Hasta tutuklu Enver Yanık için tahliye çağrısı

Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutsak Enver Yanık’ın durumunun kötüye gittiğini belirten eşi Şükriye Yanık, bir an önce serbest bırakılmasını istedi. 

Hasta tutuklu Enver Yanık için tahliye çağrısı
Hasta tutuklu Enver Yanık için tahliye çağrısı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 29 Nisan 2026 09:39

Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu Enver Yanık, birçok hastalığına rağmen tahliye edilmiyor.

1996 yılında Ulucanlar Cezaevi’nde 69 gün ölüm orucunda kalan Yanık’a, Wernicke Korsakof Sendromu teşhisi konuldu.

Yanık, 1999’da cezaevinde düzenlenen operasyonlarda ağır yaralandı ve çeşitli ameliyatlar sonrası sağ bileğinin üstündeki kemiğin parçalanması nedeniyle 8 platin takıldı.

19 Aralık 2000’deki cezaevi saldırısında ise Sincan F Tipi’nde tek kişilik hücreye alındı.

2003’te tahliye edilen Yanık, hastalıklarına rağmen 2005 yılında yeninden tutuklandı.

5 yıl tutukluluğunun ardından tahliye edilen Yanık, 2024 yılında İstinaf Mahkemesi’nin cezasını onaması üzerine yeniden tutuklandı.

Wernicke Korsakoff Sendromu ve vücudunda saldırılardan kaynaklı oluşan yaralanmalar, kalan mermiler, uyluklarındaki platinler ve kafa travması sonucu oluşan omurilikteki sıvı birikmeleri gibi birçok hastalığı bulunuyor ancak gerekli tedaviye erişemiyor.

Eşi Şükriye Yanık ve avukatı Firdevs Avşar, Yanık’ın durumuna ilişkin MA’ya bilgi verdi.

Enver Yanık’ın, sağlık sorunları ve uğradığı hak ihlallerini anlatan Şükriye Yanık, daha önce de 15 yıl cezaevinde tutulan eşinin hastalıklarına rağmen 1 buçuk yıldır tutuklu olduğunu aktardı. Eşinin Wernicke-Korsakoff Sendromu hastası olduğunu belirten Şükriye Yanık, şunları söyledi:

“Daha sonrasında 99’da Ankara Ulucanlar Hapishanesi katliamında ağır yaralanmış bacaklarından ve karnından aldığı kurşunlar sonucu ölümden dönmüştü. Yine o dönemde başına aldığı darbeler sonucunda kafasında hidrosefali hastalığı gelişmişti. Ve bundan dolayı da günde 5-6 kez bayılma nöbetleri geçiriyor. Adli Tıp kararıyla 2003 yılında tedavi edilmesi için serbest bırakıldı. Fakat 2005’te İstanbul’da gözaltına alınıyor ve 2003’te açılmış olan bir başka operasyona dahil ediliyor. Ama bu gözaltına alıp tutuklandığı, dahil edildiği dosyadan tutuklama kararı çıkmıyor. Tutuksuz yargılanıyor. Tutuksuz yargılandığı davadan, 2024 yılında 13 Eylül’ünde ağırlaştırılmış müebbet cezası alıyor. Bu hukuksuzluk boyutunu ortaya çıkaran bir durum. Tutuksuz yargılandığı bir davadan ağırlaştırılmış müebbet cezası veriyorlar. Yüzlerce kişinin olduğu bir dava. Biz buna itiraz ettik tabii ki avukatlarımız aracılığıyla. İstinafa gönderildi. 3 ay sonra kararı onandı. Daha sonrasında da 7 Ekim’de tutuklama kararı çıkartıldı ve yakalanarak Kırıklar F Tipi’ne gönderildi.”

Şükriye Yanık, eşinin Menemen R Tipi’ne sevkinden sonra ATK’ye gönderildiğini ancak 3 buçuk ay geçmesine rağmen sonuç çıkmadığını belirtti.

İnceleme adı altında eşinin bekletildiğini dile getiren Şükriye Yanık, hasta tutuklunun durumuna dikkat çekerek, “Yapılacak olan şey hasta tutukluların serbest bırakılması, ailelerinin yanında tam teşekküllü hastanelerde tedavi edilmesidir. Bu açıdan da serbest bırakılmaları gerekiyor. Tedavilerin sağlanabileceği koşulların oluşturulması gerekiyor” diye konuştu.

‘YARGILAMA HUKUKA VE TOPLUMSAL VİCDANA AYKIRI’

Dosyanın halen Yargıtay’da olduğunu söyleyen avukat Firdevs Avşar ise dosyada adil yargılama hakkının ihlal edildiğine dikkati çekti. Dosyada yer alan bombalama olaylarına ilişkin tanık ifadelerinin net olmadığını söyleyen Firdevs Avşar, “Dosyada herhangi bir kamera kaydı, bombalamaya ilişkin direkt görgü ya da başkaca bir somut delil bulunmamaktadır. Bu on yerin bombalanması olayından tutuklu olan veya ceza alan başkaca kişi yoktur. Tek başına bütün bunları Yanık’ın yaptığı iddiası da hayatın olağan akışına uygun değildir. Tanık beyanı, Yanık’ın ve avukatının olmadığı duruşmalarda alınmıştır. Yine deliller mahkeme huzuruna getirilmeden ve serbestçe tartışılmadan karar verilmiştir. Kararı veren hakimler delil tartışması yapmamış, Yanık ve avukatının da tanığa soru yöneltmesi mümkün olmamıştır. Gelinen noktada mevcut usulsüz yargılama ile Yanık’ın ağırlaştırılmış müebbet gibi ağır bir ceza ile cezalandırılması, ne mevcut hukuka ne de toplumsal vicdana uygundur” ifadelerini kullandı. (MA)