• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Özgür Özel: ‘Temel motivasyonumuz yeni parti kurmak değil, CHP’yi geri almak’

Özgür Özel: ‘Temel motivasyonumuz yeni parti kurmak değil, CHP’yi geri almak’

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, temel motivasyonlarının partiden ayrılmak ya da yeni bir parti kurmak değil, CHP’yi geri almak olduğunu belirterek, “Ama kıyamet senaryomuz var. Mahkeme bitmiyor, bunlar kurultay yapmıyor, baskın seçim gelmiş. Ne yapacağız? Doğru adayı çıkarıp koyacağız, bir partiye listeyi vereceğiz. Ama bu kıyamet senaryosu.” ifadesini kullandı.

Özgür Özel: ‘Temel motivasyonumuz yeni parti kurmak değil, CHP’yi geri almak’
Özgür Özel: ‘Temel motivasyonumuz yeni parti kurmak değil, CHP’yi geri almak’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 11 Haziran 2026 21:38
  • Güncellenme: 11 Haziran 2026 22:46

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de katıldığı programda, “Devlet bütün gücümüzle üzerimize saldırıyor. Partimiz içinden de birileriyle birlikte bir süreç götürüyor. Buraya gelmekteki bizim suçumuz ne? Ne yaptık biz? Kurultayda ne olduysa bütün Türkiye’nin gözü önünde oldu. Bizim suçumuz Adalet ve Kalkınma Partisi’ni 24 yıl sonra yenmiş olmak. Birinci suçumuz bu. Partiyi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Ben bunu kurultayda söylemiştim. Yerel olsun genel olsun partiyi birinci yapmazsam ertesi gün kongreye götüreceğim ve aday olmayacağım demiştim. Partimiz 13 kez seçim kaybetmemize rağmen hiçbir kurultayla güven tazelememiş, öz eleştiri yapmamış bir partiydi. Ben bu sözleri söylediğimde seçmenle aramızda büyük bir duygusal kopuş vardı. 100’üncü yıl seçimlerini kendi hatalarımız yüzünden kaybetmiştik” dedi.

Özel, şunları kaydetti:

“O delege Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi partinin genel başkanını seçimle değiştirebildi. O değişimin sonucunda biz göreve geldik. O değişimde ne vadettiysek yaptık. Adaylar doğru belirlendi. AK Parti’nin hiç beklemediği bir şeyi yaptık ve nüfusun yüzde 65’ine, ekonominin yüzde 85’ine hizmet edecek şekilde seçimleri kazandık. Budur bizim esas işlediğimiz suç. 31 Mart yerel seçiminin sonuçlarını hazmedemeyen mutlak sultancılarla, partide yaptığımız değişimi hazmedemeyen mutlak butlancıların bir araya gelmesi sonucunda, dünya kadar iftirayla, yalancı tanıkla yürüyor davalar. O davaları beklemeden, nasıl olduğunu bildiğimiz Adalet Bakanlığı yönetiminde, -oradaki üç hakime bizzat Adalet Bakanı tarafından neyin söylendiğini biliyorum- yapılan bir işle Türkiye siyasetine görülmemiş seçici bir darbeyle, geleceğin iktidar partisine darbe yapıldı ve dört kurultayın mazbata almış genel başkanının mazbatalarına hiçbir şey olmadığı halde, bir mahkeme kararıyla, bundan beş önceki kurultayda seçilen genel başkana, ‘Sen genel başkansın’ dediler. Ne kadar büyük bir hukuksuzluğun, ne kadar büyük bir hukuk tanımazlığın içinde olduğunu görmek açısından şunu görmek lazım. Benim ve ekibimin suçu seçim kazanmak, AK Parti’ye tehdit oluşturmak. ABD ve İsrail’in bölgede planladığı nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği düzenin içinde yer almayacağımızı söylemek.

