CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 59’u tutuklu 414 sanıklı İBB davasının duruşması, 61’inci gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu duruşma salonunda devam ediyor.
Tutuklu Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un avukatı Rahşan Daniş’in savunması öncesi İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, söz aldı.
Mahkeme heyetinin 9 Temmuz’da savunmaları bitirmesine yönelik talepte bulunan İmamoğlu, pazartesi iki davasının olduğunu ve sonraki hafta iki davasının daha olduğunu söyledi. İmamoğlu, “Burada insan üstü bir gayretle hakkımızı hukukumuzu savunma konusunda bir süreç yönetiliyor” dedi ve savunmaların 9 Temmuz’a yetişmeyeceğini söyledi.
Mahkeme başkanı ise Ekrem İmamoğlu’nun salondan çıkarılması için talimat verdi. Duruşmayı 9 Temmuz’da bitireceğini ifade eden mahkeme başkanı savunma hakkını engellemediğini ileri sürdü.
Mahkeme başkanı sonradaki salondaki bütün milletvekillerinin dışarı çıkarılması talimatını verdi ve duruşmaya ara verildi.
İşte Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasındaki konuşma şöyle:
Ekrem İmamoğlu: İnşallah hayırlı bir gün olur hepimiz adına ve bu yargılama adına da kalan kısa zaman diliminde, umarım saygın, en doğru şekilde yürütülen bir süreçle beraber ilk celseyi bitiririz. Dün malum bir tartışmayla buradan ayrıldınız. Tabii ister istemez hepimiz bu müzakereyi hem kendi içimizde hem de duruşma anında hem de hukukçularımız üzerinden yapıyoruz. Önce şunu belirtmek isterim ki; bulunduğumuz bu dava hem Türkiye’nin hem de dünyanın ne yazık ki ilgisini çeken, hem Türkiye’nin hem de milletimiz adına da çok da itibarlı bir süreç olmayan bir zaman dilimini önümüze koyan bir davadır. Önemi yüksektir. 9 Mart’tan bu yana, burada ifade edelim ki bunu daha önce de söyledim, sonuçta yaşanan ufak tefek aksilikler olsa da mümkün olduğu kadar anlayışlı, karşılıklı iletişimle süreç yürütüldü. İnsanlar burada savunmalarını yaptı. Elbette ki sonuç önemlidir ama şu ana kadar en azından bu savunma kısmı, ya da sorgu diyorsunuz yanlış bir ifadede bulunmayayım, düzgün bir şekilde yürütülmeye gayret edildi.
Tabii dün itibarıyla Murat Bey savunmasını bitirdi, avukatı Rahşan Hanım savunmasına başladı. Siz de hani bugün bitmesi gerektiğini, 9’u ile ilgili de ben duymadım ama arkadaşlarımın ifadesi, öyle bir son tarih şeklinde ifadeniz olmuş. Şimdi Sayın Başkan, şu anda Murat Bey neredeyse bu dosyanın en fazla isminin geçtiği ama aynı zamanda eylemlerle de yargılandığı bir arkadaşımız. Doğal olarak avukatları da neredeyse 1,5 yıldır süren bu zulüm üzerine hazırlıklarını yaptı ve ifadeleriyle beraber de bugün savunmasını toparlamak istiyorlar. Özenli bir gayretle, hani arzuları bugün akşamüstü bu işi toparlamak. Ve benim yine öğrendiğim kadarıyla avukatım üzerinden, ardından da kalan zaman diliminde, yine Tuncay Yılmaz arkadaşımız da avukatlarıyla beraber bu akşam kalan süreçte zamanı toparlayabilirler diye gözüküyor. Şimdi bunu alt alta koyduğumuzda, tabii burada Fatih Bey önemli bir arkadaşımız. İnan Bey ile de konuştuk. Onlar da çok kısa bir zaman diliminde süreci toparlayabilecekler diye gözüküyor. Yani pazartesi sabah başladıkları takdirde toparlayabilecekler diye gözüküyor. İnan Bey’in ifadeleriyle, avukatlarından bilgi almadım ama hani İnan Bey’in ifadesiyle, toplamda 3-3,5 saatlik bir zaman diliminde toparlayabileceği öngörülüyor. Tabii Fatih Bey’in çok önemli bir savunma süreci var. Biliyorsunuz ki neredeyse Fatih arkadaşımız, hani benden sonraki en fazla eylemle ilgili arkadaşımız. Avukatları da uzun bir hazırlık yaptılar.
