• Ana Sayfa
  • Haber Zamanı
  • Özgür Çelik İlke TV’de: ‘Süreç çok ağır ilerliyor; demokratikleşme olmadan barış olmaz’

Özgür Çelik İlke TV’de: ‘Süreç çok ağır ilerliyor; demokratikleşme olmadan barış olmaz’

İlke TV’de Konuşma Zamanı programına konuk olan YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, gazeteciler Dilek Odabaş ve Ercüment Akdeniz’in sorularını yanıtlayarak gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. 

Özgür Çelik İlke TV’de: ‘Süreç çok ağır ilerliyor; demokratikleşme olmadan barış olmaz’
Özgür Çelik İlke TV’de: ‘Süreç çok ağır ilerliyor; demokratikleşme olmadan barış olmaz’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 23 Ekim 2026 20:48
  • Güncellenme: 23 Ekim 2026 21:53

İlke TV’de Konuşma Zamanı programına konuk olan YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, gazeteciler Dilek Odabaş ve Ercüment Akdeniz’in sorularını yanıtlayarak gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Demokrasisi gelişmiş ülkelerde insanların kendisini sandık dışında ifade edebildiği alanlar olduğunu söyleyen Çelik, “Türkiye demokrasisi o kadar zayıflatıldı ki Türkiye demokrasisi dediğimiz şey sadece sandık meselesiyle ilgili değerlendiriliyor. Tabi burada sendikalar, basın, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum ağır bir baskı altında. Türkiye’de sendikalar gazeteciler bir baskı altındalar. Sendika başkanları tutuklanıyor. Türkiye bir fon skandalını tartışıyor. Foncuların siyasi bağlantıları elini kolunu sallayarak dolaşıyor sokaklarda. Şu anda Şaban Sevinç cezaevinde, Mustafa Balcı cezaevinde, Murat Ağırel cezaevinde, İsmail Arı tutuklanmış, İsmail Saymaz şu anda ev hapsinde, Havk TV’ye kayyum, TELE1’e kayyum, T24’e karartma…” ifadelerini kullandı.

 

Kongre’den hangi mesajlar çıktı?

İstanbul Kongresi’nde yeniden İl Başkanı seçilen Çelik, “İlk defa üyelerin oylarıyla bir seçim yapıldı. Çok coşkulu bir kongre başlangıcı yaptık. İstanbul’daki çalışmalarımızı yeni nesil siyaset anlayışımızı anlattık. Tek adaylı bir seçimde çok yüksek katılım. Bu benim için çok gurur verici. İki yıldır mücadelenin ve direnişin şehri. Biz burada Esenyurt’taki operasyonla, devam eden 19 Mart süreciyle, 21 Mayıs istanbul İl Binası’nın baskınıyla İstanbu’da çok yüksek seviyede bir mücadeleyi hep birlikte ortaya koyduk” dedi.

‘Sahaya, sokağa inmiyorlar diyorlardı, buna katılıyorum’

Çelik partiye yönelik eleştirileri ele alarak, “Daha önce görev yaptığımız partiye yönelik bir eleştiri vardı. Sahaya ve sokağa inmiyor diyorlardı ve ben buna gerçekten katılıyorum. “Biz seçimlere gidiyorduk, kaybediyorduk seçimleri, dönüp diyorduk ki bu toplum bizi anlamadı oysa biz toplumu anlayamıyorduk. Toplumun içerisinde olmadığımız için dar masalarda küçük gruplarda konuştuğumuz için aslında biz toplumu anlayamıyorduk. 31 mart’tan sonra hiç olmadığı kadar partiyi sahaya ve sokağa çıkarttık” ifadelerini kullandı. 

Yeni dönemde 7 adet vaatleri olduğunu söyleyen Çelik, “Yedi başlığımız var ama bunlardan bir tanesi Türkiye demokrasisinin kuvvetlendirilmesi. Güçler ayrılığının sağlanması, güçlü bir TBMM, tarafsız ve bağımsız bir yargı, basın özgürlüğünün çeşitli yöntemlerle sağlanması, seçimlerin tarafsız ve bağımsız yapılacağı sivil toplum örgütlerinin güçlendirilmesi, sendikal faaliyetlerin önünün açılması. Bugün Türkiye’de sendikal örgütlenmenin önünde çok büyük engeller var, onlar da ağır bir baskı altındalar” dedi.

“Gençler, politikler ama partizan değiller. Gezi’de gördük, 19 Mart’ta gördük. Gençler politik. Ama gençlerin siyaset kurumuna karşı olan güveni çok kötü noktada” diyen Çelik, yeni siyaset anlayışlarına ilişkin “Üyenin bugün üye olduğunda yarın karar alma süreçlerine katılacağı bir takım uygulamalar, çalışmalar yürütüyoruz” dedi.

