ABD ve İsrail’in İran ile yürüttüğü savaşta gerginlik giderek artarken İslamabad ve Pekin yönetimleri, Ortadoğu’daki gerginliği durdurmak için yoğun diplomasi trafiği yürüttü. ABD-İran ateşkesi sürecinde arabuluculuk yapan Pakistan, Çin’in de katılımıyla son dönemde en önemli diplomatik kazanımlarından birini elde etti.
ABD Başkanı Donald Trump, salı günkü açıklamasında Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması şartıyla İran’la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.
The Guardian gazetesinin analizine göre, Pakistanlı yetkililerin yoğun diplomatik çabaları, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmayı son anda durdurarak olası bir felaketi en azından şimdilik önledi.
Pakistan hükümeti ve askeri yetkilileri, iki haftayı aşkın süren yoğun görüşmeler, telefon trafiği ve diplomatik zirveler sonrası umutlarını neredeyse kaybetmişti. Çatışmanın bölgesel bir felakete dönüşme riski, özellikle Pakistan için en kötü senaryo olarak görülüyordu.
Salı günü (7 Nisan) saat 17.00 sıralarında toplanan kabine toplantısında Başbakan Şahbaz Şerif oldukça karamsar bir tablo çizdi. Bakanlara hitaben, “Savaşın etkilerine karşı kendimizi hazırlamalıyız. Durum gerçekten çok karanlık. Barış umudu giderek azalıyor” dedi.
Aynı gün daha erken saatlerde, İsrail’in İran’daki bir gaz tesisini vurması ve İran’ın Suudi Arabistan’daki kritik bir petrokimya tesisine saldırması, bölgede gerilimi daha da tırmandırmıştı. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın savaşa dahil olma ihtimalini artırınca Pakistan ordusu üst yönetimi, Tahran’ı “barış çabalarını sabote etmekle” suçlayan sert bir açıklama yayımladı.
The Guardian’ın analizinde ateşkeste arabuluculuk yapmanın, İslamabad yönetimi için “sadece bir prestij meselesi değil, ülkenin ekonomisi, savunması, ulusal güvenliği ve mezhepsel uyumuyla da ilgili önemli bir konu” olduğu vurgulanıyor.
Bir Pakistanlı yetkili, “Çok kırılgan bir durumdaydık ve müzakerelerin başlaması için çaresizdik” diye konuştu.
Pakistanlı yetkililer, ateşkese yönelik taleplerin Trump’tan geldiğini iddia ediyor. Buna göre ABD Başkanı, “üç günden uzun sürmeyeceğini düşündüğü bir savaş batağına saplanmaktan” endişelenmiş. Trump ise İran’ın “ateşkes için yalvardığını” ileri sürmüştü.
Kaynaklara göre ABD, İran ve Suudi Arabistan’dan üst düzey yetkililerin katıldığı yoğun diplomatik görüşmeler sonucu ateşkes sağlandı. Diğer yandan Tahran yönetimi, Washington’a güvenmediğinden son dakikaya kadar anlaşmaya yanaşmamış.
Ancak yetkililer, tam da bu noktada Çin’in devreye girerek İran yönetimine anlaşma için garantörlük yapacağını ilettiğini söylüyor. Ayrıca İranlı liderlere, müzakereler için seyahat ederken suikasta uğramayacaklarına dair garantiler sunulduğu öne sürülüyor.
New York Times da İranlı yetkililere dayandırdığı haberinde, Tahran yönetiminin Çin’in katılımıyla ateşkes önerisini kabul ettiğini yazmıştı.
Pakistanlı bir yetkili, Çin’in sürece katılımı hakkında “Biz arabulucuyduk, garantör değildik. Asıl rol Çin’e aitti. Çin, ateşkesin garantörü oldu ve ABD’nin anlaşmaya sadık kalacağına ve İslamabad’daki görüşmelerin sorunsuz geçeceğine dair taahhütte bulundu. İran’a da bu anlaşmayı kabul etmesini söylediler.” diye kaydetti.
Sahne arkasında Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Münir ve Ordu İstihbarat Başkanı ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Asım Malik, telefon diplomasisini sürdürdü. Münir’in hem Trump ile kişisel yakınlığı hem de İran Devrim Muhafızları ile uzun yıllara dayanan ilişkisi, onu etkili bir arabulucu konumuna getiriyordu.Pakistanlı yetkililere göre, ateşkes talebi her iki taraftan da gelse de asıl baskı Trump’tan geliyordu.
Trump, “üç günden fazla sürmeyeceğini” düşündüğü bir savaşa sıkışıp kalmıştı.
İslamabad saatiyle çarşamba sabahı saat 04.00’te, ABD ve İran arasında geçici ve kırılgan bir ateşkes anlaşması sağlandı. Atlantik Konseyi Güney Asya uzmanı Michael Kugelman, bunu Pakistan’ın “yıllardır elde ettiği en büyük diplomatik zafer” olarak nitelendirdi.
Başbakan Şahbaz Şerif, ateşkesi Pakistan tarihinin “parlak bir anı” ve barışa giden “ilk adım” olarak tanımladı. Cuma günü (10 Nisan) İslamabad’da ABD ve İran arasında barış görüşmelerinin başlayacağını duyurdu.
İran tarafının Meclis Başkanı Kalıbaf ve Dışişleri Bakanı Arakçi’yi göndereceği belirtildi. Pakistanlı yetkililer, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin barış sürecini “sabotaj” edebileceği endişesini özel görüşmelerde dile getiriyor.
Özellikle Lübnan’ın ateşkes kapsamı dışında tutulması ve Hürmüz Boğazı’ndaki ticaretin büyük ölçüde tıkanık kalması kaygı yaratıyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını savundu ancak İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanladı.
Kugelman, Pakistan’ın birçok şüphecinin aksine bu karmaşık ve yüksek riskli diplomatik başarıyı gerçekleştirdiğini vurgulayarak, “En önemlisi, İran’da olası bir felaketi önlemesine yardımcı olmasıdır” dedi.
Ateşkesin kalıcılığı henüz belirsizliğini koruyor. Cuma günü İslamabad’da başlayacak görüşmeler, bölgedeki gerilimin uzun vadeli çözümüne dair ilk ciddi sınama olacak.




