İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada 9’uncu celse dün akşam saatlerinde tamamlandı. Duruşmada Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunma yaparken, bazı CHP’li milletvekillerinin adliye binasına alınmaması günün tartışmalı başlıklarından biri oldu.
Mahkeme heyeti, duruşmanın bugün saat 10.00’da 10’uncu celseyle devam etmesine karar verdi. Bugünkü celsede Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık savunma yaptı.
İki kez kanser tedavisi gören ve cezaevinde ciddi kilo kaybı yaşadığı belirtilen Çalık’ın, doktor raporuyla ek gıda takviyesi aldığı da öğrenildi.
Duruşmadan öne çıkanlar
Halk TV’nin aktardığına göre Silivri’de görülen davada, CHP’li isimler ve izleyiciler duruşmayı yakından takip etti. Tutuklu İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce’nin doğum günü nedeniyle salonda kısa süreli bir hareketlilik yaşandı. Ekrem İmamoğlu’nun Gökce’ye sarılarak “Hepiniz adına sarılıyorum” dediği aktarıldı.
Çalık’ın annesi Gülseren Çalık da sabah saatlerinde adliyeye gelerek duruşma salonu önünde bekledi.
Murat Çalık bir yılın ardından ilk kez hakim karşısında
İki kez kanseri atlatan ve defalarca hastaneye yatırılmasına karşın tahliye edilmeyen Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık, bir yıl sonra ilk kez hâkim karşısına çıktı. Çalık, savunmasını yaptı:
Çalık: ‘Belediyelerimizin suç örgütü olarak nitelendirilmesini çok yanlış buluyorum’
Savunmasına, hakkında yöneltilen örgüt ve rüşvet suçlamalarına itiraz ederek başlayan Çalık, iddianamede belediyelerin suç örgütü gibi gösterilmesine tepki gösterdi. Çalık, “Kurucusu ve lideri olduğu iddia edilen suç örgütüne üye olduğum, doğrudan kendisine bağlı olduğum iddia edilmektedir. Soruşturma aşamasında irtikapla suçlanırken ardından rüşvet suçuna ilişkin yedi ayrı vaka tarafıma isnat edilmiştir. Belediyelerimizin suç örgütü olarak nitelendirilmesini çok yanlış bulduğumu belirterek başlamak isterim” dedi.
Çalık, savunmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Başkan, saygıdeğer heyetin saygın üyeleri; sizlerin de vakıf olduğu üzere, iddianamede Beylikdüzü Belediye Başkanı olmadan önceki dönemime ilişkin faaliyetlerim Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmiş ve birden fazla suç işlediğim ileri sürülmüştür. Ana hatlarıyla; Ekrem İmamoğlu’nun kurucusu ve lideri olduğu iddia edilen suç örgütüne üye olduğum, hatta diğer üyelerden farklı olarak doğrudan kendisine bağlı hareket ettiğim iddia edilmektedir. Soruşturma aşamasında irtikap suçuyla suçlanırken, iddianamede bundan vazgeçilmiş; yalnızca rüşvet suçuna ilişkin yedi ayrı vaka tarafıma isnat edilmiştir. Bugün bu isnatlara ayrıntılı şekilde cevap vereceğim. Ancak, meşru ve denetime açık bir kamu kurumu olan belediyelerimizin suç örgütü olarak gösterilmesinin son derece ağır olduğunu ifade ederek sözlerime başlamak isterim. Elbette konu hukuki yönleriyle değerlendirilecektir; ancak benim vardığım sonuç nettir: Ortada herhangi bir suç örgütü yoktur.”
‘Dört bin sayfalık iddianamede tek bir telefon kaydı yok’
Çalık, hakkındaki örgüt suçlamasının somut delillerle desteklenmediğini savunarak dosyada teknik takip, telefon kaydı ya da gizli tanık beyanı bulunmadığını söyledi.
“Dört bin sayfalık iddianamede, Sayın Başkan, tarafımla ilgili tek bir telefon kaydı yok, teknik takip yok, gizli tanık beyanı yok. Elde edilen somut bir menfaatten dahi bahsedilememiş olması, aslında örgütlü suç isnadının temelsiz olduğunu göstermektedir” diyen Çalık, suç örgütü kavramının ne anlama geldiğini bildiğini, hayatının hiçbir döneminde suç teşkil edecek bir yapının parçası olmadığını ifade etti.