‘AK Parti’nin saldırısından medet umdular’ 

Kemal Bey’in girdiği son seçimde, Kemal Bey’den az çalıştıysam namussuzum. 2019 yerel seçimlerinde 41 ilde 267 aday tanıttım. Biz şunu yıllarca başaramadık, yüzde 25’lik cam tavanı bir türlü kıramadık. Bu seçimde yüzde 38’e gelirken, 2023 Kasım’da milletin gözlerinin içine bakan bir siyasetle, öz eleştiri yaparak, yeni nesil bir siyaseti tarif ederek bir rüzgar yakaladık. Geçmişte yakalanamayan rüzgarlarda bizim de kusurumuz vardı elbet ama günü geldiğinde… Partimiz Türkiye’nin birinci partisi olmuş, AK Parti yenilmiş. AK Parti, partiye saldırıyor. Bu saldırıdan medet umup, buradan parti içi iktidar isteyip, bu teklifi kabul edip, bir an önce partinizi sandığa götürmek yerine çeşitli bahaneler üretiyorlar. Düne kadar kurultay yapılamaz tedbir var diyorlardı. Esas yapılamayacak olan olağan kurultay takvimini işletmeye kalkarlar. ‘Sokağa çıkamayız, delegenin karşısına çıkamıyoruz, kurultay yapmayarak burada oturalım, nasılsa unuturlar. Direnirlerse de partiden atarız, giderler başka yerlere’ diyorlar. Böyle bir şey yok, olmaz. Partiyi yüzde 13’le aldık. Kurultaydan önceki son anket öyle. Partiyi bıraktığımız noktada parti birinci parti, kimi 36 gösteriyor, kimi 33 ama partiyi birinci parti yapmışız. Bunu AK Parti yönetiminin hazmetmesini anlıyorum. Bu mücadelede esas benimle birlikte olması gerekenlerin bir kısmının o tarafla mutabakat halinde yargı oyunları ile bu işi engellemeye çalıştığını görüyorum. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok.”

Özel, kendisine yönelik bir ihraç kararının çıkmamasına ilişkin bir soru üzerine, “Toplumun gösterdiği sahiplenmeyi görüyorlar, onun toplumsal tepkisini göze alamamışlar. Bir süre sonra onların beklediği gibi bir gevşeme olursa, o zaman yapacaklar” dedi. Özel, şunları kaydetti:

“Dünkü ihraçların iki yönü var. Bugün yapılacak PM’den hemen önce PM’deki çoğunluğumuzu elimizden almaya çalışmak. Burda çok ayıplı bir durum var. İhraçları anlatırken oradaki seçilmemiş sözcü şöyle söylüyor: ‘Bu arkadaşlarımız yargının karşısına gidecekler, yargılanacaklar, aklanırlarsa gelecekler.’ Siz ne zamandan beri kendi partinizin milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılacağını dilinizin altındaki bakla olarak söylüyorsunuz. Bu arkadaşlarımız milletvekili, AK Parti gelip bu arkadaşların dokunulmazlığını kaldırmayı dillendiremiyor. Siz nasıl olur da, yıllardır dünya kadar itirafçı ki her bir tanesi teker teker dökülüyorlar. Böyle ortaya çıkartılmış dosyaları, adil bir yargı varmış gibi gösterip, milletvekillerimizi MYK’dan ihraç yapıyorlar, Parti Meclisi yetkili olduğu halde. Hükümete bu arkadaşların dokunulmazlığını kaldırın mesajı veriyorlar. Kim yapacak? Cehennemin kapaklarını kendi arkadaşların için sen açacaksın, utanmadan sıkılmadan Parti Sözcüsü diye ünvan kullanacaksın. Mutlak butlan kararı parti tüzüğünü ortadan kaldırmamıştır. Parti tüzüğünde tedbir yoktur. MYK, PM’den güven oyu almadan göreve başlayamaz. Hukuksuz bir MYK oluşturmuş, bir de utanmadan rezalet bir şekilde arkadaşlarını AK Parti yargısının kucağına atmanın teaser’ını veriyor. Toplumsal olarak böyle bir beklentiyi yaratacak ilk adımı atıyor. Yazıklar olsun.

