İBB davasında 42. gün | İmamoğlu salonda

Kurban Bayramı tatili sonrası görülen davada tutuklular salona slogan ve alkışlarla getirildi. Mahkeme, savcının mütalaası sonrası Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak’ın tahliyesine karar verdi.

İBB davasında 42. gün | İmamoğlu salonda
İBB davasında 42. gün | İmamoğlu salonda
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 1 Haziran 2026 11:24
  • Güncellenme: 2 Haziran 2026 11:49

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 68’i tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No’lu duruşma salonunda görüldü.

9 günlük Kurban Bayramı tatilinin ardından çok sayıda sanık yakını ile CHP’linin takip ettiği duruşmada tutuklular, alkış ve sloganlar eşliğinde salona getirildi. Ekrem İmamoğlu’nun salona girişinde “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları atıldı.

Duruşma, saat 11.06’da tutuklu Vedat Şahin’in savunmasıyla başladı.

Etkin pişmanlık ifadesini baskı ve yönlendirme altında verdiğini belirten Şahin suçlamaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Vesa Events adlı şirketin sahibi Şahin, süreç boyunca kendisine ve ailesine yönelik baskı hissettiğini belirterek, özellikle eşinin tutuklanacağı yönünde tehditlerle karşı karşıya kaldığını iddia etti.

Şahin, Kültür A.Ş.’den yalnızca üç alt ihale aldığını, bu işlerden pandemi nedeniyle zarar ettiğini belirterek, “Ne kamuyu zarara uğrattım ne de suçtan kaynaklanan mal varlığı akladım. Hakkımdaki iddialar, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişilerin sonradan değiştirdikleri beyanlara dayanıyor” dedi. Mahkeme başkanının, bazı beyanlarını hatırlatması üzerine Şahin, bu bilgilerin kendi gözlemine dayanmadığını söyledi. Şahin, “Bunlar duyumdu. O dönem televizyonlarda ve basında yer alan haberlerden etkilenerek yazdım. Artık kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum” dedi.

2008 yılında devraldığı şirket aracılığıyla tüm iş hayatı boyunca Kültür A.Ş.’den yalnızca üç alt ihale aldığını söyleyen Şahin, yaptığı tüm işlemlerin resmi kayıtlar altında gerçekleştiğini ifade etti. İhaleler kapsamında teminat mektubu sunduğunu belirten Şahin, “Kamuyu nasıl zarara uğrattım?” diye sorarak suçlamalara tepki gösterdi. Şahin ayrıca yalnızca CHP’li belediyelerle değil, AK Parti yönetimindeki belediyelerle de iş yaptığını vurguladı.

2020 yılının sonlarında Kültür A.Ş. tarafından bir ihaleye davet edildiklerini ancak teklif ettikleri fiyatın yüksek bulunması nedeniyle ihaleyi alamadıklarını anlatan Şahin, hayatında ilk kez emniyet ve savcılık süreciyle karşı karşıya kaldığını söyledi.

BirGün’den Kayhan Ayhan’ın haberine göre, Şahin, kendisini ziyaret eden bazı kişilerin “Bunları söylemezsen dışarı çıkamazsın” dediğini öne sürerek, bazı avukatların eşinin de tutuklanabileceğini söylediğini ifade etti. Savcılık ifadesinde yer alan bazı bölümlerin ise kendi beyanlarını yansıtmadığını savundu.

Herhangi bir siyasi parti üyeliğinin bulunmadığını belirten Şahin, iddianamede örgüt yöneticisi olarak gösterilen Murat Ongun ile yalnızca selamlaşma düzeyinde bir ilişkisi olduğunu söyledi. Hakkında, etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin beyanları dışında somut bir delil bulunmadığını öne süren Şahin, 14 aydır tutuklu olduğunu hatırlatarak tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme Başkanı’nın, “Etkin pişmanlık ifadeleriniz konusunda sizi kim yönlendirdi?” sorusuna yanıt veren Şahin, bazı avukatların ve İsmail Mirsad Albayrak’ın adını vererek, suçlamaların ağırlığı karşısında sağlıklı değerlendirme yapamadığını ve yönlendirmeler sonucunda ifade verdiğini söyledi.

Savcının sorularını da yanıtlayan Şahin, tutuksuz sanıklardan Serdar Haydanlı ile “abi-kardeş ilişkisi” bulunduğunu ifade etti. Eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın’ın para alışverişine ilişkin sorusuna ise “Hayır” yanıtını verdi.

Avukat Arık: Dosyada suç kanıtlanmıyor

Şahin’in avukatı Muhittin Arık da savunmasında, müvekkilinin 2022 yılına kadar Kültür A.Ş. ile herhangi bir çalışma yürütmediğini belirtti. Dosyadaki MASAK raporunda yalnızca Şahin’in mal varlığına ilişkin bilgilerin yer aldığını ifade eden Arık, müvekkilinin evini suçlama konusu edilen tarihlerden yıllar önce satın aldığını ve tüm mali kayıtlarının faturalı olduğunu söyledi.

Arık, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle ortada işlenmiş ve tamamlanmış bir suçun bulunması gerektiğini belirterek, dosyada bunun ispatlanamadığını savundu. Çağlayan Adliyesi’nde avukatların belirli katlara girişinin engellenmesini de eleştiren Arık, bunun sanıklar ve savunma makamı üzerinde psikolojik baskı oluşturduğunu dile getirdi.

Arık, “Müvekkilim eşiyle tehdit edildi. Ben buna şahidim. Murat Kapki de eşiyle tehdit edildiğini söylemişti” ifadelerini kullandı. Dosyada “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin işletilmediğini savunan Arık, iddianamenin büyük ölçüde tanık beyanlarına dayandırıldığını öne sürdü.

Müvekkilinin yaklaşık 15 aydır tutuklu bulunduğunu hatırlatan Arık, isnat edilen eylemlere ilişkin somut delil bulunması halinde dahi bu sürenin fazlasıyla yeterli olduğunu belirterek tahliye talebini yineledi.

“Özel ve Yavaş’a teşekkür ediyorum”

Ekrem İmamoğlu, duruşmaya verilen ara sonrası salona girdi ve şunları söyledi:

“Bayramınızı mübarek olsun. İyi bayramlar diliyorum. Bayramdan öncesinden daha güçlüyüz. Sevgili arkadaşlar çok daha yakında çok daha güzel günler gelecek. Tarihin görmediği kardeşlik ruhunu bana yaşatan Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. Tarihin en doğru tarafında duran Mansur Yavaş’a teşekkür ediyorum. Asrın hukuksuzluğunun yaşandığı bir davadayız. Bütün yol arkadaşlarıma bürokratlarıma teşekkür ediyorum. Dağ gibi yanlarındayım.

Devletin başındaki zihniyet gibi milletinden özür dileyen kişiyi Allah affetsin diye dua ediyorum ama Allah affetse millet affetmeyecek. Hazır olun milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacaktır. Ruhumuz Kuva-yı Milliye ruhudur. Çocuklar kadınlar halkımız tarihin en büyük yürüyüşünü başlatacaktır.”

Şimdiye dek 42 kişi tahliye edildi

Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB’de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB’de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB’de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney’in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı MehmetKaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Mustafa Keleş, Engin Ulusoy ve Gökhan Köseoğlu’nun tahliyeleri talep edildi. Mahkeme, savcının mütalaası sonrası Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak’ın tahliyesine karar verdi.