Orta Doğu’da 28 Şubat’ta başlayan İran savaşı beşinci ayını doldururken, bir yandan diplomatik çözüm arayışları sürüyor, diğer yandan askeri hazırlıklar devam ediyor.
İran ile ABD arasında çatışmaları sona erdirmeye yönelik daha önce yapılan ateşkes ve mutabakat girişimleri kalıcı bir anlaşmaya dönüşmedi. 17 Haziran’da oluşturulan mutabakat çerçevesinin ardından Temmuz ayında çatışmalar yeniden şiddetlendi. 8 Temmuz’da ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlemesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, önceki mutabakatın sona erdiğini açıkladı.
Ağustos başında ise Trump, İran’a yönelik yeni saldırıları diplomatik görüşmelere fırsat vermek amacıyla ertelediğini açıkladı. Ancak bu açıklama çatışmanın ve bölgedeki saldırıların sona erdiği anlamına gelmedi.
Hürmüz için İran-Umman görüşmeleri
Savaşın en kritik başlıklarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda İran ile Umman arasındaki görüşmelerde önemli ilerleme sağlandı.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Fedahüseyin Maliki, İran ile Umman arasında boğazın kullanımı, yönetimi ve kontrolüne ilişkin görüşmelerin “sonuçlanma aşamasına” geldiğini ve iki ülke arasında her an anlaşma imzalanabileceğini söyledi.
Maliki, görüşmelerin yalnızca İran ve Umman arasında yürütüldüğünü, ABD’nin sürece dahil olmasına Tahran’ın izin vermediğini savundu.
İran Dışişleri Bakanlığı da daha önce iki ülkenin Hürmüz’den geçiş için belirli bir güzergah konusunda anlayışa vardığını açıklamıştı. Ancak İran, bu düzenlemenin boğazın tamamen açılması anlamına gelmediğini belirtiyor.
İran: ‘Anlaşma boğazın açılması için yeterli değil’
İran tarafı, Umman’la yapılacak bir anlaşmanın Hürmüz Boğazı’nın otomatik olarak yeniden açılması anlamına gelmeyeceğini özellikle vurguluyor.
İran’ın Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Mohabbi, boğazın açılmasının Umman’la yürütülen görüşmelere değil, ABD’nin İran’ın şartlarını kabul etmesine bağlı olduğunu söyledi.
İran’ın Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhammed Bagher Zolgadr ise boğazın ABD’nin “davranışını düzeltmesine” kadar açılmayacağını açıkladı.
Tahran’ın gündeme getirdiği şartlar arasında ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını sona erdirmesi, yaptırımların kaldırılması, İran’ın dondurulan varlıklarının serbest bırakılması ve savaş nedeniyle oluşan zararların karşılanması bulunuyor.
Hürmüz’ün kontrolü tartışması
İran ile Umman arasında üzerinde çalışılan düzenlemenin, boğazdaki gemi trafiği için yeni ve geçici bir güzergah oluşturması bekleniyor.
Reuters’ın aktardığına göre taslak düzenlemelerde, Basra Körfezi’ne giren gemilerin İran kıyılarına yakın bir kanaldan, çıkan gemilerin ise Umman tarafındaki kanaldan ilerlemesi öngörülüyor. Ancak güzergahın nasıl işletileceği, ücretlendirme ve kontrol mekanizmaları konusunda taraflar arasında görüş ayrılıkları bulunuyor.
İran ise anlaşmanın uygulanması halinde boğazdaki kontrolün kendisinde kalacağını savunuyor. Bu nedenle görüşmeler, yalnızca gemilerin geçiş güvenliği açısından değil, Hürmüz üzerindeki fiili kontrolün kimde olacağı açısından da önem taşıyor.
ABD mühimmat stoklarını yenilemeye çalışıyor
Diplomatik temaslar sürerken ABD tarafında savaşın askeri maliyetine ilişkin yeni bir gelişme yaşandı.