‘Yargıtay böyle yazarsa ne yapacağız’ 

Öyle bir noktadayız, adamlar kurultayımızı iptal ettiler, altı yıl önceki kurultaya döndüler. Siyasi Partiler Kanunu diyor ki, bir siyasi parti iki kongresini yapmazsa seçime giremez diyor. Altı yıl geçmiş, böyle bir risk var. Buna katılan hukukçular var, katılmayan hukukçular var. Günü geldiğinde Yüksek Seçim Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazacak ve seçime girme yeterliliği olan partileri talep edecek. Böyle bir kumpaslar sonucunda kurultaysız bırakılmış bir partinin seçime sokulmaması hukuki bir iş olmaz ama bugün bize bunu yapanlar, yarın seçim kararı alındığında, Yargıtay bunu böyle yazarsa ne yapacağız. Böyle bir ihtimal var mı, yok mu? Bu arkadaşların elinde kalırsa partinin seçim kazanma iddiasının olmadığını biliyoruz ama tut ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçimlere girmesini tehlikeli buldu kendisi açısından ve seçime giremezsin dedi. Biz bir şekilde partimizi geri aldık, kurultayımızı da yaptık. Tam seçime gireceğiz, CHP iktidara tehlike teşekkül ediyor, ‘seçime giremez’ diyince napacağız? 25 Temmuz’dan önce bir kurultay yapılması kaçınılmaz olandır, yapmamak partiye ihanettir. Bu partiye gönül vermiş, umut bağlamış bu kadar insanın umutlarını boşa düşürmektir.

‘Mesele Tayyip Bey’in rejimiyle Türkiye’nin demokrasi mücadelesi’ 

Bizim işimiz sahanın duygusunu anlamak. Ben sahada bu kadar büyük bir öfkeyi otobüsün üstünden hiç deneyimlememiştim. Bu öfke sürece yayılıp sönümlendirilirse dedikleri gibi, bir duygusal kopuşa, bir apatiye, CHP’den ümidi kesmeye yol açar. En tehlikelisi budur. Mesele Kemal Bey ile Özgür Bey meselesi değil. Mesele Tayyip Bey’in rejimiyle Türkiye’nin demokrasi meselesi. Tayyip Bey’i yeniden seçtirmek için oluşturmuş bir yol haritasını, patikayı yürüyenlerle biz bu oyunu bozacağız diyenlerin mücadelesi var. Bize yapılmaya çalışılan, CHP’yi kendi içinde kavga ettirmek, mümkünse bölmek. İktidara yürüyen bir partiden, kendi içinde iktidar kavgasında olan bir partiye dönüştürmek. Meselenin özü 20 bin TL’lik emekli maaşını, 28 bin TL’lik asgari ücreti konuşmasını engellemek. İktidarın diliyle uyumlanıp, iktidarın yargısının verdiği desteğin devam etmesini istiyorlar.

AK Parti bu işin tam göbeğinde, tam ortasındalar. Akın Gürlek, Erdoğan’dan aldığı talimatla ya da yapacaklarına Erdoğan’dan ‘peki’ dedirterek yaptıklarının bir sonucudur bu. CHP’de ne yaşanıyorsa AK Parti yargı kollarının rızası, talimatı ya da onayıyla yapılmaktadır. Millet de bunu gördüğü için grup toplantısında ‘bu işin içinde yokuz’ diye anlatıyor. Tayyip Erdoğan bu işin tam göbeğindedir. Mesele Tayyip Erdoğan ile millet arasındadır.”

Özgür Özel, “Olmayacak bir iş yapıp, tedbir kararı da alarak işi çözümsüz bir noktaya getiriyorlar. Burdaki arkadaşlar da burdan buldukları yüzle kurultay yapmayacağız diyerek, bizi partiyi bırakıp gitmeye… Siz bu partide vaktiyle yenilmişsiniz, sonra da hiçbir iddia koymamışsınız, partinin hiçbir yerinde yoksunuz. Partinin size verdiği görevlerde yoksunuz. 1 Nisancıydı sizin adınız. 31 Mart’ta CHP büyük mağlubiyet alacak, 1 Nisan’da biz geleceğiz diyorlardı. Kumpasçılarla beraber çalıştınız. Bir vasıfsızlık, bir seviyesizlik, mukadder olmadığı halde AK Parti’nin açtığı yolu kendine kader gören bir anlayış. Bırakmayacağımızı gördükleri için dokuz arkadaşımızı partiden atmaya çalışıyorlar usulsüz şekilde. Onlar kazanırsa parti kaybedecek, ama esas Türkiye kaybedecek. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim stratejisi, kendisini yenecek partiyi adaysız, kurumsuz, lidersiz bırakma stratejisi” dedi.

