• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Tülay Hatimoğulları İzmir’de konuştu: ‘Gücümüzü ortaklaştırarak kazanacağız’

Tülay Hatimoğulları İzmir’de konuştu: ‘Gücümüzü ortaklaştırarak kazanacağız’

İzmir’de halk toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, çözüm sürecine sonuna kadar sahip çıkacaklarını belirterek, “Bu topraklarda bir tek kurşun sesi duyulmayana dek onurlu bir barış için çalışacağız. Bu süreç dar manada bir seçim hesabına sıkıştırılamaz” dedi.

Tülay Hatimoğulları İzmir’de konuştu: ‘Gücümüzü ortaklaştırarak kazanacağız’
Tülay Hatimoğulları İzmir’de konuştu: ‘Gücümüzü ortaklaştırarak kazanacağız’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 30 Ağustos 2026 15:08

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İzmir MMO Tepekule Kongre Merkezi’nde düzenlenen halk toplantısında, Kürt meselesinin çözümüne ilişkin sürece dair değerlendirmelerde bulundu.

Tülay Hatimoğulları, “Bu topraklarda bir tek kurşunun sesi duyulmayana dek, bu topraklarda bir gözyaşının dahi akmayacağı bir seviyeye varana dek biz bu sürece sonuna kadar sahip çıkacağız. Onurlu bir barış için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Hatimoğulları, Türkiye’nin dört bir yanında süreci halkla paylaşmak, barış ve demokratik toplum çağrısının anlamını, önemini ve tarihsel manasını birlikte değerlendirmek, eleştirileri ve değerlendirmeleri almak amacıyla halk buluşmaları gerçekleştirdiklerini söyledi.

Kürt siyasetçi Mehdi Zana’yı anan Hatimoğulları, “Bir ömür, koca bir çınar gerçekten bütün yaşamını Kürt halkının temsili için vermiş, sürgünde, hapiste, Kürt halkının sesini ilk duyuran isimlerden değerli Mehdi Zana’yı saygıyla, minnetle anıyorum” dedi. Hatimoğulları, beş yıl önce İzmir İl Örgütü’ne yönelik saldırıda hayatını kaybeden Deniz Poyraz ile “mücadelede yaşamını yitirenleri” de andı.

‘Kürt halkı acılara rağmen barış demekten vazgeçmiyor’

Türkiye coğrafyasında 50 yıldır “savaş ve çatışmaların” devam ettiğini belirten Hatimoğulları, bölgede katıldıkları taziyelerde annelerin ve babaların kendilerine, “Daha çok çocuğumuz ölmesin. Ne bir Kürt anne ne bir Türk anne ne bir asker annesi ne bir gerilla annesi artık ağlamasın. O nedenle bu sürece sıkı sıkıya sahip çıkın ve bu sürecin başarıyla sonuçlanması için elinizden ne geliyorsa daha fazlasını yapın. Bizim sizden beklentimiz, partimizden beklenti bu” dediklerini aktardı.

Hatimoğulları, “Kürt halkı başta anneler olmak üzere çekilen bütün bu acılara rağmen barış demekten asla vazgeçmiyor” dedi. Ödenen bedellerin Kürt halkının Orta Doğu’daki konumunda önemli bir payı olduğunu belirten Hatimoğulları, “Eskiden 50 sene önce Kürtler ‘Ben Kürt’üm’ diyemezdi bu topraklarda. Ama şimdi artık Kürtleri inkar etmek, Kürtleri yok sayma dönemi kapanmıştır” diye konuştu.

‘Süreç seçim hesabına sıkıştırılamaz’

Sürece ilişkin yapıcı eleştirilere önem verdiklerini belirten Hatimoğulları, barışa inanan ancak sürecin mevcut iktidarla yürütülmemesi gerektiğini düşünen kesimlerin eleştirilerini dikkate aldıklarını söyledi.

Hatimoğulları, “Bu sürecin yürütülmesi, hepinizin tahmin edeceği üzere, zaten mevcut olan icra makamıyla yürütülür. Bugün bütün dünyadaki çatışma çözüm deneyimlerinde, o dönemi kim yönetiyorsa süreç onunla yürütülür. Dolayısıyla bugün Sayın Öcalan’ın da ifade ettiği gibi bu süreç dar manada bir seçim hesabına sıkıştırılamaz. Bu süreç dar manada herhangi bir siyasi partinin çıkarları çerçevesinde ele alınamaz” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya üzerinden sürece yönelik saldırılar ve provokasyonlar yaşandığını söyleyen Hatimoğulları, “Biz DEM Parti olarak ve bu sürecin yürütücü bütün unsurları olarak asla bu provokasyonlara gelmedik, gelmeyeceğiz. İki yıldır yapılan dostane eleştirilerin tamamı baş göz üstüne ama ırkçı saldırılar, savaş kışkırtıcılığı söylemleri karşısında barışı savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Hatimoğulları, küçük siyasi hesapların peşinden gitmediklerini, buna meyledenlerin yanında durmadıklarını belirterek, “Onurlu bir barış, hukukun tesis edilmesiyle mümkündür. Onurlu bir barış, adaletin ve özgürlüklerin tesis edilmesiyle mümkündür. Barışı demokrasiden, demokrasiyi barıştan asla ayıramayacağız” diye konuştu.

