Kürt meselesinin çözümüne yönelik hazırlanan ve 5 Ağustos tarihinde 360 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi Meclis Adalet Komisyonu’na geldi.
Komisyon, Başkan Cüneyt Yüksel’in açılış konuşması ile başladı.
Yüksel, “kazanımların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kalıcı toplumsal barışa dönüştürülmesinin hedeflendiğini” belirterek, “Bu teklifi ele alırken milletimizin huzurunu, devletimizin güvenliğini ve Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına ilişkin ortak istikbalimizi ilgilendiren tarihi bir sorumluluğu yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Yüksel, şunları söyledi:
“Bu topraklarda kaderler ayrışmamış, birleşmiştir. Sevinçler de acılar da zaferler de ortak olmuştur. Millet olma iradesi her dönemde bu ortak hafızadan güç almıştır. Çanakkale’de can veren kahramanlarımız geldikleri şehri değil, uğruna mücadele ettikleri vatanı düşünmüşlerdir. Sultan Alparslan’dan Sultan Sencer’e, Nurettin Zengi’den Selahaddin Eyyubi’ye uzanan büyük devlet ve medeniyet öncülerinin ortak mirası; adaletin, kardeşliğin, dayanışmanın ve birlikte yaşama iradesinin en güçlü sembollerindendir.”
Yüksel, teklifin ruhunda “Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Laz’ın, Çerkes’in, Abaza’nın ve diğer tüm bileşenlerin kardeşliğinin” bulunduğunu belirterek, bunun ortak tarihin, ortak kaderin ve ortak geleceğin hukuk diliyle yeniden tahkim edilmesi anlamına geldiğini söyledi. Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Milli Mücadele’den Cumhuriyet’e ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine uzanan yürüyüşün fedakarlığın, dayanışmanın ve millet olma şuurunun yürüyüşü olduğunu ifade eden Yüksel, hedeflerinin “daha güçlü bir demokrasi, daha güçlü bir hukuk devleti, daha sağlam bir toplumsal dayanışma, daha müreffeh bir ekonomi, daha huzurlu bir toplum ve geleceğine daha büyük güvenle bakan Türkiye” olduğunu dile getirdi.
‘Barışı kalıcı hale getirelim’
Tüm çabamız Ortadoğu’da ve dünyada kritik dönüşümler yaşanırken tarihsel Kürt ve Türk ilişkilerinin demokratik temelde yeniden güncellenmesi ve eşitlik temelinde yeniden kurulmasıdır. Çünkü ülkenin ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesinin tarihsel Kürt Türk ilişkilerinin eşit hukukla demokratik temelde güçlenmesinden başka yolu yoktur. Halklarımıza ve tüm kamuoyuna sesleniyoruz: Bu salonda bulunan bütün sayın vekillere çağrımızdır, hep birlikte tarihsel bir iş yaptığımızın bilinciyle hareket etme zamanıdır. Gelin ülkenin ve Ortadoğu’nun kaderini halklar olarak bizler belirleyelim. Halkın temsilcileri olarak bizler sistemi demokratik dönüşüme zorlayan yeni bir demokrasi mücadelesinin kapısını hep beraber aralayalım. Barışı kalıcı hale getirelim. Bu nedenle de bir bütün olarak siyaset kurumunun, meclisin, iktidarın, muhalefetin bu sürecin paydaşı olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.