‘Bu kadar insanın umutlarını ben nasıl perişan ederim’ 

Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin cumhurbaşkanı adaylığı için kendisini ya da Mansur Yavaş’ı düşünebileceklerine yönelik açıklamalarının anımsatılması üzerine, “Mansur Bey ilk günden samimi, dürüst ve değerli bir tutum aldı. Mansur Bey samimi gayret gösteriyor. Bana değil adaylık, cumhurbaşkanlığının tapusunu verseler ben böyle bir ilkesizlik üzerinden kendimle ilgili bir alvere girmem. Beni kendileriyle karıştırıyorlar. Ben bunu yapacak olsaydım, yıllarca konforlu bir muhalefet liderliği koltuğu teklif ettiler. Bu kadar insanın umutlarını ben nasıl perişan ederim” ifadesini kullandı.

Özel şunları kaydetti:

“Doğrudan Kemal Bey değil ama onun adına giden gelen bir sürü kişi önce bana geldiler dediler ki, ‘Kemal Bey’i destekleyen 500’ün üzerinde delege var, 1 Nisan’dan sonra bir kurultay yapalım, Ekrem Bey’in ekibini tasfiye edelim, birlikte iktidar olalım. Sen de güçlü otur.’ ‘Ben güçlü oturuyorum’ dedim. Aynı teklifin Ekrem Başkan’a da yapıldığını biliyorum. Bunlar kendine yer alıyorlar, bunların ilkesi yok. Kemal Bey adına geliyoruz diye şimdi de yanında olanlar böyle dediler. Burada ilke nerede? Ekrem kirliyse Ekrem ile ne işin var? Sen kendine yer alıyorsun. Şu anda dimdik içeride duran belediye başkanlarımıza şunu söylediler, ‘Kurultayla ilgili bir ifade ver, mutlak butlan gelsin, biz seni içeriden çıkaracağız’. Bir CHP’li bunu nasıl der. Biz Atatürk’ün emanetini TGRT’nin diliyle konuşanlara, TGRT’nin iftiralarını meşrulaştıranlara bırakamayız.

‘Bu oyunu bozmak durumundayız’

Birileri bu arkadaşlarımıza hırsız diyor, onların üstüne beton dökmeye çalışıyor. Partinin yönetimine AK Parti yargı kolları tarafından atanmış arkadaşlar, bu partiye pis diyorlar, arınacağız diyorlar, bu kadar büyük kötülük olur mu? Parti CHP olmasa ve bıraktığım bu ülkedeki gençlerin umudu olmasa, ‘Alın lanet olsun sizin olsun’ diyesi geliyor insanın. Ama bırakamayız. Biz bırakırsak başka bir yapı yok. Bu arkadaşların bu zihniyeti mi AK Parti’yi yenecek. TGRT’ye teslim olanlar mı AK Parti’yi yenecek. Biz bunu bıraktığımızda AK Parti ile mücadele edecek olsa… Çok tarihi bir noktadayız. Bu milletin bu sahiplenmesi çok kıymetli. Bu oyunu bir şekilde bozmak durumundayız.

