Dersim’de 2020 yılında kaybolan Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmanın yeniden gündeme gelmesiyle birlikte faili meçhul cinayetler de yeniden tartışılmaya başlandı.
Adalet Bakanlığı, 75 ilde 693 kişinin yaşamını yitirdiği 638 dosyanın yeniden inceleneceğini açıkladı.
Bakanlık bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın, özellikle kamuoyunda yer bulan dosyalar üzerinde çalışacağı belirtildi.
Çalışmalar hangi illerde yoğunlaşıyor?
NTV’de yer alan habere göre ele alınacak olayların dağılımında İzmir, 49 dosya ve 51 maktul ile listenin başında yer alıyor. İzmir’i sırasıyla 34 dosya ile Sakarya, 30 dosya ile Trabzon takip ediyor. Giresun, Tokat, Tekirdağ, Malatya, Kahramanmaraş ve Çanakkale gibi iller de, üzerinde özel olarak çalışılacak dosya sayılarıyla dikkat çeken merkezler arasında bulunuyor.
Eren Keskin: 90’lardan başlanmalı
Avukat ve İnsan hakları savunucusu Eren Keskin, İlke TV’ye yaptığı değerlendirmede, açıklamanın kapsamına dair şu ifadeleri kullandı:
“Adalet Bakanı’nın yaptığı açıklamadan ve saydığı isimlerden anladığımız kadarıyla Gülistan Doku cinayetinin ardından diğer şüpheli kadın ölümlerinden söz edildiğini anlıyoruz. Faili meçhuller derken bu coğrafyada özellikle 90’lı yıllarda bu cinayetlerin ve gözaltında kaybetmelerin çok yoğun işlendiği bir dönem vardı.”

Keskin, incelemenin kapsamına ilişkin şunları söyledi:
“Kadın cinayetlerinin bu kapsamda incelenmesi çok önemli bir gelişme olmakla beraber eğer kast edilen sadece kadın cinayetleri değilse, bütün faili meçhul cinayetlerden söz ediliyorsa, o zaman öncelikle o dönemin aktörlerinin ifadelerine başvurulması gerekir. Mehmet Ağar gibi isimler, “Beyaz Toroslar” olarak anılan dönemin önemli aktörleri arasında yer alıyor. Bunun dışında Musa Çitil, Veli Küçük ve benzeri çok sayıda isim var. Bu kişilerin bugüne kadar gerçek anlamda sorgulanmadığını görüyoruz.”
Keskin, sürecin kapsamına dair değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür dosyaların açılması bir demokratikleşme iradesi gerektirir. Bu, tek başına bir bakanın çözebileceği bir mesele değildir.”
Gülistan Doku dosyasına ilişkin olarak ise Keskin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu tür olaylarda sorumluluğu yalnızca birkaç kişiyle sınırlamak mümkün değildir. Dosyada dönemin valisinin rolü tartışılıyor ancak bu tür olaylar bir sistem içinde gerçekleşir. Bu nedenle tekil bir sorumluluktan ziyade daha geniş bir yapıdan söz etmek gerekir.”
Keskin, bölgede geçmişte yaşanan olaylara da dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Özellikle bu coğrafyada 90’lı yıllarda çok sayıda kadın öldürüldü, işkenceye uğradı ve bu dosyaların büyük bölümü cezasız kaldı. Bu nedenle bu tür dosyaların açılması için daha geniş bir iradeye ihtiyaç vardır.”
Faruk Eren: cezasızlık tartışması
Gazeteci ve kayıp yakını Faruk Eren de İlke TV’de yaptığı değerlendirmede Türkiye’de devlet görevlileri, cezasızlık politikası ve faili meçhul cinayetler üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Eren, “cezasızlığın bir politika haline geldiğini” vurgularken, devlet görevlilerinin kendilerini dokunulmaz hissettiğini ve bunun tarihsel olarak giderek arttığını ifade etti.
Konuşmasında ayrıca Susurluk sürecine atıf yaparak, benzer yapısal sorunların farklı biçimlerde devam ettiğini ve faili meçhul dosyaların yeniden gündeme gelmesi gerektiğini belirtti.
Eren ayrıca Gülistan Doku dosyası ve faili meçhuller üzerinden Türkiye’de adalet sistemine dair eleştirilerde bulundu ve geçmiş soruşturmaların çoğunun sonuçsuz kaldığını söyledi.
90’lı yıllardan günümüze uzanan dosyalar
Faili meçhul cinayetlerin önemli bir bölümü 1990’lı yıllarda yaşandı. MA’dan Azad Altay’ın dosya haberinde aydınlatılmayı bekleyen çok sayıda dosya sıralandı.
Bu dosyaların önemli bir bölümü 1990’lı yıllara uzanıyor. Bu dönemde gözaltında kaybetmeler, yargısız infazlar ve köy yakmalar yaşandı. Açılan davaların büyük kısmı ise yıllar sonra beraat ya da zaman aşımı kararlarıyla kapatıldı.
Örneğin Şırnak’ın Görümlü köyünde 1993’te gözaltına alınan 6 kişinin kaybedilmesine ilişkin dava beraatla sonuçlandı. Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 1993’te 15 sivilin öldürüldüğü olaya ilişkin açılan dava da yıllar sonra sonuçsuz kaldı. Mardin’in Dargeçit ilçesinde 1990’larda kaybedilen 8 kişiyle ilgili JİTEM davasında sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Kızıltepe’de 1990’lı yıllarda işlenen çok sayıda cinayete ilişkin davalarda ise zaman aşımı ve beraat kararları çıktı.
Benzer şekilde Roboski’de 34 kişinin hayatını kaybettiği bombardıman, Madımak katliamı, Musa Anter ve Vedat Aydın cinayetleri ile Tahir Elçi dosyasında da yargı süreçleri ya takipsizlik, ya beraat ya da zaman aşımıyla sonuçlandı.
Son yıllarda yaşanan bazı olaylarda da benzer bir tablo oluştu. Kemal Kurkut, Ceylan Önkol ve Taybet İnan gibi isimlerin dosyaları da kamuoyunda cezasızlık tartışmalarıyla gündeme geldi.
Şüpheli kadın ölümleri ile sınır bölgelerinde yaşanan sivil ölümler de hâlâ aydınlatılmayı bekleyen başlıklar arasında yer alıyor.



