• Ana Sayfa
  • Kadın
  • Kadına yönelik şiddetin faturası: Dünya ekonomisine yıllık 1,5 trilyon dolar

Kadına yönelik şiddetin faturası: Dünya ekonomisine yıllık 1,5 trilyon dolar

Gelire el konulması, çalışmanın engellenmesi ve artan yaşam maliyetleri kadınların şiddet döngüsünden çıkmasını zorlaştırırken, kadına yönelik şiddetin küresel ekonomiye maliyeti 1,5 trilyon dolara ulaşıyor.

Kadına yönelik şiddetin faturası: Dünya ekonomisine yıllık 1,5 trilyon dolar
Kadına yönelik şiddetin faturası: Dünya ekonomisine yıllık 1,5 trilyon dolar
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 29 Temmuz 2026 12:27
  • Güncellenme: 29 Temmuz 2026 12:31

Kadına yönelik şiddet yalnızca kadınların yaşam hakkını değil, ekonomik özgürlüğünü de tehdit ediyor. Şiddet nedeniyle oluşan sağlık harcamaları, polis ve yargı süreçleri, sosyal hizmetler, kadınların işlerini kaybetmesi, üretimden uzak kalması ve gelir kaybı gibi birçok unsur ülkelerin ekonomisini de doğrudan etkiliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi’nin hesaplamalarına göre toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin dünya ekonomisine yıllık maliyeti yaklaşık 1,5 trilyon dolar. Bu rakam, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geliyor.

Avrupa Birliği’nde ise toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin yıllık ekonomik maliyeti 366 milyar avro olarak hesaplanıyor. Bunun 289 milyar avroluk bölümünü kadınlara yönelik şiddetin doğrudan maliyeti oluşturuyor.

Maliyet nasıl oluşuyor?

BM Kadın Birimi’ne göre ekonomik maliyet başlıca şu kalemlerden oluşuyor:

-Şiddet nedeniyle yapılan hastane ve tedavi harcamaları,
-Polis, savcılık, mahkemeler ve ceza infaz sisteminin maliyetleri,
-Kadın sığınma evleri ve sosyal destek hizmetleri,
-Kadınların işe gidememesi, işini kaybetmesi veya çalışma yaşamından çekilmesi nedeniyle oluşan üretim kaybı,
-Şiddete tanık olan çocukların eğitim ve sağlık alanındaki uzun vadeli etkileri.

Her üç kadından biri yaşamı boyunca şiddet görüyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile BM kuruluşlarının hazırladığı son küresel araştırmaya göre, dünyada yaklaşık 840 milyon kadın, yani her üç kadından biri, yaşamının herhangi bir döneminde birlikte olduğu erkekten fiziksel veya cinsel şiddete ya da partneri olmayan bir erkekten cinsel şiddete maruz kaldı.

Araştırmaya göre bu oran son yirmi yılda neredeyse hiç değişmedi.

Rapora göre yalnızca son bir yıl içinde 316 milyon kadın partner şiddetine maruz kaldı. Uzmanlar, cinsel şiddet vakalarının önemli bölümünün bildirilmemesi nedeniyle gerçek sayının daha yüksek olabileceğine dikkat çekiyor.

Şiddet yalnızca can güvenliğini değil, geçim kaynaklarını da hedef alıyor

Kadına yönelik şiddetin etkileri fiziksel yaralanmalarla sınırlı kalmıyor. Şiddete maruz kalan kadınların depresyon, kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, istenmeyen gebelikler ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla karşılaşma riskinin arttığı belirtiliyor. Aynı zamanda kadınlar işlerini kaybedebiliyor, gelirleri azalıyor ya da çalışma yaşamından tamamen kopabiliyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine dayanan araştırmalar, partner şiddetine maruz kalan kadınların düşük gelirli işlerde çalışma olasılığının belirgin biçimde arttığını, birçok kadının ise işine düzenli devam edemediğini ortaya koyuyor.

Şiddet ortamından ayrılmanın maliyeti de büyüyor 

Şiddetin ekonomik boyutu yalnızca topluma yüklediği maliyetle sınırlı değil. Kadınların şiddet ortamından ayrılması da giderek daha pahalı hale geliyor.

Avustralya’da Anglicare Sydney’in araştırmasına göre, şiddet gördüğü evi terk eden bir kadının yeni bir yaşam kurabilmesi için gereken ilk harcamalar son 10 yılda 4 bin 98 Avustralya dolarından 7 bin 17 Avustralya dolarına yükseldi. Yaklaşık yüzde 71’lik artış; kira depozitosu, taşınma, geçici konaklama, temel ev eşyaları ve faturaları kapsıyor.

Uzmanlar, ekonomik bağımsızlığa erişemeyen kadınların önemli bir bölümünün yalnızca maddi nedenlerle şiddet gördükleri evleri terk edemediğini vurguluyor.

Benzer bir tablo Türkiye’de de yaşanıyor. Yüksek enflasyon, artan kiralar ve yaşam maliyetleri nedeniyle şiddet ortamını terk eden kadınlar, yeni bir yaşam kurarken ciddi ekonomik engellerle karşı karşıya kalıyor. Kadın örgütleri, ekonomik koşulların kadınların şiddetten uzaklaşmasını zorlaştırdığını sık sık gündeme getiriyor.

Ekonomik şiddet görünmez ama yaygın

Kadın örgütleri, fiziksel şiddetin yanı sıra ekonomik şiddetin de kadınların yaşamını kuşatan temel şiddet biçimlerinden biri olduğunu vurguluyor. Gelire el konulması, çalışmasının engellenmesi, banka hesaplarının kontrol edilmesi, borçlandırılması veya mirastan mahrum bırakılması gibi uygulamalar, kadınların şiddet döngüsünden çıkmasını zorlaştıran başlıca nedenler arasında gösteriliyor.

BM Kadın Birimi ise kadına yönelik şiddetin önlenmesine ayrılan küresel kaynakların ihtiyacın çok altında kaldığını belirterek, 2022 yılında uluslararası kalkınma yardımlarının yalnızca yüzde 0,2’sinin kadına yönelik şiddetin önlenmesine ayrıldığını, bu finansmanın 2025’te daha da gerilediğini kaydediyor.