Çalık, savunmasını şöyle sürdürdü:
“Kaldı ki suç örgütü kavramının ne anlama geldiğini elbette bilirim. Hayatımın hiçbir döneminde suç teşkil edecek herhangi bir yapının parçası olmadım. Kişisel değerlerim, mesleki ilkelerim ve kamu görevine bakış açım bunun mümkün olmadığını sizlere de gösterecektir. Peki, geriye ne kalmıştır? Sürekli ifade değiştiren, beyanları değiştikçe kendi içerisinde ve birbiriyle çelişen sanık ifadeleri… Bu kişiler etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmış ya da yararlanma beklentisi olan şahıslar. Ancak benim durumumda bir tuhaflık var. Nedir bu tuhaflık? Bana yönelik suçlamalarda bulunan kişiler örgütün varlığından haberdar değiller. Örgütün varlığını reddeden bu kişiler, nasıl oluyor da örgütlü suçlarla ilgili hükümlerden etkin pişmanlık yoluyla faydalanmaktadırlar? Aynı durum rüşvet suçu bakımından da geçerlidir.”
‘İddia edilen dönemde kamu görevlisi değildim’
Çalık, rüşvet suçlamasına da itiraz ederek, isnat edilen dönemde kamu görevlisi değil, belediye başkan danışmanı olduğunu söyledi. Bu nedenle rüşvet suçunun faili olmasının teknik olarak mümkün olmadığını savundu.
“Aleyhime yöneltilen beyanları iftira niteliğinde görmekteyim. Avukatlarım hukuki değerlendirmeleri mutlaka yapacaklardır. Sadece özgürlüğü sınanan insanların somut delille desteklenmeyen beyanlarının mahkumiyet kurulması için yeterli olmadığını düşünmekteyim. Rüşvet, sadece bir kamu görevlisinin fail sıfatıyla işleyebileceği bir suç türüdür. İddia edilen dönemde kamu görevlisi değildim; belediye başkan danışmanıydım. Haliyle benim rüşvet suçunun faili olmam teknik açıdan mümkün değil. Bu bile, sadece kamu görevlilerinin işleyebileceği bir suç bakımından hukuki bir belgenin eksikliğini göstermiyor mu?” ifadelerini kullandı.
Mesleki geçmişini anlattı
Savunmasında meslek hayatına ve Beylikdüzü ile ilişkisine de yer veren Çalık, 1997 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden şehir ve bölge plancısı olarak mezun olduğunu, 29 yıllık şehir plancısı olduğunu söyledi. Şehir plancılığının kamu yararı, plan bütünlüğü ve mevzuata uygunluk esasına dayandığını belirten Çalık, görev hayatı boyunca kişisel menfaat odaklı ya da hukuka aykırı bir tasarruf anlayışı benimsemediğini ifade etti.
Çalık, “Ben, Mehmet Murat Çalık. 1997 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden şehir ve bölge plancısı olarak mezun oldum. 29 yıllık şehir plancısıyım. Mesleğim; yalnızca şehirsel mekanları değil, aynı zamanda doğayı, yaşamı, adaleti ve insan hayatını tehdit eden bütün unsurları birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Şehir plancılığı keyfilik değil plan bütünlüğü, kişisel çıkar değil kamu yararı, belirsizlik değil mevzuata uygun işlem demektir” dedi.
‘Beylikdüzü’nün beş plan bölgesinden dördünün plan mühendisiyim’
Çalık, Beylikdüzü ile bağının yeni olmadığını, bölgenin planlama süreçlerinde uzun yıllar görev yaptığını anlattı. Savunmasında, Beylikdüzü’nün beş farklı plan bölgesinden dördünün plan mühendisi olduğunu vurgulayarak kente yaklaşık 30 yıl emek verdiğini söyledi.
