• Ana Sayfa
  • Ekoloji
  • Pülümür’de krom ocağı tepkisi büyüyor: ‘Bu toprakların üstü altından değerlidir’

Pülümür’de krom ocağı tepkisi büyüyor: ‘Bu toprakların üstü altından değerlidir’

Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz köyünde planlanan krom ocağı projesine karşı bölge halkının tepkisi sürüyor. Karagöz başta olmak üzere çevre köylerin ortak açıklamasında, projenin doğaya, hayvancılığa, arıcılığa ve yaşam alanlarına zarar vereceği belirtilirken, maden sahasının koruma altındaki canlıların yaşam alanında bulunduğuna dikkat çekildi.

Pülümür’de krom ocağı tepkisi büyüyor: ‘Bu toprakların üstü altından değerlidir’
Foto: Evrensel
Pülümür’de krom ocağı tepkisi büyüyor: ‘Bu toprakların üstü altından değerlidir’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 28 Mayıs 2026 19:52
  • Güncellenme: 28 Mayıs 2026 20:40

Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz  köyünde planlanan krom ocağı projesine karşı bölge halkının tepkisi sürüyor. Karagöz başta olmak üzere çevre köylerin ortak açıklamasında, projenin doğaya, hayvancılığa, arıcılığa ve yaşam alanlarına zarar vereceği belirtilirken, maden sahasının koruma altındaki canlıların yaşam alanında bulunduğuna dikkat çekildi.

Karagöz’de maden projesine karşı ortak açıklama

Pülümür ilçesine bağlı Karagöz , Kocatepe, Boğalı, Kovuklu, Çakırkaya ve Dağbek köyleri başta olmak üzere bölge halkı, Dimin Madencilik tarafından Karagöz köyünde yapılması planlanan “Krom Ocağı” projesine karşı ortak açıklama yaptı.

Karagöz (Gurik) köyünde gerçekleştirilen açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, EMEP, DEM, SMF ve Partizan temsilcileri ile çevre örgütleri ve sanatçılar katılarak destek verdi.

“Bu proje doğa katliamı ve insansızlaştırma hamlesidir”

Karagöz ve çevre köyleri inisiyatifi adına açıklama yapan Uğur Tepe, projenin yalnızca doğaya zarar verecek bir girişim olmadığını, aynı zamanda bölge halkını yaşam alanlarından uzaklaştırma riski taşıdığını belirtti.

Maden sahasının, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası Bern Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, ayı, vaşak ve nesli tükendiği düşünülen Anadolu parsının yoğun yaşam alanı içinde bulunduğunu belirten Tepe, sözleşmeye göre bu bölgelerde habitat tahribatına ve proje yürütülmesine izin verilmediğini hatırlattı.

Tepe ayrıca, aynı mera sınırları içerisinde Dağbek köyünde planlanan Krom Çinko Ocağı projesinin daha önce Tunceli İl Tarım Müdürlüğü tarafından “iyi mera vasfı” gerekçesiyle durdurulduğunu anımsatarak, aynı hukuki gerekçenin Karagöz’deki proje için de uygulanması gerektiğini söyledi.

“7 milyonluk proje bedeli doğa tahribatını karşılamaz”

Projenin 7 milyon 827 bin TL’lik bütçeyle hayata geçirilmek istendiğini belirten Uğur Tepe, bu rakamın ortaya çıkabilecek zararları önlemeye yönelik yükümlülükleri bile karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti.

Tepe, “Bu proje bir kalkınma projesi değil; yüksek rant, talan ve bölgenin üretim gücünü yok etme projesidir. Barajlarla tarımsal üretimi daraltılan şehrimizde meralarımız ve dağlarımız, yaşamımızı sürdürmenin asli unsurlarıdır. Bunun aksini dayatmak, bölgenin insansızlaştırılması ve halkın kara toprağın altında köleleştirilmesi anlamına gelir” dedi.

Munzur Havzası’ndaki biyolojik çeşitliliğe dikkat çekildi

Munzur Havzası ve Hel Dağı bölgesini kapsayan UBENİS projesi kapsamında bölgede 2 bin 250’den fazla bitki türünün tespit edildiğini belirten Tepe, bunların yaklaşık beşte birinin endemik türlerden oluştuğunu aktardı.