Temel motivasyonumuz partiden ayrılmak değil. Ben insanların umudunu kıracak bir yanlışın içinde olmam. Onların umut ettiği bir şeyi yapmam gerektiğinde ondan geri durmam. Çaresiz kaldığımız noktada yapmamız gerekeni yaparız ama temel motivasyonumuz parti kurmak değil, partimizi geri almak. Öyle bakıyorum. Kıyamet senaryomuz var. Mahkeme bitmiyor, bunlar kurultay yapmıyor, baskın seçim gelmiş. Ne yapacağız? Doğru adayı çıkarıp koyacağız, bir partiye listeyi vereceğiz. Ama bu kıyamet senaryosu. Arkadaşlar bu kıyametin bir an önce kopması için cehennemin kapılarını açıyorlar, cehennemin ateşi bir an önce bizi yaksın diye. Bu partinin evlatlarından dokuzunu seçip de geri kalanına gözdağı vermek nedir ya. Belediye başkanlarını arayıp ‘Özgür Özel’i destekleyenleri koruyamayız, geriye kalanlara AK Parti dokunmayacak garantisi aldık’ gibisinden tuhaf tehdit ve umut cümlelerini aynı anda kurmak nedir ya. Bu olmaz. Bu siyaset değil.

CHP olarak bu arkadaşların bizim zorla bu partiden gitme noktasında kendilerinin ve AK Parti’nin de partinin bölünmesi noktasında çakışan stratejilerinin farkındayız. Bu meseleyi bir parti içi mesele olarak görmüyorum.”

‘Özgür Özel öyle birisi değil’ 

Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Koç Topluluğu’nun resepsiyonunda selamlaşmasına gelen eleştirilerin anımsatılması üzerine, “Bir insan kendisi olmaktan vazgeçecekse eleştirilmeyebilir. Devlet Bey ile ben Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteriyken tanıştım 2007’de. Devlet Bey’den çok kötü sözler, çok ağır eleştiriler duydum. Ama bayram seyran siyasilerin birbirini aramasını, hastalığında aramasını… Devlet Bey selam verdi, hatrını sordum, o da bana sordu. Kalktık gittik. Ne yapacağım ben Devlet Bey’e, eleştirileri oluyor, yaşı benden fazla. Orada gidip kabalık yapıp da birtakım toplumsal kesimlerden aferin almamı kimse düşünmesin. Özgür Özel öyle birisi değil. Manisa’da AK Partilisiyle MHP’lisiyle düğünü de birlikte yapıyoruz, cenazeyi de birlikte yapıyoruz. Bu kadar kötülük görmeseydik, siyaset bu kadar gergin olmasaydı, Tayyip Bey de orada oturuyor olsa ben gittiğimde ona da bir hatır sorarım, bana düşer. Ben o değilim, kimse benden onu beklemesin. İnsan olmaktan çıkmamak lazım. Hatır, selam bunlar kimseyi küçültmez” ifadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

“Her şey yapışır, FETÖ’cülük yapışmaz. Biz bu FETÖ’ye karşı ne yapmamız gerekiyorsa onu yaptık. Darbe gecesi Meclise koşan biziz. Biz o konuda teflonuz. Ama en kıymetlisi ne? Kumpasder var. Ali Tatar’ın kardeşi Ahmet Tatar’ın başkanı olduğu. İftiranın en büyüğünü duyduk ama onların yaptığı açıklama bana ödülün en büyüğü. Bir de İlker Başbuğ. İki kere ağırlaştırılmış müebbet cezası verdi ülkenin genelkurmay başkanına FETÖ’cüler, dimdik durdu. Benim dedem gibi Üsküp doğumlu, hemşehrim. O çıktı açıkladı. Buna bile tenezzül ettiler. AK Parti yargı kolları hadi buna tenezzül ediyor, parti içinde buna alet olunca toplum onu geri püskürttü.

Seçmenin sandık sabrına çok güveniyorum. Milletimizin geneli meydana çıkıp tepki göstermek yerine sandık sabrı gösteriyor. Günü gelince haklıyı haksızı ayırıyor. Ben millete, halka, partiye gönül verenlerine güveniyorum. Her şeyi deneyebilirler. Biz de buna karşı vargücümüzle mücadele etmek durumundayız. Önemli olan teslim olmamak, eldeki bayrağı bırakmamak. Sandığı kaçırmaya çalışırlarsa milletin elinden onları kimse kurtaramaz. Bu parti ne badirelerden çıktı, bundan da çıkacak. Bu partinin evlatları bu partiyi iktidar yapacak.” (ANKA)