1876’da İstanbul’da Feshane’de çalışan yaklaşık elli kadın, ücretlerini alamadığında beklemedi. İşi bıraktılar, toplandılar ve doğrudan Bab-ı Âli’ye yürüdüler.
Küçük bir hak arama girişimi gibi görünen bu büyük cüret, kadınların ilk kez kolektif bir özne olarak kamusal alana çıkmasıydı.
Doğrudan konuşmalarıydı. Bir grev değildi ama bir eşikti.
1910’da Bursa’da o eşik aşıldı.
İpek fabrikalarında çalışan kadınlar için hayat tükenmek demekti. Günde 14-16 saatlik mesailer, açlık sınırında ücretler, fabrikaların içinde kaynayan kazanların ağır kokusu…
En çok çalışan, en az kazanan kadınlar.
Bu kez sayı elli değil, binlerdi.
Yaklaşık üç bin kadın işçi işi durdurdu.
Bu grevde Türk, Rum, Ermeni kadınlar yan yana durdu.
Diller farklıydı ama yorgunluk aynıydı.
Talepleri de ortaktı.
Daha az saat çalışma, daha çok ücret, insanca yaşam.
2006’da Antalya’da, Novamed fabrikasındaki kadın işçiler de onların izinden yürüdü.
Kadın işçiler yalnızca düşük ücretlere değil, bedenlerine kadar uzanan bir denetime karşı greve çıktı.
447 gün.
Bu sayı bile tek başına çok şey anlatır.
Bu hikaye burada bitmedi elbette.
Dünya’da da bunun başka izleri, tecrübeleri oldu.
2016’da Arjantin’de “Ni Una Menos” diye bir çığlık yükseldi. Kadın cinayetlerine karşı. 2017’de bu çığlık greve dönüştü.
2018’de İspanya’da da milyonlarca kadın iş bıraktı. Mahalle mahalle kurulan komitelerle ücretli-ücretsiz, fiziksel,
duygusal tüm emek biçimlerinde grev çağrısı yapıldı.
Ülke çapındaki bu feminist greve 8 milyon kadın katıldı.
2019’da İsviçre’de kadınlar saat 15.24’te işi bıraktı. O saatten sonrası, ücret eşitsizliği nedeniyle kadınların fiilen ücretsiz çalıştığı zamandı.
30 Kasim 2023’te Güney Bask’ta gerçekleşen feminist grevde, ev içi cinsiyetçi iş bölümünü dönüştürebilmek için kısa ve uzun vadeli taleplerle iş bırakıldı.
Talepleri şunlardı:
erkeklerin umursamama ayrıcalığından vazgeçerek bakım işi sorumlulugunu almaları,
kamusal bakım ve evde bakım sistemlerinin güçlendirilmesi,
bakım hizmetlerinde özelleştirmelerin son bulmasi,
kayıt dışı çalışmaya son verilmesi,
ev işçiliğinin çalışma rejimine dahil edilmesi ve ILO 189’un onaylanması,
ev işçilerine asgari ücret üstü maaş verilmesi,
çalışma saatlerinin tüm işçi sınıfı için azaltılması,
herkes için makul emeklilik yaşı ve
bakım izninin çekirdek ailenin ötesine genişletilmesiydi.
Türkiye’de bugün devam eden direnişlerden biri de Temel Conta işçilerinin mücadelesi. Direnişteki 17 işçiden 13’ü kadın.
Çok uzun zamandır kadınların varlığı bir istisna değil. Mücadelenin doğal, kurucu bir parçası.
Feshane’de yürüyen o elli kadın,
Bursa’da grev yapan binlerce kadının önünü açtı.
Ve o şahane cüret bugün de inadını sürdürüyor.
“Biz durursak, dünya durur.”
1 Mayıs tüm kadınlara kutlu olsun.