Şimdi bunları alt alta dizdiğimizde 9 Temmuz imkansız gözüküyor. Yani ben şöyle bakıyorum: Önümüzdeki cumayı da katarsanız ve ondan sonra -ki benim buradaki savunmam önemli-, yani 9’u, 10’u, pazartesi ve salı, yani 15 Temmuz yıl dönümü tatil olduğu için bir öncesi gün de toparlanabilir gibi gözüküyor. Yani bu da gerçekten hassas ve titiz çalışmayla, örneğin benim avukatlarımı sadece 3 avukatımı 1 güne sığdırarak, hassas bir çalışmayla toparlanabilir şekilde gözüküyor. O bakımdan hani şunu ifade edelim, bunu da bilmenizi isterim: Yani ben, örneğin dün benimle ilgili yine bir dava vardı, ben bu davaya bile hafta sonu 4-5 saat Ankara’dan gelen avukatımla çalıştım. İşte pazartesi 2 davam daha var, örnek veriyorum. Ve sonraki hafta bir davam daha var. Dolayısıyla hani insanüstü bir gayretle, hakkımızı ve hukukumuzu savunmak konusunda, insanüstü bir gayretle bir süreç yürütüyoruz. Ve bize göre ve milletimizin büyük bir çoğunluğuna göre de bunların birçoğunun olmaması gereken, neredeyse 17 davayla mücadele eder durumdayız. Yani şu anda bunun 9 Temmuz’da imkansız olduğu gözüküyor. Bu konudaki kararlılığınız nedir? Yani burada nasıl bir süreç yönetilecek? Bunu duymak isteriz ve bunu eğer suhuletle toparlayabilirsek, çok özenli bir şekilde toparlayabilirsek güzel bir sonuç oluştururuz diye düşünüyoruz Sayın Başkan.
Hakim: Evet, biz de heyet olarak değerlendirme yaptık. Normal yargılamada savunmanıza devam edin, bugün toparlayın. Bu anlamda bir koyulan kurala müdahale etmeyeceğiz. Sorgu sırasını değiştirmeyeceğiz. Normal sorgu sırasıyla devam edeceğiz. Sizden sonra Tuncay Yılmaz’ın, Tuncay Yılmaz’ın savunmasını alacağız. Sonrasında sizle Ekrem Bey, devam edeceksiniz. 9’una kadar da biz bu işi, yani yetişmiyor dediğiniz durumu 9’unda tamamlayacağız. Sonra savunmasını aldığımız tanıkların, alamadığımız tanıklarımızın savunmasını 2. celseye almaya, alma şeklinde bir değerlendirme yaptık. Yani o yüzden bunun hani illa şu şu sanıklar 1. celsede bitirilecek diye bir kuralı yok, celse atacağız onunla ilgili ama 9’unda kapatacağız.
Ekrem İmamoğlu: Hayır Sayın Başkan şöyle, yani şimdi burada tabii ki Rahşan Hanım sürdürsün. Normal seyirle devam edeceğiz derken, Ekrem İmamoğlu “örgüt lideri” diye tanımlanmış bu iddianamede. Daha önce de 2 kez kabul ettiğiniz üzere, benden önce bütün arkadaşların tamamlaması ve en son benim savunmamın onların savunması üzerine inşa edilmesinin doğru olduğunu kabul ettiniz. Yani bu 9’unda bitirme eğer…
Hakim: Eylem sayısı olarak Fatih Bey sizden daha uygun durumda. Eylem sayısı aynı…
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, “aynı” dediğiniz zaman sizin bile nasıl inandığınızı ben anlayamıyorum. Eğer bakın 9 Temmuz’da, 9 Temmuz’da bir milli seferberlik ilan edilecekse bilelim. Bu ülkede bizim bilmediğimiz bir şey olacaksa bilelim, ona göre hareket edelim. Bizi niye, bizi niye bir ayara sokuyorsunuz, onu anlamadım yani.
Hakim: Sürekli bu konuyu böyle polemik haline getirmeye gerek yok.
Ekrem İmamoğlu: Siz yaptınız. Ben yapmadım. Önümüze siz getirdiniz.
Hakim: Biz baştan bir liste yaptık, tamam, o listeye uyacağız.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, 9 Temmuz’u, bakın dün bile, dün bile sıralamada süreç sonucu, süre sonu sorunu yoktu. 9 Temmuz’u dün getirdiniz önümüze. 9 Temmuz konusu eğer bir milli seferberlik varsa…
Hakim: Ekrem Bey, bunu başka bir şeye çekmeyin…
Ekrem İmamoğlu: Neyi başka bir şeye çekmeyelim? Operasyon yapılıyor…
Hakim: Böyle devam etmeyin, salondan çıkartırım sizi.
Ekrem İmamoğlu: Niye salondan çıkartırsınız? Ben çıkarım. Sizin çıkarmanıza…
Hakim: Öyle bir şey yok ki, ben sizle pazarlık mı yapacağım?
