• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Kayıp yakınları bayramda da alanlardaydı: ‘Bizim ziyaret edecek bir mezarı bile yok’

Kayıp yakınları bayramda da alanlardaydı: ‘Bizim ziyaret edecek bir mezarı bile yok’

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, bayramda da adaletin yerini bulması talebiyle Diyarbakır, Batman ve Şanlıurfa’da eş zamanlı eylemler düzenledi. 1994 yılında gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan Vasıf Öztürk, İsa Gök ve Mustafa Saygı’nın akıbetini soran aileler, cezasızlık politikalarına son verilmesini istedi.

Kayıp yakınları bayramda da alanlardaydı: ‘Bizim ziyaret edecek bir mezarı bile yok’
Kayıp yakınları bayramda da alanlardaydı: ‘Bizim ziyaret edecek bir mezarı bile yok’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 30 Mayıs 2026 13:14

İHD ve kayıp yakınları, bayramda da adaletin yerini bulması için bir araya aldı.

Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD), kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla düzenledikleri eylemlerini bu hafta Diyarbakır, Batman ve Şanlıurfa’da sürdürdü.

Diyarbakır 

İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 903’üncü haftasında Bağlar ilçesine bağlı Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Gözaltında kaybettirilenlerin ve katledilenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde; 1|Haziran 1994 tarihinde Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde Bolu Tugayı’na bağlı askerler tarafından gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Vasıf Öztürk’ün akıbeti soruldu.

Açıklamada ilk olarak konuşan İHD Şube Eş Başkanı Ercan Yılmaz, uzun yıllardır bu alanlarda seslerini yükseltmeye çalıştıklarını belirterek şunları söyledi: “Bayramlarda ilk ziyaret edilen yer hep yaşamını yitirenlerin mezarları oluyor. Ama ailelerimizin bir mezarı bile yok. Amacımız sadece mezarların bulunması değil, aynı zamanda faillerin de ortaya çıkarılmasıdır. Kayıpların bulunmasını ve buna sebep olanların yargılanmasını istiyoruz.”

Daha sonra söz alan Öztürk’ün oğlu Erol Öztürk, bu meydanda bulunan herkesin aynı kaderi paylaştığını söyledi. Bu coğrafyada 1980’lerden bu yana insan yaşamını hiçe sayan acılar yaşadıklarını belirten Öztürk, “32 yıldır babamın bulunmasını bekliyoruz. Temennimiz odur ki burada resimleri olan ya da olmayan herkesin bir mezar taşı olsun. Adalet bir gün herkes için tecelli edecektir. Umuyoruz ki 1990’lı yılların dosyaları raflardan indirilip adalet için yeniden açılır” ifadelerini kullandı.

Vasıf Öztürk’ün hikâyesi

Konuşmaların ardından Vasıf Öztürk’ün hikâyesini İHD Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Akdeniz aktardı. Akdeniz, süreci şu sözlerle özetledi:

“Evli ve yedi çocuk babası Vasıf Öztürk, Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Uzunova köyünde yaşıyordu. 1 Haziran 1994 tarihinde, Bolu Tugayı’na bağlı askerler tarafından yürütülen bir operasyon sırasında Kulp’a bağlı Salkım mezrasında bulunan Vasıf Öztürk, Cembeli Tuncer ve Efendi Şen gözaltına alındı. Aynı gün çevredeki bazı köylere de askerî baskınlar yapıldı. Gözaltına alınan köylüler, gece boyunca köyün okul binasında tutuldu. Ertesi sabah Cembeli Tuncer ve Efendi Şen serbest bırakıldı; ancak Vasıf Öztürk, elleri ve gözleri bağlanarak bir askerî helikoptere bindirildi. Kendisinin Kulp’a götürüleceği söylendi ancak o günden sonra Vasıf Öztürk’ten bir daha haber alınamadı.

Aynı dönemde gözaltında tutulan görgü tanıkları, Vasıf Öztürk’ün Lice Jandarma Karakolu’nda olduğunu ve işkence gördüğünü anlattı. Tanık ifadelerine göre Öztürk, burada 25 gün boyunca gözaltında tutuldu. Resmî kurumlar, tanık beyanlarına rağmen Öztürk’ün gözaltına alındığını inkâr etti. Ailesi; Kulp, Lice ve Diyarbakır’daki askerî yetkililere, Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM), Diyarbakır Valiliği’ne ve OHAL Bölge Valiliği’ne başvurdu; ancak yapılan tüm başvurular sonuçsuz kaldı.

