• Ana Sayfa
  • Manşet
  • ‘Çocuklar için değiştirmek zorundayız’ | FİSA: 892 çocuk önlenebilir nedenlerle yaşamını yitirdi

‘Çocuklar için değiştirmek zorundayız’ | FİSA: 892 çocuk önlenebilir nedenlerle yaşamını yitirdi

Verilere göre geçtiğimiz yıl en az 892 çocuk, büyük ölçüde devletin önleyici mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle hayatını kaybetti. Ölümlerin başında kamu ihmali ve iş cinayetleri geliyor.

‘Çocuklar için değiştirmek zorundayız’ | FİSA: 892 çocuk önlenebilir nedenlerle yaşamını yitirdi
‘Çocuklar için değiştirmek zorundayız’ | FİSA: 892 çocuk önlenebilir nedenlerle yaşamını yitirdi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 23 Nisan 2026 12:51
  • Güncellenme: 23 Nisan 2026 12:55

FİSA Çocuk Hakları Merkezi, “Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı” 2025 yılı raporunu yayımladı.

Rapora göre 2025 yılı boyunca en az 892 çocuk, büyük ölçüde önlenebilir nedenlerle yaşamını kaybetti.

Raporun hazırlık sürecinde yaşanan Siverek ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları, çocukların maruz kaldığı şiddetin ulaştığı boyutu yeniden ortaya koyduğunu belirten FİSA, bu olayların münferit olmadığını çocukları korumakta yetersiz kalan politikaların sonucu olduğunu vurguladı.

Rapor, Ocak-31 Aralık 2025 yılı arasındaki medya taramaları, yerel kaynaklar ve insan hakları örgütlerinin verileriyle derlendi.

En fazla çocuk Şanlıurfa’da yaşamını yitirdi

Rapora göre yaşamını yitiren 892 çocuğun 599’u oğlan, 251’i kız çocuklardan oluşuyor. 42 çocuğun ise cinsiyet bilgisine ulaşılamadı.

Ölümlerin en yoğun yaşandığı iller Şanlıurfa (74), İstanbul (57), Bolu (40), Gaziantep (38) ve Konya (38) olarak sıralandı. Bu illeri Adana (27), Hatay (27), Diyarbakır (28), Kocaeli (28) ve Mersin (25) izledi.

Kamu hizmetlerinde ihmal: En az 103 çocuk

Raporda dikkat çeken başlıklardan biri kamu kurumlarındaki ihmal oldu. En az 103 çocuk, kamu hizmetleri sırasında yaşanan aksaklıklar ya da kamu görevlilerinin ihmali nedeniyle yaşamını yitirdi.

Geriye kalan 789 ölüm ise devletin koruyucu ve önleyici mekanizmaları hayata geçirmemesi, risk analizlerinin yapılmaması ve denetim eksiklikleriyle ilişkilendirildi.

Bu kategori içinde intiharlar, bireysel silahlanma, çatışmalar, şüpheli ölümler, iş cinayetleri ve şiddet olayları yer aldı.

İş cinayetleri: En az 95 çocuk çalışırken öldü

2025 yılı verileri çocuk işçiliğinin ulaştığı boyutu da yeniden ortaya koydu. En az 95 çocuk, çalışırken yaşamını yitirdi.

Raporda Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında “öğrenci” adıyla çalıştırılan çocukların da bu ölümler arasında yer aldığı belirtildi.

Şerafettin Başarır (15), Arda Dirmilli (15), Yağız Yıldız (17), Alperen Uygun (16) ve Muhammed Kendirci (15), 2025 yılında “eğitim” adı altında çalıştırıldıkları yerlerde yaşamını yitirdi.

İntiharlar: 33 çocuk yaşamına son verdi

Rapora göre 2025 yılında en az 33 çocuk intihar nedeniyle yaşamını yitirdi. Bu sayı 2024’te 53, 2023’te ise 20 olarak kaydedilmişti.

FİSA, çocuk intiharlarının yalnızca bireysel nedenlerle açıklanamayacağını; yoksulluk, şiddet, dışlanma, güvencesizlik ve hizmetlere erişimdeki eşitsizliklerin bu tabloyu derinleştirdiğini vurguladı.

Bireysel silahlanma: 18 çocuk

En az 18 çocuk, bireysel silahlanma nedeniyle yaşamını kaybetti. Ev içi silahlar, düğünlerde ateş açılması ve “yorgun mermi” vakaları ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer aldı.

Raporda, çocukların silaha erişiminin kolaylığı ve koruyucu sistemlerin yetersizliği bu ölümleri artıran temel faktörler olarak gösterildi.

Şiddet evde, okulda ve yakın çevrede

Verilere göre 2025 yılında şiddet sonucu yaşamını yitiren çocukların dağılımı da dikkat çekti.

21 çocuk akran şiddeti, 20 çocuk ev içi şiddet, 14 çocuk cinayet ve 14 çocuk toplumsal cinsiyet temelli şiddet nedeniyle hayatını kaybetti.

‘Sorun tekil değil, yapısal’

FİSA Çocuk Hakları Merkezi, raporun genel değerlendirmesinde çocuk ölümlerinin tek tek olaylar olarak değil, yapısal bir ihmal ve hak ihlali zinciri olarak ele alınması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne rağmen çocukların yaşam hakkının yeterince korunmadığı vurgulandı. Kamusal sorumluluğun zayıflaması ve çocuk koruma politikalarının piyasaya ya da aileye bırakılması eleştirildi.

Rapor, Frantz Fanon’un “Önemli olan artık dünyanın bilinmesi değil, değiştirilmesidir” sözünü hatırlatarak, verilerin politikaya dönüşmesi çağrısıyla sona erdi.

Raporun Tamamına Ulaşmak İçin: Yaşam Hakkı Raporu