Çelik, Halk TV’ye kayyım atanması ve basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının olacağı gün Halk TV’ye yönelik karartmanın zaman ayarlı operasyon olduğunu söyleyen Çelik, “Bu operasyonlarla iki şeyi amaçlıyorlar, bir toplumun gerçek sorunlarının üzerini örtmek istiyorlar ve yargı eliyle önümüzdeki süreci dizayn etmek istiyorlar. Türkiye’de gerçekleri tarafsız ve bağımsız bir biçimde yurttaşlara aktaran çok sınırlı sayıda televizyon kanalı kaldı onlardan biri İlke TV ise başka bir tanesi Halk TV ve birkaç televizyon kanalı” diye konuştu.

19 Mart sürecinde kendilerine yöneltilen eleştiriler olduğunu aktararak süreci değerlendiren Çelik, “19 Mart’ta gençlerin bir talebi vardı: ‘Biz Taksim’e gitmek istiyoruz’ dediler. Biz de dedik ki; ‘bugünün Taksim’i Saraçhane’dir.’ Önemli olan burayı korumak ve ortak paydada anlaştık. Mücadelenin sokakta daha yüksek seviyede yürütülmesiyle ilgili birtakım eleştiriler var. Bu eleştirilerin başımızın gözümüzün üzerinde de yeri var. Bir bölümünü haklı da buluyoruz. Ancak ben bu süreci kesintisiz direniş ve mücadele süreci olarak değerlendiriyorum” diye konuştu.

Türkiye’deki ‘yargı kıskacına’ değinen Çelik, “Fatma Kaplan Hürriyet’e, Sinem Dedetaş’a, 23 yıl ceza almış Rıza Akpolat’a, Hasan Mutlu’ya ağır bedeller ödeyen Resul Emrah Şahan’dan Hakan Bahçetepe’sine Hasan Mutlu’suna, Özgür Kabadayı’sına, Alaattin Köseler’ine, Bülent Özmen’ine bütün arkadaşlarımız, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere bu insanlar baskı altında olmadılar mı? Bu insanlar onurunu ayaklar altına almaktansa bedel ödemeyi göze aldılar” dedi.

İstanbul’daki değişen dengelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin “Bu belediyelere niye çöküyorlar buradaki amaç ne? İki tane amaç var. Amaç bir kendi yönettikleri alanlarda sömürecek bir kaynak bırakmadılar bırakmadıkları için buraları bir rant aracı olarak görüyorlar. Sadece Esenyurt’un rantına çökmek için Ahmet Özer’i bir yıl cezaevinde tuttular. Bizi para kuleleriyle suçladılar para kuleleri Esenyurt’ta çıktı kayyımın rant uygulamasının içinden çıktı. Bize fon dediler, kendilerinin foncu olduğu ortaya çıktı, bunlar bizi ahtapotun kolu gibi sarmışlar dediler, bu fon meselesinde ahtapotun kolları gibi sardıkları ortaya çıktı. İkinci amaçları şu, topluma bir umutsuzluk aşılamak istiyorlar. İnsanları karamsarlığa umutsuzluğa sürüklemek istiyorlar” diye konuştu.

“Halk ne istiyorsa, halkın çıkarları neyse hep onu öncelikledim” diyen Çelik, “AKP’nin siyasallaşmış yargı kararlarının arkasına saklanıp birtakım koltuklara, birtakım görevlere gelenlerle bizim bir diyaloğumuz, bir temasımız olamaz. Asla olamaz” diyerek ‘butlan alanıyla’ iletişim içerisinde olmadığını söyledi, ‘işbirliği’ iddiasını reddetti.

 

Özgür Çelik, çözüm sürecine yaklaşımlarına dair “Bugünkü AKP iktidarı her ne kadar belli zaman dilimleri içerisinde Kürt meselesini, Alevilerin eşit yurttaşlık sorunlarını Türkiye gündemine getirmiş olsa da samimiyetle çözebileceğine yönelik endişeler ve kuşkular içerisindeyim ve biz çözeceğiz. Bizim iktidarımızda çözülecek” ifadelerini kullandı.

Sürece ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çelik, sürece yönelik eleştirilerini “Süreç çok ağır ilerliyor. Bu sefer toplumda kaygı ve endişeler oluşuyor. 2015’teki süreçlere benzer endişeleri yaşayan insanlar var, bu sürecin ağır ilerlemesinden kaynaklı. Bizim en fazla eleştirdiğimiz konu, demokratikleşme adımları çerçeve yasa içerisinde yok. Yasa toplumsallaşmadan getirildi.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin son dönemlerdeki iki tane cumhurbaşkanı adayı tutuklanıyor. Bir tanesi Silivri’de Ekrem İmamoğlu, diğeri Edirne’de Selahattin Demirtaş.

Demokratikleşme olmadan barış ve kardeşlik tam anlamıyla tesis edilemez. Bu yönüyle süreci eksik buluyoruz. Ağır ilerliyor. Demokratikleşme adımlarını eksik buluyoruz ve endişelerimiz ve kaygılarımız var” sözleriyle ifade etti.

Güncelleniyor…