14 Ekim 1994 tarihinde, ailenin başvurusu üzerine OHAL Valiliği tarafından verilen yanıtta şu ifadelere yer verildi: ‘Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’ne vermiş olduğunuz ve Valiliğimize intikal eden 26 Eylül 1994 tarihli dilekçeniz üzerine yapılan tahkikat sonucunda; oğlunuz Vasıf Öztürk’ün herhangi bir nedenle gözaltına alınmadığı, aranan şahıslardan olmadığı anlaşılmıştır.’

Bizler, hem kayıp yakınları hem de insan hakları savunucuları olarak, 32 yıl önce gözaltında zorla kaybedilen Vasıf Öztürk için adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Vasıf Öztürk’ün akıbeti açıklanana ve sorumlular hesap verene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Vasıf Öztürk için adalet istiyoruz.”

Açıklama, gerçekleştirilen oturma eylemiyle sona erdi.

Batman

Batman’daki eylem, 739’uncu haftasında Gülistan Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde gerçekleştirildi. Bu haftaki eylemde, Haziran 1994’te Batman’da kaybettirilen İsa Gök’ün akıbeti soruldu. İHD Yöneticisi Ali Karadoğan, Gök’ün hikâyesini eşi Ferican Gök’ün anlatımlarıyla şöyle aktardı:

“Eşim İsa Gök esnaflık yapıyordu. Evinden işine, işinden evine giden; ailesine bağlı, çocuklarının geleceğini düşünen ve onları topluma faydalı birer birey olarak yetiştirmeyi ilke edinen mükemmel bir babaydı. Kaybolmadan iki ay önce gözaltına alınmıştı. 11 günlük sorgulamanın sonunda suç teşkil edecek herhangi bir delile rastlanmadığı tespit edilerek serbest bırakılmıştı. Ancak Haziran 1994’te bir sabah evden işe gitmek üzere çıktıktan sonra bir daha geri dönmedi. Her tarafta onu aramaya başladık. Batman’daki bütün hastaneleri dolaştık; emniyet müdürlüğünden, bütün karakollardan sorduk, akrabalarımızı aradıysak da maalesef hiçbir yerde izine rastlayamadık. O dönemde Batman’da her gün sokak ortasında faili meçhul cinayetler işleniyor, karanlık güçler tarafından insan kaçırma olayları yaşanıyordu. Aradan birkaç gün geçtikten sonra eşimin kaçırıldığı kanaatine vardık. Ben ve çocuklarım yıllarca bir gün eve döneceğini bekledik. Bütün aramalarımız sonuçsuz kaldığı gibi bugüne değin teselli bulabileceğimiz bir mezar taşına dahi sahip olamadık.”

Açıklama, oturma eyleminin ardından son buldu.

Şanlıurfa

Şanlıurfa’daki eylem, 75’inci haftasında Novada Park AVM önünde gerçekleştirildi. Gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarının taşındığı eyleme çok sayıda insan hakları savunucusu katıldı. Bu hafta Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde gözaltında kaybedilen Mustafa Saygı’nın akıbeti soruldu.

Açıklamayı okuyan İHD Şanlıurfa Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Komisyonu Sözcüsü Demet Aykut, inkâr ve cezasızlık politikalarına karşı meydanlarda olduklarını söyledi. Demet Aykut, Saygı’nın hikâyesini şu sözlerle dile getirdi:

“Bu toprakların en uzun hakikat ve adalet arayışını sürdürüyoruz. 1969 yılında Urfa’nın Suruç ilçesinde dünyaya gelen Mustafa Saygı, geçimini sağlamak için Suriye ile Türkiye arasında ticaret yaptı ve zamanla tanınan bir esnaf hâline geldi. Ancak onun yaşamında belirleyici olan yalnızca ticaret değil, insanlara yardım etme isteği ve adalet duygusuydu. 1985’li yıllarda yurtsever çevrelerle tanışmasının ardından toplumsal sorunlara daha fazla duyarlılık göstermeye başladı; ihtiyaç sahiplerine destek olmak için elinden geleni yaptı. 3 Haziran 1994 tarihinde, Suruç’un Yoğurtçu köyünden kendi köyüne giderken gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.”

Açıklama, oturma eyleminin yapılmasıyla son buldu. (MA)