“Bu beş plan bölgesinden dört tanesinin aynı zamanda plan mühendisiyim Sayın Başkan. Beş plan bölgesi var, dördünün plan mühendisiyim. Şahsıma ‘Beylikdüzü’nün planlarını yapan meslek insanı’ payesi versem emin olun abartmış olmam; çünkü 29 yıllık meslek hayatımın 28 yılını Beylikdüzü’ne adadım. Beylikdüzü’nü sadece görev yaptığım bir yer olarak görmedim; emek verdiğim, büyüttüğüm ve gelişimini izlediğim bir evladım olarak gördüm” diye konuştu.
İmamoğlu ile tanışıklığını anlattı
Çalık, Ekrem İmamoğlu ile tanışıklığının 2005 yılına dayandığını da anlattı. İmamoğlu İnşaat’ın ortak olduğu bir arsaya planlama hizmeti verdiğini söyleyen Çalık, daha sonra kent yaşamı ve Beylikdüzü üzerine görüşmeler yaptıklarını, 2014 yılında ise belediye başkan danışmanlığı görevini kabul ettiğini belirtti.
Savunmasında, “2014 yılında Sayın İmamoğlu belediye başkanı olunca ‘Danışmanım olur musun?’ dedi. Yıllarca hep masanın diğer tarafında şikâyet ettik; belediyelerden, yönetenlerden, kurumlardan şikâyet ettik. Bu sefer kurumların işleyişine katkı yapma imkânı olacağı için bu teklifi kabul ettim” dedi.
‘Biz Beylikdüzü’ne rant üretmeye değil, kamusal alan üretmeye geldik’
Çalık, belediyecilik anlayışını anlatırken kamusal alan üretimine dikkat çekti. 2014’ten bu yana Beylikdüzü’nde 1 milyon 150 bin metrekare kamusal alan üretildiğini savunan Çalık, bunun belediyeye milyarlarca liralık ekonomik değer kazandırdığını söyledi.
“Biz Beylikdüzü’ne rant üretmeye değil, emin olun kamusal alan üretmeye geldik” diyen Çalık, şöyle devam etti:
“2014’ten bugüne 1 milyon 150 bin metrekare kamusal alan ürettik. 1 milyon 150 bin metrekare… Beylikdüzü Belediyesine kazandırdığımız ekonomik değer 57,2 milyar TL’dir Sayın Başkan. 81 bin metrekare sağlık alanı, 44 bin metrekare eğitim alanı, dini tesis alanı, sosyal ve kültürel alanlar… Tek tek saymayacağım ama diğer kamu kurumlarının üzerindeki yükü de aldık.”
‘Benim vicdanım çok rahat’
Savunmasının son bölümünde, kamu yararı doğrultusunda çalıştığını ve vicdanının rahat olduğunu söyleyen Çalık, Beylikdüzü’nde 2014 sonrası farklı bir kent tablosu ortaya çıktığını savundu.
“Benim bütün siyasi ve idari hayatımın özeti budur Sayın Başkan: Daha fazla kamu alanı, daha fazla park alanı, daha fazla sosyal donatı alanı ve daha yaşanabilir bir kent inşa etmek. Bugün burada yalnızca yargılanan bir kişi olarak değil; Beylikdüzü’ne yaklaşık 30 yıldır hizmet etmiş, bu 30 yılın 6 yılında da belediye başkanlığı yapmış bir belediye başkanı olarak bulunuyorum ve vicdanım çok rahat” diyen Çalık, “2014 öncesinde Beylikdüzü; kopuk, kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan, ranta kurban edilmeye hazır bir kent iken biz herkes için daha yaşanabilir, sürdürülebilir bir kent inşası için çok çaba sarf ettik” ifadelerini kullandı.
Avukattan ‘kopyala yapıştır’ sorusu
Duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Fikret İlkiz, Resul Emrah Şahan’a yönelttiği sorularla dikkat çekti. İlkiz, tutuklama kararının içeriğine işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
“Zor bir yerden sormayacağım. Siz, gözaltı tarihinizi unutmadığınızı biliyorum. 19 Mart tarihinde gözaltına alındığınızı ve 23 Mart 2025 tarihinde hakkınızda bir tutuklama kararı verildiğini ifade etmiştiniz. Bu tutuklama kararıyla ilgili olarak soruyorum: Hakkınızda tutuklama kararı veren Sulh Ceza Yargıçlığı yanına çıktığınızda tek başınıza mıydınız, yoksa yanınızda örneğin Ekrem İmamoğlu var mıydı?”
