Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’de “mutlak butlan” kararı sonrası yaşanan gelişmelere ilişkin sert açıklamalarda bulundu.
CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesini ve parti içindeki yönetim tartışmalarını değerlendiren İmamoğlu, isim vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı ve “dâhili bedhah (kötü yürekli, başkasının kötülüğünü isteyen) kayyım” ifadesini kullandı.
T24 yazarı Murat Sabuncu’ya konuşan İmamoğlu, CHP’ye yönelik yargı müdahalesinin halk iradesini hedef aldığını belirterek, yaşananların yalnızca bir parti meselesi olmadığını söyledi.
İmamoğlu “Millet değişim diyor, onlar yargıyı devreye sokuyor. Millet sandığı işaret ediyor, onlar mahkeme koridorlarını gösteriyor. 86 milyonun geleceğini saray koridorlarında rehin alamayacaklar. Bir adım geri atmayacağız. Boyun eğmeyeceğiz. Susmayacağız. Bize yenilgiyi öğretemeyecekler” dedi.
CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesine sert tepki gösteren İmamoğlu, yaşananların sadece fiziki bir müdahale olmadığını, siyasi ve sembolik bir anlam taşıdığını ifade etti.
Ekrem İmamoğlu “Mahremimize polisle girdiler. Kapısı kırılarak girilen yalnızca bir bina değil; bir hafıza, bir inanış, bir mücadele ve demokrasiye olan ihtiyaçtır. O kapıyı içeriden ve dışarıdan yıkmaya çalışan bedhahlar şunu söylüyor: ‘Sandıkla olmadı, şimdi zorla teslim alacağız.’” diye konuştu.
İmamoğlu, CHP’ye yönelik müdahalelerin demokratik siyaseti hedef aldığını belirterek, sürecin sadece parti yönetimiyle sınırlı olmadığını belirtti.
Ekrem İmamoğlu, isim vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek “siyasi kayyım” nitelemesinde bulundu. Kılıçdaroğlu için “dâhili bedhah kayyım” ifadesini kullanan İmamoğlu, partiye yönelik müdahalenin içeriden yürütüldüğünü belirtti.
İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’nun siyasi tavrını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilişkilendirerek “Onun emir aldığı, her söylediğini koşa koşa yaptığı Erdoğan, Cumhuriyet’i, demokrasiyi, adaleti betona gömmek istiyor. Figüranların, kayyımın hiçbir önemi yoktur.” diye kaydetti.
Tutuklu bulunduğu süreçte de siyasi mücadelesini sürdüreceğini vurgulayan İmamoğlu, bulunduğu koşulların kendisi açısından belirleyici olmadığını söyledi.
İmamoğlu “Benim en özgür halimle bulunduğum dört duvarın da, kayyımın sıkışıp kaldığı dört duvarın da bir önemi yoktur. Allah ömür, millet destek verdikçe mücadelemi sürdüreceğim. Önemli olan Cumhuriyet’in ve bize bırakılan emanetin geleceğidir. Koruyacağız, kazanacağız.” diye konuştu.
CHP’de yaşanan kriz sonrası yeni bir siyasi oluşum ihtimaliyle ilgili soruya da yanıt veren İmamoğlu, doğrudan bir parti kurma açıklaması yapmasa da tüm seçeneklerin değerlendirilebileceği mesajını verdi ve “Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız. Hukuk çiğnenirse, delegelerimizin ve milletin iradesi yok sayılırsa, bizim milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşrudur ve güçlüdür.” ifadelerini kullandı.
Muhalefetin bir kriz içinde olmadığını ifade eden İmamoğlu, asıl sorunun iktidarın muhalefet üzerindeki baskıları olduğunu belirterek “Muhalefet kriz yaşamıyor. Erdoğan muhalefete darbe yapıyor.” diye konuştu.
İmamoğlu Murat Sabuncu’nun “Bu şartlarda Kürt sorununun çözümü için zor bir yola da girilmiş oluyor mu? Gerçi İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan bayram sonrası yasa çalışmalarının başlayacağını söyledi” sorusuna da şöyle yanıt verdi:
“Çok üzgünüm… Gerçekten çok üzgünüm. Terörsüz ve Demokratik Türkiye hedefi, milletin barış içinde ve huzurlu bir Türkiye umudu bizzat Erdoğan tarafından yok ediliyor. Sayın Pervin Buldan’ı, çabasını büyük bir saygıyla karşılıyorum. Fakat bu ülkenin başı, milletin kaderi için böylesine önemli bir süreci sabote etmek için elinden geleni yapıyor. Milletin ve siyasetin ilmek ilmek inşa ettiği barış umudunu milletin tepesine indirdiği balyozlarla yıkmaya çalışıyor.
Hazırlayalım, biz de destek verelim ve çıkaralım yasayı. Fakat demokrasi elden gittikten sonra, hukuk ayaklar altına alındıktan sonra hangi barış, hangi huzur, hangi yasa diye sormayacak mı bu millet? Bütün gözler görüyor, fakat diller susuyor. Erdoğan hala “Kürt anasını görmesin” zihniyetiyle iş yapıyor. Hatta aynı zamanda “Türk gün yüzü görmesin” zihniyetiyle yol yürüyor. Açık açık söylüyorum: Seçimlere kadar süreci devam ettirip, her türlü hukuksuzlukla seçimleri kazanıp, süreci bitirmenin ve yeniden bu milletin evlatlarının kanına girmenin hesabını yapıyor.
Defalarca aldandığını ifade ederek milletini aldatan iktidar, ne yazık ki bu tarihî süreçte de koltuk menfaati ile tereddütsüz milletimizi aldatmaya devam etmektedir!
Millete ihtiyacı olan güveni vermeden, soru işaretlerini gidermeden atılacak adımlar ülkemize daha büyük zararlar vermeye gebedir. Toplum çok büyük bir güvensizlik içerisinde. Gerçekten yürekten söylüyorum bunları, insanımızın ihtiyacı olan güveni vermek hepimize düşüyor. O güven de milletin hakkını sonuna kadar savunmaktan geçiyor. Milletimizin birbirine doyasıya sarılması için önümüzde tek engel vardır. Bu topraklarda halay da horon da dik oynanır. Dik durulur, dik yürünür. Hep birlikte dik duralım, dik yürüyelim. Bu milleti kandırmaya çalışanlara izin vermeyelim.”




