor.
Önümüzdeki hafta gerçekleşecek BM Genel Kurulu öncesinde yayımlanan raporun zamanlaması da dikkat çekici. Birleşmiş Milletler’in 10. Genel Sekreterini seçme sürecine yaklaştığı bir dönemde dünya liderleri, BM Genel Kurulu’nun 81. oturumu (UNGA81) için bir araya gelecek. BM’nin 80 yıllık tarihinde bu görevi henüz hiçbir kadın üstlenmedi.
(Habertürk)
Süryani kadınlardan Suriye’deki entegrasyon sürecine çağrı: ‘Haklar güvence altına alınmalı’




