Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.
Kürt meselesinin çözümüne dair sürecin yalnızca yasal düzenlemelerle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirten Türkoğlu, toplumsal mutabakatın önemine değindi. Çerçeve yasanın demokratik çözüm açısından hukuki ve siyasal bir başlangıç olduğunu ifade eden Türkoğlu, oluşturulacak komisyonlarda kadınların yer almasının zorunlu olduğunu söyledi.
Türkoğlu, Meclis’te çerçeve yasaya destek veren kadın milletvekillerine de sürecin izlenmesi için ortak kurullar oluşturma çağrısı yaptı.
‘Kadınların olmadığı barış masası eksiktir’
Kadınların barış sürecinin yalnızca destekçisi değil, doğrudan öznesi olması gerektiğini vurgulayan Türkoğlu, kadınların yer almadığı müzakere, komisyon ve izleme mekanizmalarının eksik kalacağını belirtti.
Toplumsal barışın kadınların katılımıyla kurulabileceğini söyleyen Türkoğlu, demokratikleşme adımlarının da kadınların iradesini kapsaması gerektiğini ifade etti.
‘MGK’de kadın bakan olmalı’
Milli Güvenlik Kurulu’nda kadın bakan bulunmamasını da eleştiren Türkoğlu, barış ve güvenlik politikalarında kadınların söz sahibi olması gerektiğini söyledi.
Halide Türkoğlu, “Bu meseleyi Aile Bakanı ile tartışmak isteriz. Elbette bu mesele Aile Bakanlığı içine sıkıştırılacak bir mesele değildir ama bu ülkenin tek kadın bakanının da artık barışa dair özne olmasını istiyoruz” dedi.
‘İstanbul Sözleşmesi’ne dönüş ilk adım olmalı’
Kadınlara yönelik şiddete ilişkin verilerin barış ve demokratikleşme tartışmalarından ayrı ele alınamayacağını söyleyen Türkoğlu, JINNEWS verilerine göre temmuz ayında 25 kadının öldürüldüğünü, 27 kadının ölümünün ise şüpheli olarak kayıtlara geçtiğini aktardı.
Türkoğlu, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin erkek egemen politikalarla bağlantılı olduğunu savunarak İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesini istedi.
Yargı kararına tepki
Kadınların yaşamını güvence altına alması gereken yargının, kadınları erkeklerin tahakkümüne bırakan bir mekanizmaya dönüşmemesi gerektiğini belirten Türkoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin evlenen kadının nüfus kaydının eşinin hanesine taşınmasını öngören düzenlemeye ilişkin kararını eleştirdi.
Karara karşı çıkan Anayasa Mahkemesi üyelerinin itirazlarının kendilerinin de itirazı olduğunu belirten Türkoğlu, söz konusu kararın kadın-erkek eşitliği açısından sorunlu olduğunu söyledi.
‘Kadınların sözü olmadan gerçek bir barış olmaz’
Türkoğlu, Abdullah Öcalan’ın barış perspektifinin Ortadoğu’da barışın inşasına yönelik bir yaklaşım sunduğunu belirterek kadınların bu süreçte daha fazla örgütlenmesi gerektiğini ifade etti.
Barışın toplumsallaşması için kadınların sözünün ve iradesinin sürece yansıması gerektiğini söyleyen Türkoğlu, kadınların savaşın yükünü taşıdığı gibi barışın kurulmasında da aktif rol alacağını belirtti.




