• Ana Sayfa
  • Gündem
  • New York Times, İmamoğlu’nun yasaklanan kitabına ulaştı

New York Times, İmamoğlu’nun yasaklanan kitabına ulaştı

Gazetenin İstanbul muhabiri Ben Hubbard tarafından kaleme alınan haberde kitap, hukuki savunma unsurları taşıyan bir siyasi manifesto olarak değerlendirildi.

New York Times, İmamoğlu’nun yasaklanan kitabına ulaştı
New York Times, İmamoğlu’nun yasaklanan kitabına ulaştı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 5 Ekim 2026 18:16

New York Times (NYT), basılmadan önce yasaklanan tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Millet Şahit Olsun” adlı kitabının bir nüshasına ulaştı.

Gazetenin İstanbul muhabiri Ben Hubbard tarafından kaleme alınan haberde kitap, hukuki savunma unsurları taşıyan bir siyasi manifesto olarak değerlendirildi.

İmamoğlu’nun kitabı basılmadan önce yasaklandı

Ekrem İmamoğlu’nun “Millet Şahit Olsun” adlı kitabının basımı, Türkiye’de planlanan yayımlanma tarihinden birkaç gün öncesine, ağustos ayının sonlarına kadar devam etti. Ancak kitabın piyasaya çıkmasına kısa süre kala polis matbaaya geldi, baskıyı durdurdu ve mahkeme belgelerine göre basılmış tüm nüshalara el koydu.

Ertesi gün mahkeme, Türkiye’nin bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a rakip olacağını açıklayan tutuklu muhalefet lideri İmamoğlu’nun kitabını resmen yasakladı.

Kitap hiçbir zaman raflarda yer almadı. Bu nedenle eseri okuyabilenlerin sayısı oldukça sınırlı kaldı. NYT, Türkiye’nin en tanınmış siyasetçilerinden biri olan İmamoğlu’nun kaleme aldığı kitabın neden yasaklandığını ve bu kararın Türkiye’deki demokratik yapı açısından ne ifade ettiğini incelemek amacıyla bir nüshaya ulaştı.

Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun kitabının yasaklanması, Türkiye’de çok sayıda muhalif siyasetçi ve kamu görevlisinin gözaltına alındığı yaklaşık iki yıllık baskı sürecinin ardından geldi. Söz konusu kişiler hakkında yöneltilen suçlamaların önemli bölümünü yolsuzluk suçlamaları oluşturuyor. Bu kişilerin bir bölümü hâlâ cezaevinde bulunurken İmamoğlu’nun da aralarında olduğu bazı belediye başkanları görevlerinden uzaklaştırıldı.

CHP yönetimine mahkeme müdahalesi

Mayıs ayında bir mahkeme, dönemin Türkiye’nin en büyük muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yönetimini görevden aldı ve partinin önceki genel başkanını yeniden göreve getirdi.

Yeniden genel başkanlık görevine getirilen isim, 2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın mağlup ettiği siyasetçiydi. Çok sayıda CHP üyesinin rakip Yeni Parti’ye geçmesi ise muhalefet içerisindeki bölünmeyi derinleştirdi.

Hükümetin eleştirel sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri de sürerken, hangi hesapların engellendiğini takip eden bir sosyal medya hesabı da erişime kapatılanlar arasında yer aldı.

Geçen hafta bir mahkeme, bağımsız haber kuruluşu T24’ün internet sitesine ve sosyal medya hesaplarına da erişim engeli getirdi. Kararda bazı içeriklerin “LGBT propagandası” kapsamında değerlendirildiği belirtildi. T24’ün mobil uygulaması ise kullanılmaya devam ediyor.

Erdoğan’ın yeniden adaylığı tartışması

Erdoğan, 20 yılı aşkın süredir Türkiye siyasetindeki en belirleyici aktör konumunda bulunuyor. Mevcut görev süresi Mayıs 2028’de sona erecek. Ancak gelecek yıl erken seçime gidilmesi geniş kesimler tarafından bekleniyor.

