Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı NTV yayınında Mekke İttifakı, Suriye’deki gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’deki yansımaları, Ege’deki son durum ve sürece dair birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Hakan Fidan, Suudi Arabistan’da Husilerle yaşanan çatışmalarda Mekke İttifakı olarak askeri ihtiyaçlara yanıt verilebileceğini söyledi.
Fidan, Netanyahu’nun artan saldırganlığı ve Türkiye karşıtı söylemleriyle ilgili, İsrail’in sadece bölge için değil, tüm dünya için tehdit oluşturduğunu söyledi. Bakan Fidan, “Türkiye’nin bu türden provokasyonlara ucuz kışkırtmalara gelecek devlet değil.” dedi.
Mekke İttifakı
Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının ardından Mekke İttifakı’nın devreye girip girmeyeceği sorusuna Fidan, “Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine çok ciddi saldırılar olduğunu görüyoruz. Bizim anlaşmamızda da müttefiklik anlaşması var, sözümüzün eriyiz. Bu konuda bir dayanışma içerisindeyiz. Mekke İttifakı olarak yakından takip ediyoruz. Askeri ihtiyaçları özellikle belli teknik konularda olabilir, Bunu da karşılama yönünde sıkıntımız olmaz.” yanıtını verdi.
Suriye ziyareti
Suriye ziyaretine ilişkin Hakan Fidan, şunları belirtti:
“Suriye’de görüşmemiz gereken çok sayıda başlık var. Düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi gerekiyor. Dışişleri Bakanları olarak bizlerin iki devlet arasında yürüyen çok sayıdaki projeyi yakından takip etmemiz ve sürekli bir araya gelmemiz gerekiyor. Suriye ile 911 kilometrelik sınırımız var. Oradaki istikrar, barış, huzur kalkınma bizim için de önemli. Cumhurbaşkanımızın mesajları vardı onları ilettim sayın Şara’ya. Bölgesel istikrar, riskler, entegrasyon süreci ve terörle mücadele dahil birçok konuyu konuştuk.”
Suriye’de SDG’nin entegrasyonuna dair açıklamalarda bulunan Fidan, “Şu anda yapılan beyanatlar, tavırların ortaya koyduğu niyetler, fevkalade önemli. Aslında kontrollü bir şekilde sürecin ilerletilmesine yönelik bir arzu görüyoruz taraflarda. Açıkçası bunu olumlu karşılıyoruz ve destekliyoruz. Suriyeli kardeşlerimizle yakından konuşuyoruz. Oradaki güvenlik, istihbarat kurumlarıyla süreç nasıl gidiyor, iyi mi, riskler var mı? Riskler nasıl yönetiliyor? Bunlar hem bizim hem diğer kurumlarımızın yakından takip ettiği hususlar. Şu anda ortaya konan beyanatlar iyi. Bunun gerisinde pratik adımların da atılması gerekiyor. Onu da yakından takip ediyoruz.” diye konuştu.
İsrail’e ‘iş birliğine dayalı dış politika’ çağrısı
Bütün dünyanın bir olup İsrail Başbakanı Netanyahu’nun politikalarıyla baş etmek için çözümler aradığını söyleyen Fidan, şunları kaydetti:
“Umarız, İsrail hem kendisinin hem bölgenin çıkarına olacak, barışa dayalı, saygıya ve iş birliğine dayalı bir dış politikayı benimser. Aksi takdirde gerçekten giderek yalnızlaşmakla kalmayacak, bunun bedelini bölgeyle beraber kendisi de ödeyecek. Kendi stratejik duruşumuzu iyi biliyoruz hesaplarımızı iyi yapıyoruz. Hiçbir zaman için de kendi başımıza hareket etmeyiz. Bölgede bizim ortaklarımız var. İsrail sadece bölgeye değil dünyaya tehdit.”
‘Mekke İttifakı iyi bir aşamada’
Babülmendep Boğazı’ndaki krizin çözümüne dair konuşan Fidan, “Girişim çok ama bu girişimlerin ilgili muhataplar tarafından birtakım çıktılar üretmesi gerekiyor” dedi.
İran ve ABD arasında varılan mutabakata dair ise Fidan, “Taraflar, işleyen süreci kendi lehine farklı bir şekilde yorumlamaya başladı” değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki ortak savunma anlaşmasına dair de “Mekke İttifakı gerçekten iyi bir aşamada. Ortaya konmuş çok güçlü bir irade var. Bu iradenin harekete geçmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Artık personel gönderip karargahın kurulması aşaması kaldı. Bölge ülkelerine açık bir ittifak, kurumsallaşma adımları atıldıktan sonra yeni müttefik alımıyla ilgili yeni görüşmelerin yapılacağını düşünüyorum” açıklamasında bulundu.