Pentagon’un, İran savaşı nedeniyle kritik mühimmat stoklarının azalmasının ardından savunma şirketlerinden silah üretimi ve teslimatını hızlandırmalarını istediği bildirildi.
Washington Post’un ulaştığı Pentagon belgesine göre Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg, savunma sanayisi şirketlerinden kritik askeri kabiliyetlerin üretim ve teslimatını hızlandıracak planlarını 21 gün içinde Pentagon’a sunmalarını istedi.
Feinberg, üretim kapasitesinin artırılması için somut yatırım ve tesis genişletme planlarının da hazırlanmasını talep etti. Pentagon’un bu adımı, savaşın ABD’nin mühimmat stokları üzerindeki etkisinin boyutuna ilişkin yeni bir işaret olarak değerlendiriliyor. AP de Pentagon’un silah stoklarındaki kritik azalma nedeniyle üretimin hızlandırılmasını istediğini doğruladı.
İsrail: İran’a tek başına saldırı ihtimali masada
Öte yandan İsrail’den de çatışmanın yeniden tırmanabileceğine ilişkin mesajlar geliyor.
İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, ABD ile İran arasında anlaşmaya varılmamasının Tel Aviv açısından daha iyi olacağını savunarak, İran üzerindeki baskının sürdürülmesini istedi.
Cohen, İran yönetiminin birkaç yıl içinde devrileceğini ileri sürerken, İsrail basınında Tel Aviv’in ABD olmadan İran’a yönelik yeni saldırılar düzenleme ihtimalini değerlendirdiği yönündeki haberler yayımlandı.
Kanal 13 televizyonu da İsrail ordusunun ABD’nin desteği olmadan İran’a yönelik saldırı düzenleme ihtimaline karşı hazırlıklarını sürdürdüğünü öne sürdü.
Bu iddialar, Washington’ın diplomatik çıkış aradığı bir dönemde İsrail’in askeri seçeneği tamamen dışlamadığını gösteriyor.
Hürmüz’de gemi trafiği yeniden ne zaman başlayacak?
Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler yalnızca İran, ABD ve bölge ülkelerini değil, küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor.
Boğazın uzun süreli şekilde kullanılamaması petrol ve doğalgaz sevkiyatlarını aksatırken, savaş nedeniyle küresel enerji tedarikinde ciddi baskı oluştu. Reuters’a göre Hürmüz’ün yeniden açılmasına ilişkin olası bir anlaşma, petrol taşımacılığının normale dönmesi açısından kritik görülüyor. Ancak İran’ın ABD’ye yönelik şartları ve boğaz üzerindeki kontrol tartışması nedeniyle henüz kesinleşmiş bir açılış takvimi bulunmuyor.
Dolayısıyla kaynaklar bugün itibarıyla “Hürmüz Boğazı açılıyor” demek için erken olduğunu; daha doğru ifadenin, “İran ve Umman’ın yeni bir geçiş düzenlemesi üzerinde anlaşmaya çok yaklaştığı, ancak İran’ın boğazın tamamen açılmasını ABD’nin atacağı adımlara bağladığı yönünde” olduğunu belirtiyor.
Bölgesel cephe genişliyor
İran-ABD çatışmasının etkileri Hürmüz’le de sınırlı değil. Yemen’deki İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalar da enerji altyapısı ve Kızıldeniz-Babülmendep hattı açısından yeni riskler yaratıyor.
Husiler daha önce Suudi Arabistan’ın Cizan ve Yanbu kentlerindeki Aramco tesislerini hedef aldıklarını açıklamıştı. Reuters, 25 Temmuz’daki saldırının ardından Cizan’daki 400 bin varil/gün kapasiteli Aramco rafinerisinin geçici olarak kapatıldığını bildirmişti.
Böylece Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Kızıldeniz ve Babülmendep hattındaki güvenlik sorunlarıyla birleşerek küresel enerji ve deniz ticareti üzerindeki baskıyı artırıyor. (AA, Reuters, Washington Post)