Erken seçim yapılması durumunda Erdoğan’ın bir kez daha beş yıllık dönem için aday olmasının önünün açılabileceği değerlendiriliyor. Erdoğan yeniden aday olup olmayacağı konusunda henüz açıklama yapmadı. Buna rağmen aday olmayacağını düşünenlerin sayısının sınırlı olduğu belirtiliyor.

Muhalefetin bir sonraki seçimde kimi aday göstereceği ise belirsizliğini koruyor.

İmamoğlu hakkında 2 bin yılı aşan hapis cezası talebi

İmamoğlu, yolsuzluk, kamu görevlilerine hakaret ve casusluk da dahil olmak üzere çeşitli suçlamalarla açılan çok sayıda davayla karşı karşıya. İmamoğlu ve destekçileri, hakkındaki bütün suçlamaları reddederken Erdoğan ve hükümetinin rakiplerini zayıflatmak amacıyla hukuku siyasi bir araç olarak kullandığını belirtiyor.

İmamoğlu kitabında, muhalefetin ortadan kaldırılmaya çalışılmasının arkasındaki temel amacın “tek adam rejimini kalıcı hale getirmek” olduğunu yazdı. İmamoğlu ayrıca iktidarın adil seçim yapılması halinde kaybedeceğini düşündüğünü ifade etti.

Türk yetkililer ise ülkenin hukuk sisteminin bağımsız olduğunu belirtiyor. Erdoğan da muhalefeti, yasa dışı faaliyetleri “bir ahtapotun kolları” gibi her yere uzanacak ölçüde yolsuzluğa bulaşmakla suçladı.

Türkiye Adalet Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, NYT’nin yorum taleplerine yanıt vermedi.

İmamoğlu’nun kitabı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kendisini zenginleştirmek ve siyasi hedeflerini finanse etmek amacıyla bir suç örgütü yönettiği suçlamasıyla yargılandığı davada hazırladığı, ancak mahkemeye sunamadığı savunmanın yazılı versiyonunu oluşturuyor.

Savcılar, İmamoğlu hakkında 2 bin yılı aşan hapis cezası talep ediyor.

22 bin nüsha basılması planlanıyordu

İmamoğlu, savunmasını doğrudan seçmenlere anlatabilmek amacıyla bir yayıneviyle anlaştı. Yayınevi, kitabın 22 bin nüshasını basmayı ve 30 Ağustos’ta satışa sunmayı planladı.

Ancak kitabın piyasaya çıkmasına birkaç gün kala savcılar mahkemeye başvurarak dağıtımın durdurulmasını istedi.

Mahkeme belgelerine göre savcılık, kitapta “Cumhurbaşkanını, yargıyı, hükümeti ve kamu görevlilerini aşağılayan ve küçük düşüren” ifadelerin bulunduğunu belirtti.

Mahkeme 27 Ağustos’ta kitabın yasaklanmasına karar verdi. Kararda, eserin içeriğinin toplumdaki gerilimi artırabileceği ve yasağın “kamu düzenini sağlamak ve herhangi bir suç işlenmesini önlemek” amacıyla getirildiği belirtildi.

NYT: Hukuki savunma unsurları taşıyan siyasi manifesto

NYT’nin İmamoğlu’nun kitabına ilişkin değerlendirmesinde eser, uzun bir seçim konuşmasını andıran, hukuki savunma unsurları taşıyan bir siyasi manifesto olarak nitelendirildi.

İmamoğlu, tutuklanmasının ardından büyük kalabalıkların katıldığı protesto gösterilerinde kendisine destek verenlere teşekkür ederken doğrudan bir eylem çağrısında bulunmuyor. Bunun yerine seçmenleri oy kullanmaya, demokrasiye ve Anayasa’ya sahip çıkmaya çağırıyor.

Kitapta Erdoğan ve hükümetine yönelik eleştiriler ise sert ifadelerle yer alıyor. İmamoğlu, iktidarın görevde kalabilmek için yetkilerini kötüye kullandığını ve Türkiye’deki demokratik yapıyı tehlikeye attığını belirtiyor.

