DEM Parti İmralı Heyeti üyesi ve Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar, İmralı Sekreteryası üyesi Çetin Arkaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, gazetecilerle Hotel Starton’da bir araya gelerek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak görüşmede yaptığı değerlendirmelerde yasadan yararlanacakların yalnızca dağdan gelecekler veya cezaevinden çıkacaklarla sınırlı olmadığını söyledi.
Geçmiş yıllardaki çatışmalı süreçte PKK ile irtibatlı olarak çok sayıda dava açıldığını belirten Kışanak, bu davaların bir bölümünün soruşturma, kovuşturma veya erteleme aşamasında bulunduğunu ifade etti. Kışanak, “Herkes bu yasaya sadece şöyle bakıyor: ‘Dağdan kaç kişi gelecek, cezaevinden kaç kişi çıkacak?’ diye. Oysa bu geçen 50 yıllık çatışmalı süreçte PKK ile irtibatlı açılmış on binlerce, hatta yüz binlerce denilirse abartılı olmayacak davalar var” dedi.
Yasadan yararlanabilecek kişiler arasında cezaevinde bulunmayan, tutuksuz yargılanan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen veya yurt dışında bulunan kişilerin de olduğunu belirten Kışanak, aynı kişiler hakkında birden fazla dava bulunabildiğini söyledi.
Kışanak, “Bu yasa çatışma sayfasını kapatıp yeniden demokratik uzlaşı içerisinde eşitlik hukukuna, demokratik kriterlere uygun yeni bir yaşam kurabilmek, gelecek perspektifi oluşturabilmek açısından önemli ve kıymetli” diye konuştu.
Yasanın hayata geçirilmesi için yapılması gereken işlemlerin tamamlanmasını beklediklerini belirten Kışanak, gerekli mekanizmaların kurulması ve hızlı yol alınması halinde iki ay içerisinde yasanın uygulanabilir hale gelebileceği mesafenin katedilebileceğini söyledi. Kışanak, “Ondan sonra da peyderpey bu dosyalar ele alınarak bu konuda mesafe katedilir. Dışarıda olan gelir, cezaevinde olan çıkar, silah bırakan gelir, açık dosyalar kapanır” diye konuştu.
‘Hasta tutsaklar’ çıkışı
Kışanak, önceliğin cezaevlerinde bulunanlar ve silah bırakanların toplumsal hayata katılması olması gerektiğini belirterek, “Acilen, insani ve vicdani olarak yapılması gereken şey hasta tutsakların bu yasayı beklemeden tahliyesiyle ilgili imkanları yaratmak” dedi.
Yasanın uygulanacağına inandıklarını belirten Kışanak, parlamentodan büyük bir konsensüsle çıkan yasaya toplumun verdiği tepkinin de “pozitif ve yapıcı” olduğunu söyledi.
‘Böyle bölünmüş, siyasal olarak kutuplaştırılmış toplumlarda anayasa yapmak zordur’
Yeni anayasa tartşmalarına da değinen Kışanak, 12 Eylül Anayasası’nın yapıldığı günden bu yana değiştirilmesi gerektiğine ilişkin geniş bir görüş bulunduğunu belirterek, anayasa yapılmasının temel bir ihtiyaç olduğunu ancak kısa vadede yeni bir anayasa için gerekli konsensüsün oluşacağını düşünmediğini söyledi. Kışanak, basın ve ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ile yerel demokrasiyi güçlendirecek ve kayyum uygulamasını ortadan kaldıracak düzenlemelerin acil olarak yapılması gerektiğini ifade etti. Kışanak, yürütülen sürece karşı olanların az olduğunu ancak toplumdaki “ama”ların, kaygıların ve soru işaretlerinin giderilmesi gerektiğini belirtti.
Kışanak “Bu anayasayla biz ileriye gidemiyoruz. Bir kere darbe ruhunu taşıyor. İşte orasından burasından yapılan değişikliklerle yamalı bohçaya döndü. Bizim demokratik bir cumhuriyete dönüşme konusundaki ihtiyaçlarımıza cevap vermeyen bu anayasanın değişmesi gerektiği konusunda kimsenin tereddüdü yok.” dedi.
Türkiye’de anayasanın değiştirilmesi konusunda bir konsensüs oluştuğunu ancak anayasanın nasıl yapılacağının ciddi bir sorun olduğunu belirten Kışanak, “Maalesef Türkiye, kabaca araştırmacı Bekir Ağırdır’ın söylediği gibi, üçe bölünmüş bir sosyolojiye hitap eden bir siyasal duruşun olduğu bir ülke. Yani muhafazakarlar, sekülerler ve Kürtler… Böyle bölünmüş toplumlarda, siyasal olarak kutuplaştırılmış toplumlarda anayasa yapmak zordur” dedi.
Kışanak, kısa vadede yeni bir anayasa için gerekli toplumsal ve siyasal olgunluğun ortaya çıkacağı konusunda umutlu olmadığını belirterek, şunları söyledi:
“Ben bu sürecin bu açıdan bazı konuları tartışma konusunda kolaylaştırıcı olabileceğini düşünüyorum. Fakat kısa vadede bir anayasa yapabilecek, böyle bir konsensüs açığa çıkarabilecek olgunluğa geleceğimiz konusunda da maalesef çok umutvar değilim. Keşke daha umutvar olabilsem. Yani öyle hemen ekimde anayasa gelecek, anayasa değişikliği yapılacak falan… Ben böyle bir gündemi politik olarak çok öngöremiyorum.”
Kışanak, “Böyle kısa vadede gündeme geleceğini düşünmüyorum. Keşke bu yolu, bu mesafeyi kısa vadede alabilsek” diye konuştu.
‘Anayasa meselesini Cumhurbaşkanlığı seçimiyle doğrudan bağlantılı ele alınması çok sığ bir düşünce’
Kışanak, “Bu meselenin, anayasa meselesinin Cumhurbaşkanlığı seçimiyle doğrudan bağlantılı ele alınmasının çok sığ, çok sıradan bir düşünce olduğunun altını çizmek istiyorum. Çünkü Cumhurbaşkanlığı meselesini çözecek başka yollar var. Yani çözülür, şu andaki tabloya bile baksan, parlamentodaki tabloya baksan kaç eksiği kalmış ki? Öyle böyle tamamlar” dedi.
(ANKA)
İmralı Heyeti üyesi Sancar: ‘Abdullah Öcalan süreçte tanımlanmış ve belirlenmiş bir rol oynamalı’




