Bir kamu bankasında kiraladıkları kasanın tamamen boşaltıldığını öne süren Avukat Helin Aydın, hem olayın mağduru hem de vekili olarak hukuki süreç başlattıklarını açıkladı. Aile birikimlerinin bulunduğu kasanın boş çıkması üzerine banka personeli tarafından suçlayıcı bir tavırla karşılaştıklarını belirten Aydın, sistemdeki ciddi güvenlik açıklarını anlatarak uyarılarda bulundu.
Aydın, kasanın kiralanma sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“2020 yılında biz ilk kasayı kiralamıştık, ablam adına açtık bizim düğünlerden sonra. O dönem düğün takılarını koyduk, daha sonrasında da eklemeler, çıkarmalar oldu. En son haliyle annemin, amcanın, ablamın, benim, ablamın, kayınvalidesinin, evde kaybolmasın diye değerli gördüğümüz altın ve euro bazındaki miktarı kasaya koymuştuk. Bir kamu bankası olduğu için de açıkçası güveniyorduk, böyle güvenlik açıklarının farkında değildik.”
Aydın, kasadaki varlıkların kontrolü için bankaya gittiklerinde yaşananları ise şöyle aktardı:
“Daha sonrasında amcama ev almak için bir miktar para çekmeye gittik kasadan. Ablam kasaya giriş yaptığında kasanın boş olduğunu görüyor. Orada hatta baygınlık geçiriyor yere düşüyor. Elinde bir morluk oluşmuştu, masaya çarpıyor. Bir süre baygın kalıyor, birkaç dakika sonra sesleniyor. Kimse gelmiyor. O sırada personel geliyor ve onlar da kasanın boş olduğuna şahitlik ediyorlar. Tabii ilk süreçte orada anlamlandırmaya çalışıyoruz ama personelin tavrıyla zaten biraz suçlayıcı yaklaşıyorlar.”
‘Suçlayıcı söylemlerle olayı kapatmaya çalışıyorlar’
Aydın, banka çalışanlarının sürece yaklaşımının kendilerini zor durumda bıraktığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Hani böyle bir şeyin mümkün olmadığını, ‘siz almışsınızdır, unutmuşsunuzdur, ya da işte içinde ne olduğunu biz bilmiyoruz zaten. Belki bir gofretiniz vardı’ gibisinden dalga geçer gibi ilgisiz, alakasız suçlayıcı söylemlerle olayı kapatmaya çalışıyorlar.”
Sürecin ardından aile bireylerinin bankaya gittiğini ve şikayette bulunduklarını aktaran Aydın, “En son karakol, 112 acil üzerinden suç duyurusunda bulunduk. Bir karakoldan polis memuru beni aradı ve şubeye davet etti o insanı. Ben de avukatım bu arada, hem olayın mağduruyum hem de vekiliyim. Daha sonrasında karakolda ifadelerim, parmak izi alındı. Sonrasında da banka üzerinden herhangi bir işlem gerçekleştiremedik” dedi.
Aydın, bankanın sorumluluk kabul etmediğini belirterek, “Yani hiçbir şekilde sorumluluğu kabul etmiyorlar. Biz şu an tamamen sadece savcılık kanalıyla ilerlemeye çalışıyoruz. Biz olayı basına yansıttıktan sonra müfettiş atandı ama çok etkili bir şey yürütülmüyor halde” ifadelerini kullandı.
Soruşturmanın savcılıkta devam ettiğini belirten Aydın, “Daha bir gelişme yok. Şu anda dosya savcılıkta. Kamera kayıtları istendi. Banka henüz iletmemişti en son konuştuğumda birkaç gün önce. Parmak izi alındı ve kasaya el konuldu. Fakat bunlarla alakalı herhangi bir gelişme yok” dedi.
‘Kamera yok, içerik kaydı tutulmuyor’
Kiralık kasa sisteminin işleyişine ilişkin de bilgi veren Aydın, kişisel verilerin gizliliği gerekçesiyle kasa bölümlerinde kamera bulunmadığını belirterek şunları söyledi:
“Kişisel verilerin gizliliği gereği, insanların mal varlığının ne olduğu bilinmesin herkes tarafından diye, kamera da konulmuyor. Herhangi bir tutanak da tutulmuyor. Yani içeride ne var ne yok bilmiyorsunuz. Sadece giriş ve çıkışınızı tutanak ya da son zamanlarda teknolojinin gelişmesiyle, dijital yoluyla kayıt altına alıyorlar. Onun dışında içeride ne var ne yok ya da ne aldınız ne verdiniz olaylarına girişmiyorlar.”