Ekrem İmamoğlu: Neyin pazarlığı Sayın Başkan?
Hakim: Biz değerlendireceğiz işte.
Ekrem İmamoğlu: Yetişmezse ne yapacaksınız?
Hakim: Bu savunma listesinin sıralamasını yeni mi gördünüz? 4 aydır belirttik zaten bunu, başka bir şey değil.
Ekrem İmamoğlu: 3 defa bunu kabul ettiniz, bizim önerimizi kabul ettiniz Sayın Başkan. Bir akşamda ne oldu da değişti?
Hakim: O zaman süre sınırlamalarına birazcık uysunlar avukatlarınız veya siz. Yargılamada yardımcı olun o zaman, bunun şeyi yok. 4 ay, 4 ay 1. celse sürmüş ya, öyle bir şey olmaz.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, bakınız, süreçler… Bakın şu anda bile 11’i 20 geçe başlıyor.
Hakim: Hayır, sizin sıranız geldiğinde savunmanız alınır, sırayla.
Ekrem İmamoğlu: Ama benim arkadaşım Fatih Bey, benden önce… Örgüt yöneticisi dediğiniz kişi benden önce konuşmalı diye, sizinle bunu daha ilk hafta görüştük. Kabul ettiniz. Ara savunma istediniz, orada söyledim, kabul ettiniz. 1 hafta önce konuştuk, yine kabul ettiniz.
Hakim: Normal takvime uyarsak sorun yok, sorun yok.
Ekrem İmamoğlu: Bu takvimde değil de 9 Temmuz niye bir sınır oldu Sayın Başkan? 9 Temmuz’da bu ülkede kıyamet mi kopacak, ben anlamadım yani.
Hakim: Savunmamıza devam edelim o bittikten sonra Tuncay bey ile devam edelim. Bittikten sonra sizi alacağız. Yani neden uzatıyorsunuz?
Ekrem İmamoğlu: Hayır ne alakası var.
Hakim: Sizin Fatih Bey’den önce veya sonra savunma yapmanız neyi değiştirecek?
Ekrem İmamoğlu: Sizin için neyi değiştiriyor? Benim için çok şeyi değiştiriyor. Çünkü benden önce, benden önce… Bakınız, benden önce… Bakınız, benden önce onu, onu…
Hakim: Bunu artık takvime… o saate o saate geliyor zaten.
Ekrem İmamoğlu: Benden önce, benden “yönetici” diye söylemde bu iddianamede olan kişinin savunmasını dinlemek, benim savunmamın düzenini oluşturuyor. Bugüne kadar bunu sizinle konuştuk. Niye Fatih Bey benden sonra olacak?
Hakim: Ekrem Bey, biz…
Ekrem İmamoğlu: Konuşuyorlar mı? Ya da İnan Bey? İnan Bey niye benden sonra olacak?
Hakim: Belirlediğimiz bir sıralama, belirlediğimiz bir takvim var. Buna uyacağız, bu şekilde ilerleyeceğiz. Yani bunu…
Ekrem İmamoğlu: Valla o o şekilde olmaz. Yani o şekilde olmaz. Ben kabul etmiyorum sayın başkan. Ben kabul etmiyorum, görürsünüz.
Hakim: Tamam. Savunma sıranız geldiğinde savunmanızı alırız. Hiç kimseye bir kaç cümle falan vermeyeceğim avukat hanım. Rahşan Hanım buyurun, savunmanıza devam edin. (Avukatlar söz istiyor) Avukat Hanım, söz hakkı vermeyeceğiz. Biz bugün bu konuyu… Rica ediyorum uzatmayalım.
İmamoğlu salona alınmadı
Yaklaşık 2 saat süren aranın ardından İmamoğlu dışındaki tutuklu sanıklar 13.38’de duruşma salonuna alındı. Mahkeme Başkanı Aylan, “İmamoğlu’nun sadece savunması alınırken salona getirileceğini” söyledi.
Avukat sıralarında ise yalnızca birkaç avukatın bulunduğu dikkati çekti. Murat Ongun’un avukatı Rahşan Daniş, duruşma salonunda olmadığı için Mahkeme Başkanı, “verilen ara üzerine avukat Rahşan Sertkaya Daniş’in duruşma salonunda olmadığı görüldü” diyerek durumu tutanağa geçirdi. Ardından tutuklu sanık Tuncay Yılmaz’ın savunmasına geçilmesini istedi. Yılmaz, “avukatım yok” dedi. Ancak, öncesinde tutuklu sanık avukat Mehmet Pehlivan söz aldı.
