KESK’ten OVP tepkisi: Enflasyon hedefi yükseldi, yük yine emekçiye kaldı

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, KESK Genel Merkezi’nde düzenlenen basın açıklamasında 2027-2029 dönemini kapsayan OVP’ye ve köprülerle otoyolların işletme hakkının özel sektöre devredilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

KESK’ten OVP tepkisi: Enflasyon hedefi yükseldi, yük yine emekçiye kaldı
KESK’ten OVP tepkisi: Enflasyon hedefi yükseldi, yük yine emekçiye kaldı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 10 Eylül 2026 12:12

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a (OVP) tepki göstererek programın emekçilerin temel sorunlarına çözüm üretmediğini belirtti. KESK, köprü ve otoyolların 30 yıllığına özel sektöre devredilmesinin de kamu kaynaklarının sermayeye aktarılması anlamına geldiğini ifade etti.

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, KESK Genel Merkezi’nde düzenlenen basın açıklamasında 2027-2029 dönemini kapsayan OVP’ye ve köprülerle otoyolların işletme hakkının özel sektöre devredilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Karagöz, OVP’nin önümüzdeki üç yılın ekonomik ve sosyal politikalarına yön vereceğini, aynı zamanda bütçe hazırlıklarının temelini oluşturacağını hatırlattı. Programın toplumun büyük bölümünü oluşturan emekçilerin sorunlarına çözüm getirmediğini belirten Karagöz, ekonomik krizin yükünün yine ücretlilerin üzerine bırakıldığını söyledi.

Karagöz, açıklamasında şu soruları yöneltti:

“Bu program kimin için hazırlanıyor? Kimin hakkı ve çıkarı korunuyor? Nimet kime dağıtılıyor, külfet kimin sırtına yükleniyor?”

KESK: Emekçiler için önemli olan sofradaki ekmek

Emekçiler açısından OVP’de kullanılan ekonomik kavramlardan çok sofraya konulan ekmeğin, ödenen kiranın, alınan ücretin ve geleceğe ilişkin güvencenin önemli olduğunu vurgulayan Karagöz, Türkiye’de her beş kişiden dördünün emeğiyle geçinen kesimlerden oluştuğunu ifade etti.

Türkiye’de 32,5 milyon kişinin istihdamda olduğunu belirten Karagöz, yaklaşık 10 milyon kişinin kayıt dışı çalıştığını, emekli sayısının ise 16 milyonu aştığını aktardı.

Türkiye’nin gelir adaletsizliği açısından dünyada üst sıralarda yer aldığını belirten Karagöz, toplumun en zengin yüzde 20’sinin toplam gelirin yarısını aldığını, nüfusun kalan yüzde 80’inin ise diğer yarıyı paylaşmak durumunda kaldığını söyledi.

Kayıtlı çalışan her iki işçiden birinin açlık sınırının altında kalan asgari ücretle çalıştığına dikkat çeken Karagöz, kamu emekçilerinin ortalama maaşlarının da yoksulluk sınırının yarısı seviyesine kadar gerilediğini belirtti.

Karagöz, “Toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan milyonlar hayat pahalılığı, işsizlik ve güvencesizlik başta olmak üzere onlarca sorunla boğuşmaya devam ediyor” dedi.

Enflasyon hedefleri yükseldi, ücretler eridi

Yeni OVP’de önceki yıllara ilişkin enflasyon hedeflerinin yukarı yönlü güncellendiğine dikkat çeken Karagöz, 2026 yılı enflasyon hedefinin yüzde 16’dan yüzde 28,4’e çıkarıldığını söyledi. Karagöz, 2027 yılı hedefinin yüzde 9’dan yüzde 21’e, 2028 yılı hedefinin ise yüzde 8’den yüzde 13,5’e yükseltildiğini, tek haneli enflasyon hedefinin de 2029 yılına ertelendiğini aktardı.