‘Umarız Ege’de kimse çılgınca bir hareket yapmaz’
Yunanistan ile Ege’de yaşanan gerilime dair de konuşan Fidan, “Orada da bir seçim atmosferi var ve bu dil biraz daha kullanılacak. Ama biz resmiyette olana bakıyoruz. Bu konuda Silahlı Kuvvetlerimiz ve sahil güvenlik ekiplerimiz hassas durumda. Umarız kimse orada çılgınca bir hareket yapmaz. Bunu daha ileriye taşıyıp maceracı adımlara girmeye çalışırlarsa, bu devletin gücü herkes tarafından biliniyor. Ege’deki sorunlarda, kıta sahanlığı meselesi çözülene kadar bizim durduğumuz yer belli. Biz adaların silahlandırılmasını kabul etmiyoruz. Bununla ilgili çok ince, çok ısrarlı girişimlerimiz var” dedi.
‘Birinci öncelik tahılın Karadeniz’den çıkarılması’
Fidan, Karadeniz’deki saldırılara dair ise “Kalıcı sonuç üretmesi an itibarıyla biraz zor gözüküyor. Savaşın yok ediciliğini bütün tarafların yeter miktar tanıyıp artık sönümlenen bir savaşa mı gideceğiz, yoksa makul yerde buluşup daha fazla birbirimizi yok etmeyelim mi diyeceğiz. İki tarafa da bir teklif gönderdik, cevap bekliyoruz. Birinci öncelik tahılın Karadeniz’den çıkarılması. Tahıl enerjinin aksine her iki ülkenin de sattığı bir ürün” açıklamasında bulundu.
Diyarbakır ziyareti
Diyarbakır ziyaretine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Hakan Fidan, Kürt meselesinin çözümü için başlatılan sürece de değindi:
“Terörsüz Türkiye’nin orada inanılmaz derece yankı bulduğunu gördüm. Çok değişik sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelme imkanım oldu. Karşılıklı görüş alışverişlerimiz oldu. En büyük siyasi devrim de kimlik inkarının kaldırılması. İnsan Kürt, Alevi, Sünni, Arap olduğu için değil, gerçekten Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için bu toprakların saygın bir bireyi, ferdi olduğu için azizdir, muteberdir ve anayasal koruma altındadır. Bunu biz mümkün kıldık.
Terörsüz Türkiye sürecinin ilerletilmesi, Cumhur İttifakı’nın, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın (Devlet) Bahçeli’nin ortaya koyduğu bu irade ve tavrın da bunun için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Buna verilen cevabın da kıymetli olduğunu düşünüyorum karşı taraftan. İnşallah bunun Türkiye’nin sadece geleceği için değil, bölgenin de geleceği için sınırlarımızın ötesindeki Kürt kardeşlerimizin de bölgesel huzur, barış için önemli olduğunu düşünüyorum, Suriye’de ve Irak’ta yaşayan Kürtler için. Biliyorsunuz Türkiye’nin ürettiği istikrar, sadece kendisini beslemiyor, bölgedeki ülkeleri de besliyor. Bu noktada ben orada da söyledim. Sadece Türkiye’deki Kürt kardeşlerimiz değil, sınırın ötesindeki Kürtler de Türkiye’nin ürettiği istikrardan ve refahtan payını alacaklar.”
Silah bırakma tartışması
“Gönül ister ki tabii daha hızlı olsun her şey. Mesela örgüt Mayıs 2025’te kendisini feshettiğini ve silahlı mücadeleye son verdiğini deklare etmiş. Geldiğimiz nokta şimdi Eylül 2026’dayız. Bir yıldan fazla bir zaman geçmiş. Silahların bırakılmasıyla ilgili somut adımların atılması şu ana kadar gerçekleşmedi. Bundan sonra gerçekleşmesi için işte birtakım mekanizmaların hayata geçmesi, onun için zaman faktörünün önemli olduğunu düşünüyorum. Daha hızlı olabilir ama dediğim gibi dikkatli olmak gerekiyor. Şu anda ortaya konmuş birtakım beyanlar, iradeler var ama pratikte tehdidin kendisini lağvetmesi, tehdit olmaktan çıkartması önemli. Bunu da çok yakından takip etmek gerekiyor.”
Fidan, “Ne Suriye ne Irak silahlı grupların cirit atmasına izin veriyor” ifadelerini de kullandı.




