Irak’ta ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon Güçleri’nin askeri misyonunu resmen tamamlamasının ardından ülkedeki silahsızlanma ve silahlı grupların devlet kurumlarına entegre edilmesi süreci devam ediyor. Koalisyonun Irak’taki askeri varlığı 30 Eylül 2026’da sona ererken, Bağdat yönetimi güvenlik alanında devlet otoritesini güçlendirmeye ve devlet dışındaki silahların kontrol altına alınmasına yönelik girişimlerini sürdürüyor.
Washington yönetiminin de baskısıyla Şii silahlı grupların silahsızlandırılması ve Irak’ın savunma sektörüne entegre edilmesi hedeflenirken, sahadaki grupların tutumları birbirinden ayrılıyor.
Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) çatısı altında bulunan Ketaib Hizbullah (Hizbullah Tugayları), Seyyidüşşüheda Tugayları ve Nüceba Hareketi silah bırakmaya karşı çıkıyor.
Bununla birlikte yine Haşdi Şabi bünyesindeki Asaib Ehlilhak ve Ketibetu İmam Ali gibi bazı gruplar ise şimdilik küçük çaplı, hurda veya atıl durumdaki silahlarını Bağdat yönetimine teslim ediyor.
Üç örgütten silahsızlanmaya ret
Seyyidüşşüheda Tugayları Sözcüsü Şeyh Kazım Fartusi, Lübnan merkezli UNews’e yaptığı açıklamada silahsızlanmanın söz konusu olmadığını belirtti.
Fartusi’nin açıklaması, Irak Başbakanı Ali Zeydi liderliğindeki hükümetin silahların devlet tekelinde toplanmasına yönelik planı ilerletmeye çalıştığı bir dönemde geldi. Zeydi hükümeti, silahlı gruplarla askeri bir çatışmaya girme niyetinin bulunmadığını ve silahların devlet kontrolünde toplanması konusunda görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.
Ketaib Hizbullah ve Nüceba Hareketi de daha önce silahsızlanmaya karşı tutumlarını açıklamıştı. Ketaib Hizbullah, yabancı güçlerin Irak’tan çekilmesini silah bırakma konusunda temel koşullardan biri olarak gösterirken, Nüceba Hareketi de silahların devlet tarafından toplanmasına yönelik girişime karşı çıktı. Seyyidüşşüheda Tugayları ise ABD güçlerinin Irak’tan tamamen çekilmesine kadar silah bırakmayacağını açıklamıştı.
Hizbullah Tugayları: Koalisyonun çekilmesinde Haşdi Şabi rol oynadı
Ketaib Hizbullah’ın güvenlik yetkilisi Hacı Ebu Mücahid Assaf da ABD öncülüğündeki güçlerin Irak’tan çıkarılmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Assaf, yabancı güçlerin ülkeden çıkarılması sürecinin Haşdi Şabi bünyesindeki grupların mücadelesi sayesinde gerçekleştiğini belirtti.
Assaf ayrıca ABD’nin İran havacılığına yönelik kısıtlamalarının 1 Ekim sonrasında da sürmesi durumunda Irak’ın, Tahran’ı hedef alan saldırılara katılan ülkelerle sınır kapılarını kapatabileceğini söyledi.
ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak’taki askeri misyonunun sona ermesiyle birlikte ülkenin güvenlik sorumluluğu büyük ölçüde Irak güvenlik güçlerine devredildi. Washington ise Irak’a istihbarat ve eğitim desteğini sürdürmeye devam edecek.
Haşdi Şabi’nin devlet içindeki konumu tartışılıyor
Haşdi Şabi, IŞİD’le mücadele sırasında 2014’te Büyük Ayetullah Ali Sistani’nin fetvasının ardından kuruldu. Yapı, Savunma Bakanlığı’ndan bağımsız bir bütçeye ve kurumsal kimliğe sahip.
Irak Bakanlar Kurulu tarafından 25 Şubat 2025’te onaylanan ve parlamentoda iki kez okunan 18 maddelik Haşdi Şabi yasa tasarısı ise yapının Irak silahlı kuvvetlerinin bir parçası olarak tanımlanmasını ve doğrudan Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı’na bağlanmasını öngörüyordu.
Irak Parlamentosu’nda söz konusu tasarının ilk okuması Mart 2025’te gerçekleştirildi. İkinci okuma ise Temmuz 2025’te tamamlandı ve tasarı üzerinde değişiklik yapılması için ilgili komisyona görev verildi.
Bu düzenleme, Haşdi Şabi’nin devlet güvenlik yapısı içindeki konumunun yeniden tanımlanmasına yönelik girişimlerden biri olarak öne çıkıyor.
Asaib Ehlilhak ve Ketibetu İmam Ali gibi bazı gruplar, silahların devlet kontrolüne alınması ve entegrasyon sürecinde hazır oldukları yönünde mesajlar vererek küçük çaplı, hurda veya atıl durumdaki silahları teslim ediyor.
Haziran ayında Irak hükümetinin, silah bırakan milis üyelerinin güvenlik kurumlarına alınmasını içeren bir entegrasyon planı üzerinde çalıştığına ilişkin bilgiler yayımlanmıştı.
Ancak silahların teslim edilmesi ve entegrasyon konusunda gruplar arasındaki farklı tutumlar, Bağdat’ın bütün silahlı yapıları devlet komutası altında toplama girişiminin önündeki temel başlıklardan biri olmaya devam ediyor.
İran’dan farklı mesajlar
Silahsızlanma tartışmasının bir diğer boyutunu İran’ın Irak’taki silahlı gruplarla ilişkisi oluşturuyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, entegrasyon sürecini destekleyen açıklamalar yaparken, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun dış operasyonlarından ve bölgesel vekil güçlerden sorumlu birimi Kudüs Gücü’nün Komutanı İsmail Kaani’nin ise Irak’taki milisleri nüfuz kaybına karşı uyardığı kaydediliyor.
Bölgesel kaynaklar ayrıca İranlı yetkililerin, ağır ve nitelikli silah stoklarının Irak’taki silahsızlanma denetimlerinden çıkarılması amacıyla bunların gizlice İran topraklarına taşınmasını teklif ettiğini aktarıyor.
Bu bilgiler, İran’ın Irak’taki silahlı gruplarla ilişkisi ve Bağdat’ın silahların devlet kontrolünde toplanmasına yönelik girişimleri açısından bölgesel tartışmanın bir başka boyutunu oluşturuyor.
Irak yönetimi açısından ise temel gündem, silahların devlet otoritesi altında toplanması ve silahlı yapıların güvenlik kurumlarıyla ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi. Silahlı grupların bir bölümünün entegrasyona yaklaşması, bir bölümünün ise silah bırakmayı reddetmesi nedeniyle süreç farklı grupların tutumlarına göre ilerliyor.
Irak’ta silahsızlanma süreci başladı | Şii lider Mukteda Sadr, örgütünü feshettiğini duyurdu



