Hürmüz Boğazı kaynaklı arz ve tedarik sıkıntılarının petrol ve doğal gaz fiyatlarını yükseltmesi, enerji güvenliği açısından yenilenebilir kaynaklara yönelimi hızlandırıyor. Bu süreçte, söz konusu teknolojilerin üretiminde kullanılan nadir toprak elementlerinin önemi her geçen gün artıyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından fiilen kapanan Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji tedarikini sekteye uğratması ve fiyatlarda sert artışlara yol açması, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji yatırımlarını tercih olmaktan çıkararak ulusal güvenlik meselesi haline getiriyor.
Bu gelişmeler, yenilenebilir enerji teknolojilerinde kullanılan ham maddelerin stratejik önemini artırırken, arzın belirli ülkelerde yoğunlaşması nadir toprak elementlerini enerji ve ekonomik güvenlik tartışmalarının merkezine yerleştiriyor.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, kalıcı mıknatıs üretiminde kullanılan neodimyum, praseodimyum, disprozyum ve terbiyum gibi elementlere olan talebin 2030’a kadar yüzde 30’dan fazla artması bekleniyor.
2024 itibarıyla Çin, mıknatıs tipi nadir toprak elementlerinde küresel madencilik üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını, rafine üretimin ise yüzde 90’ından fazlasını gerçekleştiriyor. Kalıcı mıknatıs üretiminde Çin’in payı 2005’te yüzde 50 seviyesindeyken 2024’te yüzde 90’ın üzerine çıktı.
Türkiye kritik mineral inisiyatifi kuruluşu, nadir elementlerin görece küçük bir pazar olmasına rağmen bu elementlerin kullanıldığı nihai ürünlerin trilyonlarca dolarlık bir ekonomik hacim oluşturduğunu belirtiyor.
İnisiyatif kurucusu Sait Uysal, nadir toprak elementlerinin geçmişte petrolün oynadığı role benzer şekilde yeni dönemin kritik girdisi haline geldiğini vurguluyor.
Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki risklerle birlikte nadir elementlerin tedarik zincirlerinin Çin’de yoğunlaşmasının küresel kırılganlıkları artırdığına dikkat çeken Uysal, bu durumun enerji dönüşümü sürecinde yeni bağımlılık alanları yarattığını ifade ediyor.
Uysal, Türkiye’deki Beylikova sahasının Çin’e alternatif olma potansiyeline işaret ederek, 1 milyon 300 bin tonu aşan rezervin küresel tedarik zincirinde oyun değiştirici rol üstlenebileceğini belirtiyor.
Son yıllarda hızla artan elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri ve elektriğe dayalı ileri teknolojilerdeki gelişmelerin, kalıcı mıknatıslara olan ihtiyacı küresel ölçekte önemli ölçüde artırması bekleniyor. (AA)