İmamoğlu, kitabında seçimlerin niteliğini de tartışmaya açarak “Mesele, halkın önüne koyduğunuz sandığın gerçek mi, sahte mi olduğudur” ifadelerini kullandı. Ardından seçimlerin ve çok partili sistemin gerçek mi yoksa göstermelik mi olduğu sorusunu gündeme getirdi.

Kitabın başka bir bölümünde İmamoğlu, Erdoğan’ın “demokrasinin içini boşaltmaya ve milletin iktidarı değiştirme yetkisini fiilen ortadan kaldırmaya” çalıştığını yazıyor.

İmamoğlu hukuki suçlamalara da yanıt veriyor

İmamoğlu, hakkında yöneltilen bazı hukuki suçlamalara da kitabında yanıt veriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin kullandığı bir muhasebe yönteminin neden yolsuzluk olarak değerlendirilemeyeceğini anlatan İmamoğlu, suçlamalara ilişkin kendi değerlendirmelerini de aktarıyor.

Kitapta Erdoğan’a yönelik yolsuzluk suçlamaları da yer alıyor. İmamoğlu böylece kendisi hakkında yöneltilen suçlamalara karşı siyasi ve hukuki bir karşı çerçeve oluşturuyor.

İmamoğlu ayrıca kendi yönetimindeki bir Türkiye’ye ilişkin görüşlerini de ortaya koyuyor. Bu çerçevenin temel başlıkları arasında demokratik normlara saygı, üst düzey görevlerde daha fazla kadının yer alması ve daha bağımsız bir yargı bulunuyor.

Eski danışmanı: İmamoğlu savunmasını siyasi gördü

İmamoğlu’nun eski danışmanlarından Serkan Özcan, verdiği röportajda kitabın hukuki argümanlara sınırlı ölçüde yer vermesinin nedenini, İmamoğlu’nun hakkındaki davanın siyasi saiklerle açıldığı kanaatinde olmasıyla açıkladı.

Özcan, İmamoğlu’nun yaklaşımını şu sözlerle aktardı:

“Ben seçilmiş bir siyasetçiyim, İstanbul Belediye Başkanıyım ve cumhurbaşkanı adayıyım. O yüzden savunmam da siyasi olmalı.”

Özcan, kitabın yasaklanmasını İmamoğlu’nun siyasi potansiyeline yönelik kaygıyla bağlantılı bir “demokrasi standartlarında değişim” olarak değerlendirdi.

Özcan ayrıca İmamoğlu’nun konuşmasının, kendisini göstermesinin ve siyaset yapmasının engellenmek istendiğini söyledi.

İmamoğlu’nun savunması mahkemede sunulamadı

İmamoğlu’nun savunmasını temmuz ayında mahkemede sunması planlanıyordu. Ancak aynı dönemde NATO liderleri Türkiye’nin başkenti Ankara’da bir araya geldi ve medyanın ilgisinin önemli bölümü zirveye yöneldi.

Mahkeme heyeti, yaklaşık 4 bin sayfalık iddianameye karşı savunma yapması için İmamoğlu’na iki günden az süre verdi. İmamoğlu bu süreye itiraz etti.

Yaşanan tartışmanın ardından mahkeme başkanı, İmamoğlu’nun salondan çıkarılmasına karar verdi ve savunma yapmayı reddettiği yönünde hüküm kurdu.

Bu süreçte mahkemede sunulamayan savunma, daha sonra kitap haline getirildi. Ancak kitabın yayımlanmasının da mahkeme kararıyla engellenmesiyle İmamoğlu’nun savunmasını doğrudan kamuoyuna ulaştırma girişimi sonuçsuz kaldı.

İmamoğlu’nun savunmasını kitap olarak yayımlamak üzere başka bir yayınevi bulup bulamayacağı ise henüz belirsizliğini koruyor.