Netanyahu’nun da yargılandığı ‘Sumud Filosu’ davasında ara karar

Küresel Sumud Filosu’na ilişkin davanın İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmasında ilk duruşmasında mahkeme heyeti, şikayetçilerin beyanlarında adı geçen, Türkiye vatandaşı olup İsrail’de kendilerine karşı yapılan eylemlerde yer aldıklarını belirttikleri kişilerin tespiti ve haklarında gerekli işlemlerin yapılması için suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.

Netanyahu’nun da yargılandığı ‘Sumud Filosu’ davasında ara karar
Netanyahu’nun da yargılandığı ‘Sumud Filosu’ davasında ara karar
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 23 Ekim 2026 18:40
  • Güncellenme: 23 Ekim 2026 19:45

Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda İsrail tarafından düzenlenen silahlı müdahaleye ilişkin, sanıkları arasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 35 kişi hakkındaki davanın ilk duruşması İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

Bir takım müştekiler ve avukatları duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmada beyanda bulunan müştekiler, alıkonuldukları sırada maruz kaldıklarını belirttikleri fiziksel ve psikolojik şiddeti anlattı.

‘Başörtülerimizi alıp çöpe attılar… Çıplak arama yaptılar’

Duruşmada beyanı alınan filo üyelerinden İkbal Gürpınar, kişisel eşyalarına el konulduğunu, ilaçlarının ve başörtülerinin alındığını belirterek, çıplak aramaya maruz kaldıklarını ve orada tecavüze uğrayan kadınların olduğunu belirtti: “Tuvalete gitmeye bile izin vermediler. Üç gün orada esir kaldık ama neler yaşadıklarını az çok anladık. Çıplak arama yaptılar. Şikâyetçiyim”

‘Bebek mamalarını özellikle sordular’

Beyanda bulunan Fikret Ayçin Kantoğlu, silahların kendilerine doğrultulduğunu ve diz çökmelerinin istendiğini, kafasına demirle vurulduğunu anlattı. Kantoğlu, “Eşyalarımı geri alamadım. Çantam, kişisel eşyalarım orada kaldı. Şikâyetçiyim” ifadelerini kullandı.

Kendilerini sürekli kışkırtmaya çalışan İsrailli askerlerin, gemilerinin küçük olduğunu, malzemelerin Gazze halkının yarasına merhem olmayacağını söylediklerini anlatan Muhammed Fatih Sinan, “Askerler, bebek maması olup olmadığını özellikle sordular ve ‘Çünkü o çocuklar büyüyüp Gazze’de terörist oluyorlar.’ ifadesini kullandılar. Onları öldüreceklerini söylediler. Farklı kez, 2-3 kere bu ifadeyi tekrarladı. Aşdod Limanı’nda ‘Elinizdeki pasaport bende de var.’ diyerek bizi aşağılayan askeri kıyafetli kişiler de vardı. Şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Beyanda bulunan Bayram Kuş da gemilerde doktorlar tarafından getirilen ilaç ve bebek mamalarının bulunduğu valizlerin yırtılarak atıldığını belirtti. Kuş, gemiden limana ulaşmalarının 12 saat sürdüğünü, silah zoruyla yaklaşık 12 kişilik bir alana 100 kişinin sığdırıldığını ve kendilerinin burada tutulduğunu söyledi.

Liman girişinde yerde sürüklendiklerini, ring araçlarına bindirilirken ellerinin ve gözlerinin bağlandığını anlatan Kuş, üç gün boyunca aç bırakıldıklarını ve köpeklerle korkutulmaya çalışıldıklarını ifade etti.

‘Siz de Filistinlilerin yaşadıklarını yaşayacaksınız, dediler’

Bir başka filo üyesi Kasım Aktağ, gemiye el konulmasının ardından kendilerinin beşer kişilik gruplara ayrıldığını, sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldıklarını anlattı.

Aktağ, “Bizim Türk olduğumuzu duyanlar çok farklı muamele ediyorlardı. ‘Siz sanıyorsunuz ki size sıra gelmeyecek, siz de Filistinlilerin yaşadıklarını yaşayacaksınız’ dediler. Biz hücrelerde bomba sesi duyuyorduk. O gece Gazze bombalandı. Bunu biz orada olduğumuz için özellikle yaptılar” dedi.

Gazeteci Ersin Çelik de İsrail askerleri tarafından kaçırıldıktan sonra Aşdod Limanı’na götürüldüklerini, burada da çok sayıda fiziki ve psikolojik şiddete maruz kaldıklarını söyledi.

