İBB davasında 43’üncü gün: Savunmalar devam etti

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 ismin yargılandığı İBB davasının 43. celsesi görüldü. Bugün beyanların kısa sürmesi ve sırası gelen tutukluların avukatlarının salonda bulunmaması nedeniyle duruşma erken sona erdi.

İBB davasında 43’üncü gün: Savunmalar devam etti
İBB davasında 43’üncü gün: Savunmalar devam etti
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 2 Haziran 2026 11:25
  • Güncellenme: 2 Haziran 2026 18:56

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 43’üncü gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda yapıldı. Tutuksuz olarak yargılanan İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu da bugünkü duruşmaya katıldı.

Bugün beyanların kısa sürmesi ve sırası gelen tutukluların avukatlarının salonda bulunmaması nedeniyle duruşma erken sona erdi. Yarın Erdinç Çolak, Ahmet Köksal ve Hüseyin Köksal’ın beyanlarına geçilecek; Sinan Sepetçi’nin avukatı gelirse o da beyanda bulunacak. Perşembe günü ise Yavuz Saltık’ın beyanı bekleniyor.

Duruşmada ilk olarak iş insanı Yunus Göçer savunma yaptı. Aynı zamanda Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu belirten Göçer, “Hakkımdaki isnatların bir hukuki temeli olmadığı çok açıktır ve heyet tarafından bu durumun görüleceği ve gözetileceği kanaatindeyim. Yalnızca eylem 79’dan yargılanmaktayım. Enteresan olan kısım, İBB ve iştirakleriyle 5, 10, 15, 20 sözleşme yapan firmalar burada değil. Olmamaları da doğru olandır. Sözleşme yapmak burada olmayı gerektirmez. Sözleşme yapmak suç teşkil etmez. Ben ve benim gibi insanlar buradaki kişi sayısını tamamlıyoruz. Bir hukukçu olarak iddianamenin tamamını okumaya çalıştım. Temsilcisi bulunduğum şirket, oluşan algıdan dolayı davaya dahil edilmiştir” dedi.

’14 eylemle yargılanan serbest, 1 eylemle yargılanıyorum, tutukluyum’

Yunus Göçer, Gold Medya’nın sahibiyle beraber gözaltına alındıklarını belirtti. Göçer, “O serbest bırakıldı ben tutuklandım. O 14 eylemle yargılanırken ben 1 eylemle yargılanıyorum. O dışarıda ben içerideyim. Olması gereken onun da dışarıda olması lazım. Benim de dışarıda olmam lazım” ifadelerini kullandı.

Göçer, AK Parti mitingleri ve kongrelerinde hizmet veren bir firma olduklarını söyledi. Göçer, “Bu iddianamede anlatıldığı gibi görünen, gizli işler yapan biri değilim. Bunların hepsi kayıtlı, hepsi belgeli, hepsi denetlenmiş işler. Ortada yapılmamış bir iş yok, ortada gizlenmiş bir para yok, ortada kaçırılmış bir kazanç yok” dedi.

‘İddia makamını ikna eden sihirli kelime ‘diye biliyorum’ ibaresi’

Yunus Göçer, Serdar Haydanlı’nın ifadesinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak dışarı çıkma telaşından başka bir şey olmadığını söyledi.

Savunmasını tamamlayan Göçer’in ardında söz alan avukatı Murat Aydoğan ise “Haydanlı verdiği ifadede İBB ile iş yapan tüm şirketler hakkında naylon faturası iddiasını kullanıyor. Doğru olmadığı dosyadaki delillerle sabittir” dedi.

Murat Aydoğan, müvekkilinin savunmasında, tanık olarak ifadesi alınan Gürkan Coşkun’un basına yansıyan ifadesini birebir aynı şekilde ifadesine eklediğini belirtti. Aydoğan, Coşkun’un ifadesinde iddia makamını ikna eden sihirli kelime ‘diye biliyorum’ ibaresini kullandığını söyledi. Avukat Aydoğan, “Meslek hayatım boyunca böyle soyut bir ibareye hukuken bu derece değer atfedildiğine hiç şahit olmadım” dedi. Göçer’in avukatının savunmasının ardından Hasan Yalaz’ın savunmasına geçildi.

