• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Gülseren Onanç: İrlanda deneyimi barışın toplumsallaşmasının önemini gösteriyor

Gülseren Onanç: İrlanda deneyimi barışın toplumsallaşmasının önemini gösteriyor

Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün (DPI) Belfast ve Dublin’de düzenlediği değişim programına katılan Gülseren Onanç, İrlanda barış sürecinin deneyimlerinden yola çıkarak barışın yalnızca anlaşmalarla sağlanamayacağını, toplumun bütün kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı

Gülseren Onanç: İrlanda deneyimi barışın toplumsallaşmasının önemini gösteriyor
Gülseren Onanç: İrlanda deneyimi barışın toplumsallaşmasının önemini gösteriyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 20 Ekim 2026 13:18

Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün (DPI) Belfast ve Dublin’de düzenlediği değişim programına katılan Gülseren Onanç, İrlanda barış sürecinin deneyimlerinden yola çıkarak barışın yalnızca anlaşmalarla sağlanamayacağını, toplumun bütün kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı.

Gülseren Onanç, Türkiye’de kalıcı barışın kurulabilmesi için demokratik düzenin inşa edilmesi, adaletin sağlanması ve kadınların ortak mücadelesinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Demokratik Gelişim Enstitüsü (Democratic Progress Institute – DPI), 23-26 Eylül tarihleri arasında Belfast ve Dublin’de Uluslararası Karşılaştırmalı Değişim Programı düzenledi. Programda, İrlanda barış sürecinde kadınların üstlendiği roller ve edindikleri deneyimler ele alındı.

Türkiye’den farklı siyasi partilerin kadın milletvekilleri ile sivil toplum temsilcilerinin yer aldığı heyet, 1998 yılında imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması’nın şekillenmesinde rol oynayan, anlaşmanın uygulanmasını destekleyen ve çatışmalı dönemi deneyimleyen isimlerle bir araya geldi.

SES Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu’nun kurucusu, sivil toplum aktivisti ve eski parlamenter Gülseren Onanç, İrlanda deneyiminden hareketle Türkiye’deki barış sürecine ilişkin değerlendirmelerini JINNEWS’ten Melek Avcı’yla paylaştı.

Onanç, 2016 yılında da benzer bir programa katıldığını belirterek aradan geçen 10 yılda yaşanan değişimleri gözlemleme fırsatı bulduğunu söyledi. İlk programın daha çok Hayırlı Cuma Anlaşması’nın nasıl başarıldığına odaklandığını aktaran Onanç, bu kez aradan geçen yılların ve Avrupa ile dünyada yaşanan gelişmelerin ardından Kuzey İrlanda’daki dengeleri daha iyi anlamalarını sağlayan bir çalışma yürüttüklerini ifade etti.

İrlanda deneyiminden çıkarılan en önemli ders: Barışın toplumsallaşması

Gülseren Onanç, programda İrlanda deneyiminden çıkarılan en önemli dersin barışın toplumsallaştırılması olduğunu belirtti. Onanç, Kuzey İrlanda Kadın Koalisyonu kurucusu Jane Morrice’in, “Biz anlaşmayı yapmak üzere çok yoğunlaştık, çözümün toplumsallaşması için yeterince uğraşmadık” sözlerine dikkat çekti.

On yıl önce Türkiye’de ciddi bir çatışma ortamının bulunduğunu hatırlatan Onanç, 2016 yılında gerçekleştirilen programda kadınların, İrlanda’daki anlaşma sürecinde karşılaşılan zorlukların nasıl aşıldığını ve uzlaşının nasıl sağlandığını dinlediklerini anlattı.

Onanç, o dönemde Türkiye’de yaşanan siyasi kaos ve çatışma ortamına işaret ederek, Katolik ve Protestan kadınların nasıl bir araya geldiğini, aralarındaki kırılma ve ayrılıklara rağmen ortak bir birliktelik kurmayı nasıl başardıklarını anlamaya çalıştıklarını söyledi.

Kadınların farklılıklarına rağmen ortak bir mücadele zemini oluşturma deneyiminin önemli olduğunu belirten Onanç, geçen 10 yılın ardından Kuzey İrlanda’daki mevcut durumu incelemenin barışın sürdürülebilirliği açısından yeni değerlendirmeler yapmalarını sağladığını kaydetti.

Kuzey İrlanda’da toplumsal ayrılıklar sürüyor

Kuzey İrlanda’da barış anlaşmasının üzerinden yaklaşık 30 yıl geçmesine rağmen toplumsal ayrılıkların devam ettiğini belirten Onanç, barışın toplumsallaşmamasının kalıcı bir ortak yaşamın kurulmasını zorlaştırdığına dikkat çekti.

Bölgede siyasi ayrılık tartışmalarının sürdüğünü ifade eden Onanç, İrlanda Cumhuriyeti ile birleşme talebinin yeniden gündeme geldiğini söyledi. İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmeyi savunan Sinn Féin’in bu yöndeki talebi yükselttiğini belirten Onanç, halkın yaklaşık yarısının birleşme talebini desteklediğinin dile getirildiğini aktardı.