Son iki girişlerinin sistemde kayıtlı olmadığını sonradan öğrendiklerini ifade eden Aydın, “Bizim son iki girişimiz kayıt altına alınmamış meğerse. Yani bizim 2025 yılında bir Temmuz gibi bir de Ekim Kasım gibi bir girişimiz var. Ablamın girişi var daha doğrusu. Onlar kayıt altında değilmiş olay günü öğrendik” dedi.
Aydın, kasa bölümünde kamera bulunmamasının ve girişlerin farklı personelle yapılmasının da güvenlik sorunu yarattığını savunarak, “Ablam her girdiğinde yani kasa giriş yaptığında farklı bir kişi herhangi bir çalışan o an müsaitse girebiliyor. Yani aslında çok da güvenlikle ilerlemiyor süreçleri” ifadelerini kullandı.
‘Anahtar sistemi güvenlik açığı oluşturuyor’
Kasa sistemindeki anahtar düzenine de değinen Aydın, bir anahtarın bankada, diğerinin müşteri tarafında bulunduğunu belirterek süreci şöyle anlattı:
“Bir anahtar onlarda oluyor bir anahtar sizde. İki anahtar beraber açılıyor. Normalde banka personeliyle müşteri beraber gidiyor açıyor. Banka personeli anahtarını alıp çıkması lazım. Orada müşteri işlemini görüyor. Sonra tekrar işlemi bitince personel gelip beraber kapatıyorlar.”
Ancak uygulamada bunun farklı işlediğini söyleyen Aydın, “Ama ablam gittiğinde personel ondan da anahtar alıyor. Gidiyor içeride kendisi açıyor. Sonra o çıkıyor ablam giriyor. Ablam işlemini yaparken bankanın personelinin özelinde bulunması gereken anahtar da içeride” dedi.
Bu durumun ciddi bir güvenlik açığı oluşturduğunu savunan Aydın, “İçeriden bir banka personeli bu anahtarları kopyalayabilir. İki, bir vatandaş atıyorum iki yıl önce kopyaladığı bir anahtarı aslında farklı bir kişi aracılığıyla farklı bir kasaya kiraladığında kullanabilir. Yani her türlü o güvenlik açıkları mevcut” ifadelerini kullandı.
Hukuki süreç | Hırsızlık ve zimmet tartışması”
Olayın hukuki boyutuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Aydın, sürecin ceza hukuku kapsamında değerlendirildiğini belirterek, “Bizim için çok güvenlikli gibi geliyor ama bu durumun hukuki boyutu aslında baktığımızda nitelikli hırsızlık. Türk Ceza Kanunu’nun kapsamında” dedi.
Aydın, personel tarafından gerçekleştirilmesi halinde zimmet ve güveni kötüye kullanma suçlarının da gündeme geldiğini ifade ederek, “Bununla birlikte bu işin bir personelin gerçekleştirmesi durumunda zimmet suçu ortaya çıkıyor. Aslında güveni kötüye kullanma suçu ortaya çıkıyor. Bunun bir de hukuk davası yoluyla aslında sizin güvenip emanet ettiğiniz bir malı koruyamadığı için bankanın sorumluluğu mevcut” diye konuştu.
Bankanın sorumluluğu kabul etmediğini söyleyen Aydın, “Fakat banka bu tazminat yükümlülüğü ya da Türk Ceza Kanunu’daki oluşan suçların hepsini kendi üzerinden bertaraf etmek amacıyla hiçbir sorumluluğu kabul etmiyor” ifadelerini kullandı.
Aydın, benzer vakaların başka şehirlerde de yaşandığını belirterek, “Afyon’da gerçekleşen olayda bu işin bir banka personelinin tarafından yapıldığı netleşmiş. Ceza almış personel fakat vatandaş parasını yine de alamıyor. Çünkü banka diyor ki, ‘Bana faturalandır’. Birçok insan kuyumcudan altın alırken bunun faturasını almıyor, öyle bir işleyiş yok günlük hayatın olağan akışında. Bu sebeple her türlü vatandaşı mağdur ediyorlar.” dedi.
Yaşananların sadece maddi değil manevi bir boyutu da olduğunu vurgulayan Aydın, “Bu konuda da, mağdur edildiğimizi bildiğimiz için üstüne bir de kendi paranızın hırsızı oluyorsunuz. Öyle bir muameleye maruz kaldık banka personeli tarafından. Bu sebeple bizim için artık sadece maddi bir kayıp değil de biraz o manevi süreçlerin de zedelenmesi sebebiyle açıkçası böyle hem basına yansıtıp insanları bilinçlendirmek hem de bir şekilde bu işin peşini bırakmak istemiyoruz.” ifadelerini kullandı.