Şahan’ın “Tek başınaydım” yanıtı üzerine İlkiz, dosyadaki tutuklama kararına ilişkin ayrıntılara değinerek şunları sordu:
“Dava dosyasındaki 9 sayfalık tutuklama kararı var. Üzerindeki saatin 11:40 olduğunu ve 23.03.2025 tarihinde verildiğini biliyorum. 10. Sulh Ceza Hakimliği’nin 2025/348 sorgu sayılı ve hâkim imzalı bu 9 sayfalık kararı size verdiler, değil mi? Şimdi, bu tutuklama kararında özellikle dört şüpheli var: Ekrem İmamoğlu, Mahir Polat, Mehmet Ali Çalışkan ve siz. Bu tutanak kesilip kopyala-yapıştır yöntemiyle oluşturulduğuna göre; sizin ifadenize göre sorguda tek başınaydınız ve yanınızda sadece avukatınız vardı. Buna rağmen bu şekilde hazırlanmış tutanağı mı verdiler size?”
Şahan ise bu soruya “Evet” yanıtını verdi.
Şahan’ın avukatından ‘hukuka aykırılık’ vurgusu
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın avukatı Doğa Şanlıoğlu da duruşmada yaptığı savunmada soruşturma sürecinin hukuka aykırı yürütüldüğünü savundu.
“İlk olarak; soruşturmanın başlangıcından iddianamenin düzenlenmesine kadar yapılan tüm iş ve işlemler, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine aykırı şekilde gerçekleştirilmiş ve süreç, anayasal hakların ihlali niteliğinde yürütülmüştür.
Soruşturma süreci boyunca, müvekkilimizin ifadesi dışında hiçbir belgeye erişemezken; gerçek olup olmadığı belli olmayan beyanlar üzerinden kuruma ve müvekkilin ailesine yönelik sorular sorulmuş, ancak bunlara cevap verme imkânı dahi tanınmamıştır.
Arama ve el koyma tutanakları ile çeşitli iddiaların televizyon kanallarında ve internet sitelerinde yayımlanması suretiyle, hukuka aykırı bir soruşturma yürütüldüğü kanaatindeyiz, efendim.
Tesis edilen yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin tamamı Anayasa’ya, özellikle de ölçülülük ilkesi bakımından aykırıdır.
Müvekkil, belediye başkanı sıfatıyla rahatlıkla davet edilip ifadesi alınabilecek bir kişidir. Nitekim kendisi de samimi ifadesinde bunu açıkça belirtmiştir: ‘Bir kilometre mesafedeyiz.’ Buna rağmen, çokça dile getirildiği üzere, şafak baskınıyla evinden alınmasının hiçbir hukuki meşruiyeti bulunmadığı kanaatindeyiz.
İddianamenin ilk bakışta dahi, ondan beklenen akademik dil ve hukuki temellendirmeden uzak olduğu görülmektedir.
Şu an elimizde iki farklı iddianame bulunmaktadır: Biri savcılık tarafından basına servis edilen, diğeri ise imzalı olarak dosyada yer alan metin. Bu iki metin aynı değildir, sayfa sayıları dahi farklıdır.
Aynı iddianamede, müvekkilin bir yerde ‘örgüt yöneticisi’ olarak nitelendirildiği ve bu kapsamda sorumlu tutulması gerektiği ileri sürülürken; hem giriş hem de sonuç bölümünde ‘örgüt üyesi’ sıfatıyla cezalandırılması talep edilmektedir. Bu durum açık bir çelişkidir.
Bazı eylemlerde şüpheli listesinde yer alan ve kendilerine somut fiil isnat edilen kişiler hakkında sonuç bölümünde cezalandırma talebi bulunmamaktadır. İddianamenin değerlendirme kısmında yer almayan bilgilerle, olaylara ilişkin anlatımlar arasında ciddi tutarsızlıklar söz konusudur.