Onanç, Kuzey İrlanda deneyiminden çıkardığı sonuçları şöyle anlattı:

“Demek ki çatışmasızlık önemli, silahların bırakılması süreci önemli. Ama eğer barış toplumsallaşmazsa, bütün kesimler tarafından sahiplenilmezse, daha önce yaşanan ayrılıkların ve çatışmaların üstesinden gelinmezse süreç sürdürülebilir olmuyor. Belki şu anda Kuzey İrlanda’da yeniden aktif bir çatışma sürecine geçilmez ama barış anlaşması, Kuzey İrlanda’yı farklılıklarıyla birlikte ortak yaşamı inşa etmiş bir toplum hâline getiremedi. Türkiye’de ise durum çok daha farklı.”

Onanç’ın değerlendirmesine göre, silahlı çatışmanın sona ermesi ve anlaşmaların yapılması tek başına yeterli değil. Toplumsal ayrılıkların giderilmesi, farklı kesimlerin ortak yaşamı benimsemesi ve barışın toplumun bütün kesimlerince sahiplenilmesi gerekiyor.

‘Türkiye toplumu daha iç içe’

Türkiye ile Kuzey İrlanda arasındaki toplumsal farklılıklara da değinen Onanç, Türkiye’de toplumun daha iç içe yaşadığına ve insanları ayıran unsurlardan çok birleştiren ortaklıkların bulunduğuna işaret etti.

Kuzey İrlanda’da eğitim sisteminin toplumsal ayrışmayı yansıtan yapısına dikkat çeken Onanç, okulların yüzde 93’ünün Katolik veya Protestan öğrencilerin devam ettiği ayrı kurumlar olduğunu, yalnızca yüzde 7’sinin ortak eğitim verdiğini belirtti.

Türkiye’de ise toplumsal kesimlerin daha iç içe yaşadığını ifade eden Onanç, kalıcı barışın önündeki temel engellerden birinin demokratik düzenin kurulamaması olduğunu söyledi.

Onanç, iktidarın antidemokratik uygulamalara son vermesi gerektiğini belirterek muhalefet partilerinin, sistemi sorgulayanların ve yolsuzlukları araştıran gazetecilerin cezalandırılmasının toplumda gerçek barışın kurulmasını engelleyeceğini dile getirdi.

Kadınlar Yan Yana grubunun çağrı metnindeki yaklaşımı hatırlatan Onanç, “Adalet olmadan barış olmaz, barış olmadan demokrasi olmaz, demokrasi olmadan eşitlik olmaz” ifadelerini kullandı.

Onanç’ın değerlendirmesinde, Türkiye’de kalıcı barışın yalnızca çatışmasızlığın sağlanmasıyla değil, demokratik hakların güvence altına alınması ve toplumun farklı kesimlerinin eşit koşullarda bir arada yaşayabilmesiyle mümkün olacağı vurgusu öne çıktı.

Kadınların ortak mücadelesi barış sürecinde belirleyici

Kuzey İrlanda Kadın Koalisyonu’nun deneyimlerinin Türkiye’de kadınların ortak mücadelesi açısından önemli olduğunu belirten Onanç, farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden kadınların yan yana gelebilmesinin demokratik bir gelecek açısından umut verdiğini söyledi.

Onanç, 10 yıl önce anlaşma sürecinde kadınların kapsayıcı rolünü anlatan Kuzey İrlanda Kadın Koalisyonu kurucularından Jane Morrice’in, anlaşmaya odaklanırken toplumsallaşmanın yeterince önemsenmediğine ilişkin değerlendirmesini anlamlı bulduğunu ifade etti.

Türkiye’de kadınların ortak bir zeminde buluşabildiğini belirten Onanç, küçük bir grup dışında, Kürtler ile Türklerin demokrasi mücadelesini birlikte yürütebileceğine inandığını söyledi.

Anadolu’nun tarihsel birikimine ve ortak yaşam deneyimine de dikkat çeken Onanç, kadınların yan yana durmayı başaracağına inandığını belirterek değerlendirmesini şöyle tamamladı:

“Devraldığımız Anadolu’nun kadim bilgeliğini de çok önemli buluyorum. Biz bu topraklarda yan yana durmayı başaracağız. Umarım bize yakışan demokratik bir düzeni de birlikte inşa edebiliriz.”

Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI) hakkında

Demokratik Gelişim Enstitüsü (Democratic Progress Institute – DPI), Kerim Yıldız tarafından kurulan, çatışma çözümü ve demokratik gelişim alanlarında faaliyet gösteren bağımsız bir sivil toplum kuruluşu.

Barışçıl çözüm süreçlerini desteklemeyi, toplumun farklı kesimleri arasında diyaloğu güçlendirmeyi ve demokratik katılımı artırmayı amaçlayan enstitü; uluslararası deneyimlerin paylaşılması, uzmanlık ve bilgi birikiminin geliştirilmesi, araştırmalar yürütülmesi ve kapsayıcı diyalog platformlarının oluşturulması yoluyla çatışmaların uzun vadeli ve barışçıl çözümüne katkı sunuyor.

Türkiye’deki Kürt meselesine yönelik çalışmaları da bulunan DPI, farklı siyasi partilerden temsilcileri, sivil toplum aktörlerini ve kadınları bir araya getirerek uluslararası çatışma çözümü deneyimlerinin Türkiye’deki çözüm arayışlarına aktarılmasını destekliyor.

Kadınların barış süreçlerine ve karar alma mekanizmalarına etkin katılımını önemseyen enstitü, diyalog, karşılıklı öğrenme ve toplumsal katılım temelinde demokratik ve barışçıl çözüm yollarının geliştirilmesi için çalışmalarını sürdürüyor.