Pehlivan, bugüne kadar sanıklara ve avukatlarına savunmalarında herhangi bir kısıtlama uygulanmadığını belirterek, “Buna hepimiz şahidiz; biz avukatlar, sanıklar, herkes şahit. Kamuoyu da buna şahit. Sabırla dinlediniz, hatta büyük bir ilgiyle dinlediniz. En ufak ayrıntısına kadar her şeye hakimsiniz. Bu konuda hiçbir itirazımız ya da şikayetimiz yok” dedi.
Pehlivan’ın talebi kabul edilmedi
Heyetin, sanık savunmaları sırasında sıra değişiklikleri ile hazır olmayan veya sağlık sorunu yaşayan sanıklar konusunda da kolaylık sağladığını belirten Pehlivan, “Hiç kimseyi ayırt etmeksizin takdir hakkınızı adil biçimde kullandınız” ifadelerini kullandı.
Pehlivan, “Benim bu aşamadaki talebim şu; Ekrem İmamoğlu açısından da söylüyorum. Sıralama konusunda vermiş olduğunuz kararı uygulamaya devam etseniz ve yine takdir ettiğiniz şekilde 9 Temmuz tarihinde duruşmayı sonlandırsanız, Ekrem İmamoğlu da 10 Ağustos tarihinde başlayan celsede savunmasını yapsa hem bugüne kadar meslektaşlarımız ve sanıklar bu sıraya göre hazırlandılar, programlarını buna göre yaptılar hem de bu düzen korunmuş olur” dedi. Heyet, talebi kabul etmedi.
Pehlivan’ın konuşmasının ardından Tuncay Yılmaz’a avukatının geçerli bir mazaretinin bulunup bulunmadığını soran mahkeme başkanı, sistem üzerinden mazeret kontrolü yapılmasını istedi. Mahkeme başkanı, “Geçerli bir mazeret varsa buna göre değerlendiririz. Geçerli bir mazeret yoksa barodan CMK kapsamında avukat görevlendirmesi yapar savunmayı o şekilde alırız” ifadelerini kullandı.
Sistem kontrolünde avukatın geçerli bir mazeret bildirmediğinin anlaşılması üzerine mahkeme başkanı, “O zaman ara verelim. Aranın ardından CMK’dan görevlendirme yapılsın, savunmaya o şekilde devam edelim” diyerek duruşmaya bugün bir kez daha ara verdi.
Tuncay Yılmaz hastaneye kaldırıldı
Ardından tutuklu sanık Tuncay Yılmaz’ın savunmasına geçilmesini istedi. Yılmaz, “avukatım yok” dedi. Ancak, öncesinde tutuklu sanık avukat Mehmet Pehlivan söz aldı.
Pehlivan’ın konuşmasının ardından Tuncay Yılmaz’a avukatının geçerli bir mazaretinin bulunup bulunmadığını soran Mahkeme Başkanı, sistem üzerinden mazeret kontrolü yapılmasını istedi. Başkan, “Geçerli bir mazeret varsa buna göre değerlendiririz. Geçerli bir mazeret yoksa barodan CMK kapsamında avukat görevlendirmesi yapar savunmayı o şekilde alırız” ifadelerini kullandı.
Sistem kontrolünde avukatın geçerli bir mazeret bildirmediğinin anlaşılması üzerine Mahkeme Başkanı, “O zaman ara verelim. Aranın ardından CMK’dan görevlendirme yapılsın, savunmaya o şekilde devam edelim” diyerek duruşmaya bugün bir kez daha ara verdi.
Yılmaz’a CMK’dan avukat atanmasının ardından, duruşma başladı. Ancak, Yılmaz tansiyonu yükseldiği için hastaneye kaldırıldı. Mahkeme Başkanı ise “Şimdi sıramız İmamoğlu’nda ama 203 gereği salondan çıkardık. Hazır edilmesini isteyeceğiz. Ancak İnan Güney de savunma yapabilir eğer hazırsa” dedi.
Duruşma, İnan Güney’in savunmasıyla devam etti.
İnan Güney’in, savunmasında da andığı anne ve babası duruşmayı izledi. Temizlik işlerinden emekli babası, dava sürecinde kansere yakalanmıştı. İnan Güney salondan çıkarken anne ve babasına dönüp sevgisini dile getirerek veda etti.
İBB Davası’nın 61. duruşma günü sona erdi.
Duruşma pazartesi günü, sağlık sorunu olmazsa İmamoğlu İnşaat eski Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’ın savunmasıyla devam edecek. Bugün hastaneye götürüldüğü için Yılmaz savunmasını bugün yapamadı; pazartesi hazır olmazsa Ekrem İmamoğlu’nun savunması başlayacak. İmamoğlu’nun o gün “casusluk” ve “diploma ceza” davaları da Silivri’de görülecek.




