Türkiye’nin her kentinde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri haberleri gelmeye devam ediyor. Son 10 gün içinde 3 kadının katledildiği İzmir’de yaşananlar, gün geçtikçe yaygınlaşan cezasızlık politikalarını kamuoyunda yeniden sorgulattı.
Kadın örgütlerinin İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmesi ve 6284 sayılı yasanın uygulanması için eylemleri devam ederken Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, İzmir başta olmak üzere devam eden kadın cinayetlerine ilişkin “cezasızlık politikası, bu cinsiyetçi kararlar, kadın cinayetlerin artmasının sebebidir” dedi.

KCDP İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları
“Çok uzun süredir cinsiyetçi yargı kararları alınıyor”
Kadına yönelik şiddet ve katliamlardaki artışın temel nedeninin yargıdaki cezasızlık olduğunu belirten Tülin Osmanoğulları, koruma ve uzaklaştırma kararlarının etkin uygulanmadığına dikkat çekti. Yargıtay’ın emsal davalarda verdiği kararların failleri cesaretlendirdiğini vurgulayan Tülin Osmanoğulları, Anıt Sayaç verilerine göre 2013 yılında 231 olan kadın katliamı sayısının 2026 yılının Ekim ayı itibariyle 289’a ulaşmasının durumun vahametini ortaya koyduğunu kaydetti.
Mezopotamya Ajansı’na konuşan Osmanoğulları ayrıca “Koruma kararları, elektronik kelepçeler uzaklaştırma kararları zaten etkin biçimde uygulanmıyor. Uzaklaştırma kararına rağmen bu ülkede kadınlar öldürülüyor. Aysel Aydemir’in duruşmasından çıkan kararda da bunu görüyoruz. Aysel’in de uzaklaştırma ve koruma kararları vardı. Çok uzun süredir bu ülkede cinsiyetçi yargı kararları alınıyor. Fail ile Aysel boşanmış, aradan 5 yıl geçmiş, uzaklaştırma kararı çıkartılmış, fail, 2 tane ateşli silahla Aysel işe giderken karşısına çıkıyor. Silahlardan biri tutukluk yapıyor 2’incisinin de mermileri bitine kadar ateş ediyor. İlk derece mahkeme, öldürmeye teşebbüsten en üst sınırdan, indirimsiz ceza verdi. Bu karara Yargıtay ‘Öldürme kastı yoktur, basit yaralamadır’ dedi ve bugün, Yargıtay’ın kararına uyuldu. Bu cezasızlık politikası, bu cinsiyetçi kararlar, kadın cinayetlerin artmasının sebebidir” diye belirtti.
“Yargı sistemi faillerle empati kuruyor”
Yargı sürecinde faillere caydırıcı cezalar verilmediğini vurgulayan Tülin Osmanoğulları, “Failleri korumak, aklamak, serbest bırakmak adına mağdur aleyhine bu suçların niteliği değişiyor ve mağdur aleyhine kararlar veriliyor. Çünkü; yargı sistemi, cinsiyetçi, erkek egemen bakış açısında olduğu için mağdurlarla değil, erkek faillerle empati yapıyor. Bu yüzden de suçun niteliği failin lehine olacak şekilde değiştiriliyor. Özellikle kadınlar açısından alınan kararlar çok ciddi hayal kırıklığına sebep oluyor. Yargıtay’ın cinsiyetçi kararına Ceyda Yüksel davasında da tanık olmuştuk, Sanığa ‘haksız tahrik indirimi’ uygulanmıştı. Gerekçe olarak da ‘cinsel ilişkiyi reddetmesi’ sunulmuştu. Bu, bir kadın cinsel saldırıya uğruyorsa, kadın ona itiraz ederse öldürülürse, Fail, erkekliği zedelendiği için haksız tahrik indirimi alabilir anlamına geliyor. Yargının bu kararları gerçekten kadınların hayatını etkileyen kararlar” ifadelerini kullandı.
“Failin birden fazla suçu olduğunu görüyoruz”
Fail erkeklerin “hasta, psikolojik sorunları var cinnet geçirdi” savunmalarına değinen Tülin Osmanoğulları, ne yazık ki bütün faillerde gördüğümüz şey psikolojilerinin bozuk olduğu, olay anını hatırlamadığı, bir anda kendilerinden geçiyor olduğu ve biz bu insanlarla birlikte yaşıyoruz. Özellikle son yıllarda, kadına karşı işlenen suçlarda failin birden fazla suçu olduğunu da görüyoruz. Gerçekten bir hastalık söz konusu ise rehabilite edilmemiş, tedavi edilmemiş, caydırıcı cezalar verilmemiş olduğunu görüyoruz ve bunun bedelini biz kadınlar ödüyoruz. Ne tesadüf ki neredeyse bütün faillerin mahkemeye çıktığında psikolojileri bozulmuş, cezaevlerinde kalamayacak oluyorlar. Fail için ‘hasta, psikolojik sorunları var ‘ demek faili aklamaya çalışan söylemler. Sanki öldürmek istememişte, elinde değilmiş gibi göstermeye çalışmak. Bu ülkede bir sürü insanın sağlık sorunları var o zaman bütün bu insanların fail olması gerekir” diye belirtti.
“6284’ün uygulanması gerekiyor”
Tülin Osmanoğulları, kadına yönelik şiddetin önüne geçebilmek için yargı süreci ve mekanizmalardan beklentilerini “Şiddet mağduru kadınlar bize geldiklerinde ‘en yakın kolluk kuvvetlerine müracaat edin’ diyoruz. Ama kadınların birçoğu, ‘Biz bakmıyoruz, başka bir birime gitmen lazım, savcılığa gitmen lazım’ denilerek kapılardan geri gönderiliyor. Şiddet mağduru kadın karakola gelmişse ilk elden bütün işlemlerinin yapılması gerekiyor. 6284’e ilişkin aldıkları uzaklaştırma kararlarının, koruma kararlarının etkin uygulanması gerekiyor. Fail, koruma kararını ihlal ettiğinde, kadınlar polisi arıyor ve polisler ‘kendini güvenli bir yer al’ diyor. Kolluk kuvvetlerinin yapması gereken 6284’ü etkin uygulamak” ifadeleriyle dile getirdi.