Duruşmaya ara verildi

Tutuklu sanık Hasan Yalaz, 2020 ila 2023 yılları arasında Medya AŞ ile çalıştığını, 2024 ve 2025 yılları arasında ihale alamadığını belirtti. Yalaz, 20 saatlik yolculuğun ve 4 günlük uykusuz gözaltı sürecinin ardından sadece sorulara yanıt verebildiğini, detaylı ifade veremediğini söyledi.

Yalaz, iddianamede Baraka Yapım’ın finansal destek sağlamak amacıyla örgüt tarafından araç olarak kullanıldığının öne sürüldüğünü belirtti. Yalaz, “Hizmet verdim fatura kestim, hizmet aldım fatura aldım. Baraka Yapımcılığın herhangi bir kusurlu işlemden geçirdiği soruşturma yok” dedi.

Savunmasını tamamlayan Yalaz’ın ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

utuklu iş insanı Yunus Göçer’in savunmasının ardından tutuklu organizasyon firması sahibi Hasan Yalaz’ın savunmasına geçildi. Baraka Yapımcılık isimli şirketin kurucusu ve sahibi olduğunu belirten Yalaz, “2022 ve 2023 yıllarında Medya A.Ş ile çalıştım, ihaleler aldım. 2024 ve 2025’te almadım, alamadım” diye konuştu.

‘Karşıtlığımız yok’ 

Baraka Yapımcılık’ın isminin etkin pişmanlık ifadesi veren Deniz Dörtyol’un beyanlarında geçtiğini aktaran Hasan Yalaz, şunları kaydetti:

“Baraka Yapımcılık’ın isminin geçtiği tek yer olan etkin pişmanlık ifadesi Deniz Dörtyol’un ifadesi. İddianamedeki etkin pişmanlıkçı Deniz Dörtyol’u kesinlikle tanımıyorum. Bir iş yaptığımız yok, fatura kestiğimiz yok, toplantı yaptığımız yok, bir çekimde karşılaştığımız yok. Hiçbir şekilde tanımıyorum. İsmini de savcılık aşamasında öğrendim. İddianamemizin 85’inci eylem kapsamında bin 862’nci sayfasında Baraka Yapımcılık hakkındaki metinde, ‘Deniz Dörtyol’un 29 Mayıs 2025 tarihinde alınan ifadesinde, Baraka isimli firmanın Emrah Bağdatlı’nın resmiyete sahip olmasa bile onun tarafından yönetildiğini açıkça ifade ettiği’ deniyor. Burada ‘açıkça’ ifadesinin çok yanıltıcı olduğunu düşünüyorum. Deniz Dörtyol, okuduğum kadarıyla 3 kere etkin pişmanlık ifadesi vermiş. 15’ten fazla firmadan, 20’den fazla kişiden bahsediyor, bunlarla birebir iletişimde olduğunu söylüyor. Bu bahsettiği işleri yaptığını iddia ettiği firmalar arasında benim ve şirketim yok. Savcılık ifademde bana ‘Emrah Bağdatlı’nın yönetmekte olduğunu bildiğim firmalar’ deyip parantez içinde ‘Baraka Yapımcılık’ yazıyordu.”

‘Medya A.Ş dışında da çok sayıda iy yaptık’ 

Emrah Bağdatlı’nın Baraka Yapımcılık’ın fiili yöneticisi olduğu iddiasını reddeden Yalaz, şirketinin Medya A.Ş dışında da çok sayıda iş yaptığını ve karlı bir firma olduğunu söyledi.

