Sırrı Abi: Bir yılın ardından eksik kalan renk

Sırrı Abi: Bir yılın ardından eksik kalan renk
  • Yayınlanma: 3 Mayıs 2026 09:32

Bir yıl oldu abi. Zaman hızla geçti diyorlar…
Gerçekten öyle mi, bilmiyorum.
Daha dün gibi…
Seni uğurlayışımızın üzerinden bir yıl geçti.
Ama biz öyle yaşamıyoruz.
Sanki hâlâ aramızdasın.
Sanki hiçbir yere gitmemişsin gibi.
Başımız sıkışsa, içimiz daralsa, bir cümleye ihtiyaç duysak…

Elimiz telefona gidiyor istemsizce.
Sanki açacaksın.
Sanki “Hele bir çay koyun da…” diye başlayacaksın yine.
Belki de mesele zaman değil, bizim seni hâlâ burada saymamız.
Sen yokken abi, barışa dair bir yol alındı.

Az değil. Bunu inkâr etmek haksızlık olur.
Ama yol almak başka, varmak başka…
Biz hâlâ o “varmak” dediğimiz yere ulaşamadık.
Hani bir cümleyle anlatmıştın ya her şeyi…
Barışın sadece niyetle değil, onu taşıyacak bir zeminle mümkün olacağını…
İşte o zemin hâlâ eksik.
Ne müzakere gerçek anlamda bir statü kazandı,
ne de o masanın etrafı insanlarla, üstü dosyalarla doldu.
Arkadaşlar hâlâ içeride.
Hapishaneler… Düşüncenin, sözün, siyasetin yükünü taşıyan insanlarla dolu.
Bunu gören bir halka “Tamam, oldu bu iş” demek kolay değil.
En çok burada zorlanıyoruz.

Ama bir hakkı da teslim edelim:
Senin yokluğunda iyi şeyler de oldu abi.
Toprağın biraz daha sustuğu, ölümün geri çekildiği günler gördük.
Bir süredir Türk ve Kürt analar aynı acıyla uyanmıyor sabaha.

Bu, küçümsenecek bir şey değil.
Sen olsan, en çok buna sevinirdin.
Çünkü senin barışın en çok da bir annenin gözyaşının dinmesiydi.
Dünya ise hâlâ bildiğin gibi…
Bir yerde sönüyor gibi olan ateş, başka bir yerde yeniden tutuşuyor.
Suriye’de, Rojava’da; İran’da, Rojhilat’ta…
yine savaşın gölgesi, yine halkların yükü.
Değişen çok şey yok aslında: yine en ağır bedeli halklar ödüyor, yine en çok çocuklar, kadınlar, yoksullar…

Sanki bu coğrafyanın kaderi hep eksik bir huzur, hep yarım bir barış.
Ama bütün eksikliğine rağmen tutunacak bir şey var yine de: Senin de omuz verdiğin o barış ve birlikte yaşama umudu.
Belki kusurlu, belki yavaş, belki hâlâ tamamlanmamış…

Ama yine de insanı ayakta tutan tek hikâye o.
Bazen Ali Abiyle konuşuyoruz.
Onunla konuşurken seninle konuşuyor gibi oluyorum.
Sesi, kelimeleri, vurguları…
Bir anlığına içime o eski sıcaklık doluyor.
Ama telefon kapanınca o tanıdık gerçek geliyor ardından.
Kısa süren bir sevinç, sonra ise yüzleşmesi zor bir eksiklik…
Ben hâlâ alışamadım abi. uzakta olmak belki de ondandır…
Sanki hâlâ bıraktığım yerdesin.
Sanki dönsem karşılayacaksın beni.
Uzun bir sohbet açacağız, sigara dumanına boğacağız geceyi, sonra acılı bir güveç,
üstüne demli çay…

İnsan bazen gerçekle değil, özlediği ihtimalle yaşıyor.
Ceren iyi abi, merak etme.
Ama sadece “iyi” demek yetmez.
Öyle bir iz bırakmışsın ki onda…
Sakinliği, ölçüsü, cümle kurarken ki derinliği…
insana seni hatırlatıyor.
Çoğu insan aynı şeyi söylüyor aslında,
“Böyle babanın böyle kızı…”
Gerçekten senin vicdanını, zarafetini, incitmeden konuşma halini taşıyor.
Bir cümle kuruyor, bir ülkenin ruhuna dokunuyor.
Bu, senden kalan bir miras.
Can büyüyor.
Ama en çok ona haksızlık oldu sanki.
Bir çocuk…
Ölümü bu kadar erken tanımamalıydı.
Aranızdaki o eşsiz ilişki, yarım kalmış bir hatıra olmamalıydı.
Bence çocukların olduğu bir dünyada ölümün kendisi bile yasaklanmalı.
Can’ın omzuna düşen o yük… Fazla ağır.
Sen hep güzel şeylerle özdeşleştin ya…
Bak, sana bir haber:
Seninle konuşmak, bu yazıyı karalamak için masaya oturduğumda…
Amedspor şampiyon oldu abi.
Diyarbakır’dan İstanbul’a…

Her yer bayram yeri gibi.
İnsanlar sokaklarda, gülüyor, sarılıyor, kutluyor…
Uzun zamandır görülmeyen bir sevinç yayıldı yüzlere.
Ve garip bir şey oldu:
O sevinçte bile seni aradı gözler.
Sanki senin o gülüşün karışmıştı kalabalığa.
Darısı gerçek ve kalıcı barışın kutlanacağı günlere…
ucu bucağı görünmeyen barış halaylarına…
Bir yıl oldu…
Sen yoksun demeye dilim varmıyor…
Çünkü bir yanımız hâlâ seninle dolu.
Ama bıraktığın şey çok net:
Bir yol var.
Eksik, kusurlu, yarım…
Ama yine de yürünebilecek tek yol.
Biz oradayız.

Yavaş yürüyoruz belki, zorlanıyoruz, bazen tökezliyoruz…
Yokluğun fena halde zorluyor…
Ama yönümüz hâlâ aynı.
Sen rahat ol abi.
Bu kez gecikmemeye çalışıyoruz.
Barışa, insanlığa, senin inatla savunduğun iyiliğe…
Yetişmeye çalışıyoruz.
Özlemle, onurla ve eksilmeyen bir yoldaşlıkla…