Enflasyon hedefleri ile gerçekleşen oranlar arasındaki farkın bedelini işçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin ve tüm ücretlilerin ödediğini belirten Karagöz, şöyle konuştu:

“Yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz. Enflasyon düşecek deniliyor, hedefler yükseliyor. Rakamlar ortada; maaşlarımız eriyor, hedefler yükseliyor.”

OVP’de yer alan “yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar” ifadesinin ücret, maaş ve aylıkları da kapsadığına dikkat çeken Karagöz, ücret artışlarının gerçekleşen enflasyona göre değil, önceden açıklanan ve sürekli değiştirilen hedeflere göre belirlendiğini söyledi.

2024 yılının yüzde 44,38 enflasyonla kapanmasına rağmen 2025 yılı asgari ücretinin yüzde 30 artırıldığını hatırlatan Karagöz, 2025 yılında yüzde 30,89 olarak gerçekleşen enflasyona karşılık 2026 yılı asgari ücret artışının yüzde 27’de kaldığını belirtti.

Karagöz, OVP’yi “emek düşmanı ve sermaye dostu” olarak nitelendirerek programın işçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin, kadınların, gençlerin ve çocukların sorunlarına çözüm sunmadığını söyledi.

“Bu OVP, yıllardır emeği hedef alan saldırıların son halkasıdır” diyen Karagöz, programın aynı zamanda yeni bir sosyal yıkım bütçesinin habercisi olduğunu ifade etti.

KESK’ten birleşik mücadele çağrısı

KESK’in sosyal yıkım bütçesini kabul etmeyeceğini açıklayan Karagöz, işçileri, kamu emekçilerini, emeklileri, kadınları, gençleri ve sendikalı-sendikasız tüm çalışanları birleşik mücadeleye çağırdı.

Karagöz, çağrısını şu sözlerle tamamladı:

“Gün; beyaz yakalı-mavi yakalı, kadrolu-sözleşmeli-ücretli, sendikalı-sendikasız diye bölünme günü değildir. Gün birleşme, birlikte mücadele günüdür. Gelin; insanca yaşamaya yetecek ücret, adil bir vergi sistemi, halk ve emek için bütçe, güvenceli iş ve güvenli gelecek için omuz omuza verelim. Baskılara, emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur diyelim.”

Kamu emekçilerinin maaş artışlarının da enflasyon hedeflerinin altında tutulduğunu belirten Karagöz, bu politikanın sürmesi halinde asgari ücretlilerin, emeklilerin ve kamu emekçilerinin gelir kaybının daha da büyüyeceğini söyledi.

Geniş tanımlı işsizlik yüzde 30,6

Türkiye’de geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 30,6’ya ulaştığını belirten Karagöz, geniş tanımlı işsiz sayısının 12 milyonu, zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısının ise 5 milyonu aştığını aktardı.

Buna rağmen OVP’de gençler başta olmak üzere güvenceli ve kadrolu istihdama ilişkin somut bir düzenleme bulunmadığını belirten Karagöz, “güvenceli esneklik” adı altında kısmi zamanlı, çağrı üzerine ve proje bazlı çalışmanın yaygınlaştırılmak istendiğini söyledi.

Karagöz, “Tam zamanlı, tam sigortalı ve insanca ücretli istihdam yerine emekçilere yarım ücret ve yarım sigorta dayatılıyor. Özellikle kadınların güvencesiz istihdamın temel dayanağı haline getirilmesi hedefleniyor” dedi.

KESK’ten vergi politikalarına tepki

OVP’deki vergi hedeflerine de değinen Karagöz, 2027 yılı için enflasyon hedefinin yüzde 21 olarak belirlenmesine karşın vergi gelirlerinde yüzde 36 artış öngörüldüğünü söyledi.

2028 yılında ise yüzde 13,5’lik enflasyon hedefine karşılık vergi gelirlerinin yüzde 20,4 artırılmasının planlandığını belirten Karagöz, vergi yükünün önemli bölümünün yıllardır olduğu gibi ücretlilere, kamu emekçilerine ve halka yükleneceğini ifade etti.

