Yaklaşık 500 kedideki tümörlerin genetiğini inceleyen araştırma, kedilerle insanlarda görülen kanserlerde ortak genetik değişiklikler bulunduğunu ortaya koydu. Özellikle agresif meme kanserlerinde FBXW7 genindeki mutasyonların öne çıktığı çalışma, hem kedilerde hassas onkolojinin geliştirilmesine hem de insan kanserinin anlaşılmasına katkı sağlayabilir.
Kedilerde görülen tümörleri geniş kapsamlı biçimde inceleyen bilim insanları, elde edilen bulguların insan kanserinin oluşumunu ve tedavisini anlamaya katkı sağlayabileceğini ortaya koydu. Science dergisinde yayımlanan çalışma, yaklaşık 500 evcil kediden alınan tümör örneklerinin genetik analizine dayanıyor. Araştırma, kedi kanserlerinin genetik yapısına ilişkin bugüne kadarki önemli veri eksikliklerinden birini gidermeyi amaçlıyor.
Kediler kanser araştırmalarında neden önemli?
Evcil kediler insanlarla aynı yaşam alanlarını paylaştıkları için pasif sigara dumanı ve ev içindeki çeşitli kirleticiler gibi çevresel risklere maruz kalıyor.
Kanada’daki Guelph Üniversitesi’nden patobiyoloji alanında öğretim üyesi ve çalışmanın ortak başyazarı Dr. Geoffrey Wood, bu ortak yaşam koşullarının kedileri kanserin gerçek dünya koşullarında nasıl geliştiğini incelemek açısından önemli bir model haline getirdiğini belirtiyor.
Araştırmacılar, tümörlerde kontrolsüz hücre büyümesini yönlendiren “sürücü genleri” belirlemek için genetik değişimleri analiz etti. Sonuçlar, kedilerde ve insanlarda görülen çeşitli kanser türlerinde dikkat çekici ortaklıklar bulunduğunu gösterdi.
Ortak genetik değişiklikler kan, kemik, akciğer, deri, sindirim sistemi ve beyni etkileyen kanserlerde de tespit edildi.
Meme kanserinde FBXW7 mutasyonu öne çıktı
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri agresif meme kanserlerinde ortaya çıktı.
Kedilerdeki meme tümörlerinin yüzde 50’sinden fazlasında FBXW7 geninde mutasyon tespit edildi. İnsan meme kanseri hastalarında da aynı gendeki hasarın daha kötü sonuçlarla bağlantılı olduğu biliniyor.
FBXW7, hücre büyümesini düzenleyen mekanizmalarda rol oynuyor. Genin işlevini kaybetmesine yol açan mutasyonlar, büyümeyi teşvik eden proteinlerin kontrolünün bozulmasına neden olabiliyor.
Araştırmacılar ayrıca mutasyona uğramış FBXW7 genini taşıyan tümörlerin belirli hedefe yönelik kemoterapi ilaçlarına daha duyarlı olduğunu laboratuvar testlerinde gözlemledi.
Ancak bu sonuçlar henüz doku örnekleri üzerinde yapılan laboratuvar çalışmalarına dayanıyor. Dolayısıyla bulguların doğrudan insan hastalarda aynı tedavinin etkili olacağını gösterdiği söylenemiyor. Araştırmacılar, sonuçların tümörlerin genetik özelliklerine göre tedavi seçeneklerinin belirlenmesini amaçlayan hassas onkoloji araştırmalarına katkı sağlayabileceğini düşünüyor.
Kedi kanseri genetiğindeki veri açığı kapanıyor
Kedi kanserlerinin genetik yapısı, insan ve köpek kanserlerine kıyasla uzun süre daha az araştırıldı.
Dr. Wood, evcil kediler yaygın biçimde birlikte yaşadığımız hayvanlar olmasına rağmen bu türde görülen kanserlerin genetiği hakkında bugüne kadar çok az şey bilindiğini belirtiyor.
Araştırmacılar çalışmalarında, veteriner hekimler tarafından tanı amacıyla daha önce toplanmış tümör dokularından yararlandı. Bu örneklerden elde edilen veriler bir araya getirilerek kedi kanserlerinin genetik özelliklerini içeren kapsamlı bir veri seti oluşturuldu.
Ekip, oluşturduğu genetik veri tabanını internet üzerinden dünya genelindeki araştırmacıların ücretsiz erişimine açtı. Böylece kanser enstitüleri ve diğer araştırma gruplarının verileri kullanarak yeni çalışmalar yürütmesi hedefleniyor.
İnsan ve hayvan sağlığını birlikte ele alan yaklaşım
Çalışma, insan ve hayvan sağlığındaki gelişmelerin karşılıklı olarak birbirine bilgi sağlamasını amaçlayan “Tek Tıp” yaklaşımıyla da örtüşüyor.
Bu yaklaşım, hayvanlarda kendiliğinden ortaya çıkan hastalıkların insanlardaki benzer hastalıkların anlaşılmasına katkı sağlayabileceği fikrine dayanıyor. Kedilerde görülen tümörlerin insan kanserleriyle genetik benzerliklerinin ortaya çıkarılması da bu açıdan önem taşıyor.
Çalışmanın kıdemli yazarlarından Wellcome Sanger Enstitüsü’nden Dr. Louise Van Der Weyden, elde edilen verilerin kedilerde hassas onkolojinin geliştirilmesi için bir temel oluşturabileceğini belirtiyor.
Van Der Weyden, amaçlarının kedilerde kanserin tanı ve tedavisini geliştirmek ve uzun vadede bu araştırmalardan insanların da yararlanabilmesini sağlamak olduğunu ifade ediyor.
Dr. Wood ise çalışmanın, kedilerde ve insanlarda kanserin neden geliştiğinin ve çevresel koşulların kanser riskini nasıl etkilediğinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabileceğini söylüyor.
Araştırmacılara göre elde edilen bulgular henüz insanlarda kullanılabilecek yeni bir kanser tedavisi anlamına gelmiyor. Ancak kedilerde ve insanlarda ortak görülen genetik değişikliklerin belirlenmesi, gelecekteki laboratuvar ve klinik araştırmalar için yeni bir araştırma alanı oluşturuyor.