Maden sahasının hemen yanında sürdürülen arıcılık faaliyetlerine de işaret eden Tepe, bölge balının coğrafi işaret alma sürecinde yapılan analizlerde dünya literatürüne henüz girmemiş yüzde 13 oranında endemik polen türünün tespit edildiğini söyledi.

Tepe, maden faaliyetlerinin geçici olduğunu, arıcılık ve hayvancılığın ise bölgenin kalıcı geçim kaynakları arasında yer aldığını vurgulayarak, “Bu toprakların üstü altından değerlidir. Kamu yararıyla ilgisi olmayan, bir şirketin sermayedarını zengin etmek için doğamızı ve ekonomik zenginliklerimizi yok edecek bu projeyi istemiyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı projeyi bir an önce sonlandırmalıdır” diye konuştu.

Köylüler: Yeniden göç etmek istemiyoruz

Karagöz (Gurik) köyü muhtarı Özcan Korkut, 1990’lı yıllarda köylerinin boşaltıldığını anımsatarak, geri dönüş sürecinde yeni maden politikaları nedeniyle yeniden göç tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi.

Kendisinin de üretici olduğunu belirten Korkut, bölgenin tarım ve hayvancılık için uygun olduğunu söyleyerek, “Maden projeleriyle yok edilmesinden ziyade üretim için değerlendirilmesini istiyoruz. Kaynak sularımızın ve doğal yaşamın bir parçası olan canlıların yok edilmesini istemiyoruz. Doğanın bize değil, bizim doğaya ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Pancılas köyü muhtarı da maden projelerinin su kaynaklarını kirleterek geniş bir coğrafyada olumsuz sonuçlar yaratacağı uyarısında bulundu.

“Tek seçenek örgütlü mücadele”

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, bölgede bulunanların iktidarın maden yasalarını defalarca değiştirerek şirketlerin önünü açtığını bildiğini belirtti.

Pülümür ve Pertek’te ciddi HES projeleri bulunduğunu, bunların önemli bölümünün tarım alanlarına ve meralara yakın planlandığını aktaran Kordu, “Asıl olan, ‘Burası bizim yaşam alanımız’ diyen insanlarla birlikte yürütülecek mücadeledir. Yalnızca kendimiz için değil, kutsal alanlarımız ve canlılarımız için de mücadele ediyoruz. Tek seçeneğimiz bir arada olmak ve örgütlü bir güç olarak hareket etmektir” dedi.

“Şirkete bin koyun verelim, doğayı talan etmesinler”

Damızlık Koyun ve Keçi Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan ise şirket yetkililerine tepki göstererek, “Şirkete çağrımız var; kendilerine bin tane koyun verelim, üretime böyle katkı sunsunlar. Ama doğamızı talan ederek değil” sözleriyle bölgenin hayvancılık açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Çevre örgütlerinden dayanışma mesajı

Munzur Koruma Kurulu ve DEDEF adına konuşan Ali Rıza Bilir, köylülerin yanında olacaklarını belirterek, Dersim’de yaklaşık 145 maden projesi planlandığını söyledi.

Bilir, “Topraklarımızın zehirlenmesine izin vermeyeceğiz. Geçmişte uygulanan politikalarla bölge insansızlaştırılmak istendi. Şimdi de maden projeleriyle benzer bir tablo yaratılmak isteniyor. Buna izin verip vermemek bizim elimizde” dedi.

Munzur Çevre Derneği adına konuşan Hatun Esen de Türkiye’nin birçok yerinde doğa savunucularının benzer mücadeleler verdiğini belirterek, “Topraklarımız kutsal. Eğer göç etmek zorunda kalırsak döneceğimiz bir yer kalmayacak. Bugün burada oluşan dayanışma bize güç veriyor” diye konuştu.

Açıklamanın ardından sanatçılar Metin Kahraman, Celo Boluz ve Musa Baki müzik dinletisi gerçekleştirdi. (Evrensel)