Gazeteci olduğu için alıkonulmadan önce her gün son durumu yazdığını, oradaki askerlerin bunu bildiklerini anlatan Çelik, şöyle devam etti: “‘Buraya Hamas teröristlerinin hikayesini yazmaya geldin.’ dediler. Beni diğer arkadaşlardan ayırdılar, gözlerimi bağlayıp ellerimi kelepçelediler ve saatlerce dolaştırdılar. Orada Türk yetkililerle görüştürülmemize izin verilmedi. Cumhurbaşkanımızı kastederek bana 3 kez, ‘Tayyip Erdoğan, Hamas’a paraları seninle mi yolladı?’ dediler. Biz geldikten sonra Sumud Filosu katılımcılarına itibar suikastı yapıldı. Ciddi anlamda tahkir eden aşağılayan suçlamalar yöneltildi. Ben bunların da araştırılmasını istiyorum. Benzer bir durum Almanya’da ve Fransa’da da yaşandı. Ben bunun İsrail’le bağlantılı olduğunu düşünüyorum.”

Mahkemeden iddianamedeki eylemlerin somutlaştırılması kararı

Mahkeme, ara kararında Gazze’de sivillere yönelik eylemlerin iddianamede soyut ve dolaylı biçimde anlatıldığı değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul 2 No’lu Barosu Başkanlığı ile Uluslararası Hukukçular Birliği tarafından dosyaya sunulan delillerin birlikte değerlendirilmesi ve Sumud Filosu dışındaki Gazze’deki eylemlerin somutlaştırılması amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına karar verildi.

Mahkeme ayrıca, şikâyetçilerin beyanlarında geçen ve İsrail’de kendilerine karşı gerçekleştirilen eylemlerde yer aldıkları belirtilen kişilerin tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti. Adalet Bakanlığı aracılığıyla Gazze’de soykırıma ilişkin Birleşmiş Milletler’e sunulan raporun mahkemeye gönderilmesi de istendi.

Ara kararda, sanıkların Türkiye’de taşınır ve taşınmaz malları, banka hesapları ve şirket ortaklıklarının bulunup bulunmadığının ilgili kurumlardan sorulması, mal varlıkları hakkında tedbir uygulanması hususunun değerlendirilmesi de yer aldı. Mahkeme, uluslararası ceza mahkemesinden sanıkların yargılandıkları dosyanın onaylı suretinin istenmesi için Adalet Bakanlığı’na müzekkere yazılmasına karar verdi.

İstanbul 2 No’lu Barosu Başkanlığı, Mazlumder, Uluslararası Hukukçular Birliği ve Yeryüzü Avukatları Derneği vekillerinin katılma talepleri kabul edildi. Mahkeme, duruşmayı 30 Mart 2027 saat 10.00’a erteledi.

Davada ara karar

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, şikayetçilerin beyanlarında geçen ve Türkiye vatandaşı olup İsrail’de kendilerine karşı yapılan eylemlerde yer aldıklarını beyan ettikleri kişilerin tespiti ve atılı suçlardan gereğinin yapılması için suç duyurusunda bulunulmasına hükmederek, Uluslararası Ceza Mahkemesinden (UCM) sanıkların yargılandıkları dosyanın mahkemeye gönderilmesi için Adalet Bakanlığına müzekkere yazılmasını kararlaştırdı.

Sanıkların Türkiye’de taşınır taşınmaz malvarlıklarının bulunup bulunmadığı hususunda ilgili kurumlardan bilgi istenmesine hükmeden mahkeme heyeti, Adalet Bakanlığı aracılığıyla Gazze’deki soykırıma ilişkin Birleşmiş Milletlere sunulan raporun mahkemeye gönderilmesinin istenmesine karar verdi.

Heyet, Sumud Filosu dışında Gazze’deki halka karşı uygulanan eylemlerin de somut şekilde anlatılıp delillerle ilişkilendirilerek, bu suçlar yönünden yeniden iddianame düzenlenmesine ilişkin başsavcılığa müzekkere yazılmasına hükmetti.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu’ndaki gemilere uluslararası sularda seyir halindeyken İsrail güçlerince silahlı müdahalede bulunulduğu belirtildi. İddianamede, gemilerin zorla durdurulduğu, sivillere cebir ve şiddet uygulandığı, kişilerin alıkonulduğu ve insan onuruyla bağdaşmayan muamelelere maruz bırakıldığı kaydedildi.

Soruşturma sonucunda, eylemlerin planlanması ve icrasında rol aldıkları belirtilen 35 kişi hakkında insanlığa karşı suç, soykırım, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, eziyet, nitelikli yağma, mala zarar verme ve ulaşım araçlarının alıkonulması suçlarından iddianame düzenlendi.

İddianamenin yöneltildiği isimler arasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Savunma Bakanı Israel Katz ve bazı üst düzey askerî yetkililer de bulunuyor.

Mahkeme heyeti, Gazze’deki sivil halka yönelik eylemlerin ve Sumud Filosu dışındaki olayların iddianamede somutlaştırılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına karar verdi. Heyet, duruşmayı 30 Mart 2027’ye erteledi.