Örneğin; bazı eylemlerde kişiler rüşvet iddiasıyla suçlanmakta, ancak aynı kişilerin beyanlarında bu iddiaların doğru olmadığı ifade edilmektedir. Yine aynı olay, bir yerde ‘irtikap’, başka bir yerde ‘rüşvet’ olarak nitelendirilmektedir. Bu tür çelişkilerin hukuki izahı yapılmamıştır.
İddianamede uzun uzun örgüt suçunun unsurlarına yer verilmesine rağmen, rüşvet ve irtikap suçlarının unsurlarına ilişkin yeterli bir açıklama yapılmamaktadır.
Bu durum, suç vasfı belirlenirken keyfi tercihler yapıldığı izlenimini doğurmaktadır.
Ayrıca, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına ilişkin temellendirme de hukuki açıdan yetersizdir. Bazı sanıklar bakımından, isnat edilen suçların niteliği gereği etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması teknik olarak mümkün değildir.
Bununla birlikte, isnat edilen suçlar rüşvet ve irtikap gibi görev suçları olmasına rağmen, sanıkların görev tanımlarının araştırılmadığı görülmektedir. Dahası, kamu görevlisi olmayan kişiler de bu suçlar kapsamında fail olarak gösterilmiştir. İsnat edilen suçlarla ilgili herhangi bir soru sorulmamıştır, başlangıç şüphesi dahi bulunmamaktadır.”
Savunmasını şiirle tamamladı: ‘Umutsuzluk değildi yaşadıklarım’
Çalık, 5 saat süren savunmasının sonunda kaleme aldığı bir şiiri okuyarak sözlerini tamamladı. İki kitap çıkaracak kadar şiir yazdığını belirten Çalık, savunmasını şu dizelerle bitirdi:
“Görüş zamanını sınırlasalar da,
Hak etmediklerini yaşatsalar da,
Önüne zorluklar koysalar da,
Çaresizlik değildi yaşadıklarım.
Bileklerine kelepçeler taksalar da,
Gecenin içinde saklasalar da,
Duygularını serbest bıraksalar da,
Yalnızlık değildi yaşadıklarım.
Demir kapıları kapatsalar da,
Günleri sana saydırsalar da,
İçinde yangınlar çıkartsalar da,
Umutsuzluk değildi yaşadıklarım.”
‘Adaletin mutlaka tecelli edeceğine inanıyorum’
Şiirin ardından konuşmasına devam eden Çalık, hakikatin ortaya çıkacağına yürekten inandığını belirterek, adaletin gecikse de mutlaka tecelli edeceğine olan güveninin tam olduğunu ifade etti.
Yüce Türk adaletine duyduğu saygı gereği tahliyesine karar verilmesini talep eden Çalık, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Özgürlük sadece üç hece. Ama kaybedince ne çok şey anlattığını anlıyorsunuz.”
Duruşma yarın saat 10:00’da devam edecek.
Önceki celsede neler yaşandı?
9’uncu celsede ilk olarak sanıklardan Altan Ertürk ve avukatlarının savunmaları alındı. Ardından kürsüye çıkan Resul Emrah Şahan, hakkındaki suçlamaların siyasi olduğunu savundu.
Şahan, gözaltı sürecine yönelik eleştirilerde bulunarak Kent Uzlaşısı dosyası, Şişli’de yürütülen belediye çalışmaları ve imar dosyalarına ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler yaptı. Savunmasında Torunlar Center, Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü, yılbaşı süslemeleri ve belediyeye yönelik “rant” iddialarına değindi.
Duruşmanın sonunda söz alan Ekrem İmamoğlu, Şahan’a görev süresi boyunca kendisinden hukuka aykırı ya da menfaat odaklı bir talep gelip gelmediğini sordu. Şahan bu soruya “hayır” yanıtını verdi. İmamoğlu ayrıca belediye meclis üyeleri ve iş yönlendirme iddialarına değinerek yargı sürecinin siyasetten arındırılması çağrısında bulundu.
Mahkeme heyeti, celseyi tamamlayarak duruşmayı bugüne erteledi. Beyoğlu Belediyesi’ne ilişkin iddianamenin kabul edildiği, ancak birleştirme talebine ilişkin kararın ilerleyen süreçte verileceği belirtildi. (ANKA)