Karagöz, adil bir vergi sistemi talebini yineledi.

KESK çocuk işçiliğine dikkat çekti

OVP’de staj ve işbaşı eğitim programlarının yaygınlaştırılmasının hedeflendiğine dikkat çeken Karagöz, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamındaki çocukların karşı karşıya kaldığı iş kazalarını ve yaşam hakkı ihlallerini hatırlattı.

Hatay’ın Samandağ ilçesindeki bir oto tamir atölyesinde meydana gelen patlamada 14 yaşındaki stajyer öğrenci Tunç Çam’ın yaşamını yitirdiğini belirten Karagöz, Çam’ın ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre 2026 yılında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk işçi sayısının 61’e ulaştığını aktaran Karagöz, Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre 2025 ve 2026 yıllarında mesleki eğitim merkezlerine kayıtlı 9 bin 950 öğrencinin iş kazası geçirdiğini, 37 öğrencinin yaşamını yitirdiğini söyledi.

Karagöz, “Çocukların yaşamını tehdit eden sonuçlar görmezden geliniyor, çocuk işçiliğinin eğitim politikaları aracılığıyla piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda yaygınlaştırılması hedefleniyor” dedi.

Ücretsiz yemek kararına tepki

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, okul öncesi eğitimde bir dönem uygulanan ücretsiz yemek desteğinin kaldırılmasına karşı açılan davadaki ret kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanmasına da tepki gösterdi.

Her beş çocuktan birinin okula aç gittiği bir ülkede ücretsiz yemek talebinin “mali kaynaklar ve ihtiyaçlar arasında denge kurma zorunluluğu” gerekçesiyle reddedilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Karagöz, “Bu kararla adeta çocukların açlık sorununun devletin önceliği olmadığı söylenmiştir” ifadelerini kullandı.

Faiz harcamalarına 4 trilyon 93 milyar lira

OVP’de önceliğin emekçilere değil, faizden ve ranttan kazanç sağlayan kesimlere verildiğini belirten Karagöz, 2027 yılında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 3,7’sine karşılık gelen 4 trilyon 93 milyar liranın faiz harcamalarına ayrılmasının öngörüldüğünü söyledi.

Bu tutarın, 2027 yılında toplanması planlanan her 100 liralık verginin 20,3 lirasının faiz ödemelerine ayrılması anlamına geldiğini belirten Karagöz, bütçe kaynaklarının halkın temel ihtiyaçları için kullanılması gerektiğini vurguladı.

Köprü ve otoyol özelleştirmelerine tepki

KESK, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile ikisi çevre yolu olmak üzere sekiz otoyolun özelleştirme programına alınmasına da tepki gösterdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığının işlemi “satış” değil, 30 yıllık “işletme hakkı transferi” olarak nitelendirdiğini hatırlatan Karagöz, “Adı ne olursa olsun bunun sonucu kamu kaynağının sermayeye ve özel çıkarlara aktarılmasıdır” dedi.

Bakım ve diğer giderler düşüldükten sonra 2025 yılında 500 milyon dolar net gelir elde edilen köprü ve otoyolların özel sektöre devredilmek istendiğini belirten Karagöz, yapılan hesaplamalara göre işletme hakkını devralacak şirketlerin 30 yılda güncel kur üzerinden yaklaşık 871 milyar 920 milyon lira gelir elde edeceğini söyledi.

46 ilde 29 bin 218 hektarlık alan

Özelleştirme politikalarının köprü ve otoyollarla sınırlı olmadığını belirten Karagöz, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ihaleler sonucunda 46 ilde toplam 29 bin 218 hektarlık orman ve tarım alanının özel maden şirketlerine açıldığını söyledi.

OVP’de 2027 yılı için 183 milyar lira, 2028 yılı için ise 163,5 milyar lira özelleştirme geliri hedeflendiğini belirten Karagöz, kamu varlıklarının bütçe açığını kapatmak amacıyla sermayeye devredilmesine karşı mücadele edeceklerini kaydetti.