İBB için yürüttükleri çalışmalar kapsamında yüzlerce video, belgesel, program ve infografik hazırladıklarını belirten Yalaz; Feshane, Gazhane, Yerebatan Sarnıcı, Bulgur Palas, Kent Lokantaları, Şehir Hatları ve İSKİ gibi birçok alanda çekim yaptıklarını söyledi. Hazırlanan filmlerin teknik kurullarca incelendikten sonra hak edişe bağlandığını, ödemelerin de teslim edilen işler üzerinden gerçekleştirildiğini ifade etti. Ofislerinden alınan dijital materyallerde, Medya A.Ş’ye teslim edilen işlerin ham görüntüleri ve çalışma dosyalarının bulunduğunu belirterek, bunu lehine önemli bir delil olarak gösterdi.

“Tutukluluk hâlimin bitmesini talep ediyorum”

İş insanı Yunus Göçer ile organizasyon firması sahibi Hasan Yalaz’ın savunmasının ardından İBB Kültür A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Onur Aldı’nın savunmasına geçildi. 16 yıl boyunca kültür-sanat sergilerinde çalıştığını belirten Aldı, şunları söyledi:

“İddianameye konu imzalı evrakların hepsi tabi kural ve kaidelere uygundur. Bu iddianamede üç eylemde bilirkişi raporlarında adım şöyle geçmektedir. ‘İmzası bulunanların sorumluluklarının değerlendirilmesi’ notu ile geçmektedir. İki eylemde ihale onay belgesinde, bir eylemde ihale komisyonunda imzam görülmüştür. Bu imzalı satın alma evrakları da aslında 7-8 aşaması olan bir satın alma işleminin yalnızca bir evresini oluşturmaktadır. 82 No’lu eylemi özetlemem gerekirse kendi açımdan, genel müdüre vekaleten imzam olan evrakların hiçbirisiyle ilgili bir kamu zararı tespiti yoktur. Defalarca hem satın alım hem de hak edişler yönünden denetlenmişlerdir. Bilirkişinin ‘kısımlara bölme’ yorumu doğru değildir çünkü işlemler İBB’den nasıl alındıysa yıllara dayanan şirket gelenekleri ve usulleri ile aynı şekilde, hiç değiştirmeden yapılmıştır ve bugüne kadar da hiçbir suçlamaya bu işlemler konu olmamıştır. Satın almayı, o yöntemleri de benim genel müdür yardımcılığımın uzmanlık ve faaliyet alanında, sorumluluk alanında değildir. Dolayısıyla attığım bu imzanın bir dolandırıcılık suçu oluşturması da gerçekleştirmesi de imkansızdır.”

Bir yılın üzerinde tutuklu olduğunu, hep kültür-sanat sektöründe çalıştığını ifade eden Onur Aldı, “Deprem, yangın, yasaklar ve pandemi, toplumsal facialar gibi birçok olay gördüm ve hep ilk etkilenenlerden oldum. Şu anda da Türkiye’nin belki de en büyük yargılamalarından birinde tutuklu olarak yargılanıyorum. Her işte bir hayır vardır diyenlerdenim, bunu da bir deneyim olarak görüyorum fakat bu uzun tutukluluk hâli maalesef başta nişanlım ve ailemi ciddi derecede yordu. Artık bu uzun tutukluluk hâlimin de bitmesini sizlerden talep ediyorum” dedi.

Ongun’dan soru

Savunmasının ardından Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, Onur Aldı’ya soru sormak için söz aldı. Ongun’un, “Ben Dijital Deneyim Müzesi’nin yapımı ile ilgili olarak ihale süreçlerinde hiçbir toplantıda, hiçbir etkinlikte bulundum mu? Size herhangi bir firma önerisinde bulundum mu? Bahse konu Tuce firmasının müze kurulumu dediğiniz inşa işleriyle herhangi bir ilgisi var mı?” sorularına Aldı, “Yok, hayır” yanıtını verdi.

Duruşma 3 Haziran Çarşamba günü devam edecek.