• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Munzur’un suyu çekildi, yalanınız kurudu: Söyleyin Gülistan’ın bedeni nerede?
Munzur’un suyu çekildi, yalanınız kurudu: Söyleyin Gülistan’ın bedeni nerede?
Esra Çiftçi 21 Nisan 2026

Munzur’un suyu çekildi, yalanınız kurudu: Söyleyin Gülistan’ın bedeni nerede?

Dersim’in göğü bugün sadece bulutlarla değil altı yıllık bir organize utancın kurşuni yüküyle çöküyor şehrin üzerine. Rüzgâr sert esiyor ama bizi üşüten vadinin ayazı değil o rüzgârın kanatlarına takılan sahipsiz bir feryat. Bugün Munzur dilsizliğini bozuyorsa bu bir rastlantı değil; “intihar” yalanı bir annenin dualarıyla ördüğü o devasa sabır duvarına çarptı ve nihayet paramparça oldu.
Ancak yalanın enkazı kalkarken ortada hala devasa, kanlı ve soğuk bir boşluk duruyor. Soruyoruz: Gülistan’ın bedeni nerede?

Sahne çöktü, hakikat çıplak

5 Ocak 2020’den beri bizi o paslı korkuluklara bakmaya, Munzur’un hırçın akıntısında teselli aramaya mahkûm ettiniz. “Kızınız burada” dediniz, “akıntıya kapıldı” dediniz. Bir illüzyon kurdunuz; devletin tüm imkânlarını, helikopterlerini, dalgıçlarını bir “yokluğu” aratmak için seferber ettiniz.

Oysa bugün anlıyoruz ki hakikat o suların dibinde değil, mülki amirlerin “bozuk” denilen kamera kayıtlarında, makaslanan CD boşluklarında ve o karanlık odalarda boğulmuş. Şimdi o zırhlı camların arkasına saklanamayanlara sormak boynumuzun borcu: Madem o köprüden atlamadı, Gülistan’ın masum bedenini hangi ıssız vadiye, hangi karanlık bahçeye, hangi “dokunulmaz” mülke emanet ettiniz?

Saltanatın gölgesinde mezar arayışı

Bir babanın valilik koltuğu bir oğlun işlediği günahın ebedi sığınağı olmaya yetti mi sahi? Vali oğlu Mustafa Türkay Sonel ardındaki o devasa devlet gölgesine yaslanıp Gülistan’ın son nefesinin kaldığı sokaklarda pervasızca yürürken anne Bedriye Doku’nun bir avuç toprak, bir mezar taşı için ömründen ömür vermesi hangi adalete sığdı?
Bugün o dokunulmazlık kalesi kelepçelerin sesiyle sarsılıyorsa bu sadece bir tutuklama haberi değildir bu, “yasalar bize dokunamaz” diyen o fütursuz özgüven kulesinin yerle bir oluşudur ama yetmez. Kelepçeler paslanır, duvarlar eskir bize Gülistan’ın mezarı gerek. O bağ evinin dilsiz duvarları hangi çığlıkları yuttu? Sildiğiniz her görüntüyle Gülistan’ın son bakışını bizden kaçırırken o bedeni hangi toprağın bağrına sakladınız?

Hüküm vakti: Bedeni bulmak onuru kurtarmaktır

Bu tutuklamalar bir ablanın adliye kapılarında rehin kalan gençliğinin, bir babanın bükülen belinin zaferidir. Ancak Dersim’de adalet, kudret sahiplerine değil, kaybettiği kızının hayaliyle yaşayan o “mezarsız” annenin onuruna selam durduğunda tecelli edecektir.

Hangi toprak bu büyük vebali daha ne kadar sırtında taşıyabilir? Hangi vicdan bir genç kadının bedenini saklayarak üzerine beton dökenlerin uykusuna ortak olabilir?

Şimdi Munzur’a değil o taş kesilmiş yüreklerinize sesleniyoruz: Yalanlar tükendi, zaman sustu. Valiler gider, koltuklar boşalır, nehirler kurur ama bir annenin ahı o sarayları enkaz altında bırakır. Gülistan Doku artık o köprünün üzerindeki bir gölge değil, bağrınızdan söküp sakladığınız ama nihayetinde bir şafak vakti yeniden doğan o büyük, yakıcı hakikattir.

Cevap verin: Gülistan Doku’nun bedeni nerede?

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.