Avrupa Birliği (AB), Ukrayna’ya verilecek 90 milyar euroluk fon paketini onaylayarak Kremlin’e karşı daha uzun bir savaşa adım atmış oldu. AB’nin 23 Nisan’da duyurduğu kararla, Ukrayna’ya 2026-2027 için fon desteği ve Rusya’ya yönelik 20. yaptırım paketinde uzlaşı sağlandı.
AB’de söz konusu paketlere ilişkin müzakereler, özellikle Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın vetosu nedeniyle bir süre tıkanmıştı.
Ancak Orban’ın seçim mağlubiyetinin ardından ülkenin başına gelen Peter Magyar, vetoyu kaldırarak paketin onaylanmasının önünü açtı.
New York Times’ın analizine göre, ABD’nin odağının İran savaşına kaymasıyla Rusya-Ukrayna çatışmalarında diplomatik çözüm ihtimali zayıfladı. AB’nin fonu onaylaması da bunun işaretlerinden biri olarak görülüyor.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Berlin’de bu ay gerçekleştirilen Ukrayna Savunma Temas Grubu 34. Bakanlar Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, Rusya bu müzakereleri hiçbir zaman ciddiye almadı. İşte bu yüzden Ukrayna’ya destek vermek her zamankinden daha önemli,” demişti.
Avrupalı yetkililer, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in esas muhatap olarak Brüksel’i değil Washington’ı görmek istediğini düşünüyor.
Bu durum, Avrupa’nın arabuluculuk kapasitesini sınırlıyor. Ancak Washington’ın, özellikle Ortadoğu’daki durum göz önüne alındığında, Ukrayna meselesinin çözümünde ne kadar aktif rol oynamak istediği tartışmalı.
Kiev’den Rusya ve Ukrayna analisti James Sherr, Ukrayna lideri Volodimir Zelenski’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğini alabileceğine dair “yanılsamalarının yüzde 80’ini yitirdiğini” belirtiyor.
Brüksel’in de “Ukrayna’ya desteği sürdürmeye ve Rusya’nın askeri ya da siyasi yollarla zafer kazanmasını engellemeye” karar verdiğini ifade ediyor.
ABD, AB veya Rusya, savaşı sonlandırmak için net bir strateji ortaya koymuyor. Uzmanlara göre, çatışmalar artık klasik bir “yıpratma savaşına” dönüşmüş durumda.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova da, dünkü açıklamasında Brüksel’in fon kararını “AB vatandaşlarının ve işletmelerinin hem mevcut hem de uzun vadeli çıkarlarının aleyhine” aldığını belirtti.
Sözcü, Avrupa ülkelerinin halihazırda ciddi borç içinde olduğuna dikkat çekerek, 90 milyar euronun AB vatandaşlarının cebinden çıktığını ifade etti.