‘Çerçeve yasa yolun ilk adımı’

Hatimoğulları, iki yıllık sürecin çerçeve yasayla yeni bir aşamaya geldiğini ifade ederek, söz konusu yasanın Kürt sorununun çözüldüğü ve ülkenin demokratikleştiği anlamına gelmediğini, ancak önemli bir siyasi anlam taşıdığını söyledi. Hatimoğulları, “Yüz yılı aşan tarihte ilk kez bir yasa Kürt halkının lehine ve özgün olarak çıkmış bir yasa. Ama Sayın Öcalan da ifade etti; bu daha yolun ilk adımı, ilk başlangıcı. Yürünecek bin kilometrelik yolun daha ilk adımıdır bu. Esas demokratikleşme mücadelemizle yeni demokratik anlamda düzenlenecek yasalara kesinlikle ihtiyaç var” dedi.

‘Yüksekdağ ve Demirtaş çoktan beri aramızda olmalıydı’

Yasanın sağlıklı bir biçimde hayata geçmesi halinde yaklaşık 4 bin siyasi mahpusun yasadan faydalanabileceğini belirten Hatimoğulları, Kobani davasının da yasa kapsamında olduğunu söyledi. Hatimoğulları, “Sayın Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş zaten çoktan beri özgür ve aramızda olmalıydı” ifadelerini kullandı.

‘Kobani Davası’nı da kapsıyor’

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da değinen Hatimoğulları, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin aldığı karar Türkiye’yi direkt bağlamaktadır. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf bir ülkedir. Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Kobani’de tutuklu bulunan HDP’nin MYK üyeleri ve bütün arkadaşlarımız zaten serbest bırakılmalı. Ama tekrar ediyorum, Kobani davasını da bu yasa kapsamaktadır” diye konuştu.

Hatimoğulları, silah bırakanların Türkiye’ye gelerek demokratik mücadelede yerlerini alabileceklerini, sürgündeki kişilerin de Türkiye’ye dönerek demokratik siyasette yer alabileceklerini söyledi. Hatimoğulları, “Bir an önce MGK kararının alınması, Resmi Gazete’de ilan edilmesini bekliyoruz” dedi.

‘Bu süreç hiçbir halkın onurunu çiğnemeyecek’

Silahların sustuğu ve çatışmaların sona erdiği bir dönemde Türkiye’de siyasetin ve siyaset yapma biçimlerinin değişeceğini söyleyen Hatimoğulları, “Bundan sonraki süreçte herkesin, bahsini ettiğim bütün bu geniş kanattaki kesimlerin söyleminde, yaklaşımında, Türkiye’de siyaset yapma biçiminde çok büyük bir yapısal değişim ve dönüşüm başlayacak bu ülkede” dedi.

‘İfade özgürlüğü hakkı bu ülkeyi bölmez’

Demokratik mücadelenin daha geniş kapsamda toplumsallaştırılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, şöyle devam etti:

“Bize başta DEM Parti olmak üzere bileşenlerimize, birlikte hareket ettiğimiz bütün siyasal ve toplumsal hareketlere, ittifak güçlerimize, Türkiye’deki sol sosyalist, devrimci, yurtsever bütün kesimlere düşen en önemli görev, demokratik mücadelenin daha geniş kapsamda nasıl toplumsallaşabileceği, toplumu nasıl güçlü bir biçimde örgütleyeceğimizin kapılarını açmaktır. Bu süreç hiçbir halkın onurunu ve gururunu zora sokacak, çiğneyecek bir süreç olmayacak. Bütün halkların onuru ve gururu bu süreçte sonuna kadar korunacak.

Hiçbir dil, hiçbir ana dil, hiçbir kültürel hak, hiçbir düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı bu ülkeyi bölmez. Tam tersine, her birimiz kendi rengimizle, kendi dilimizle, inancımızla, mücadele ettiğimiz, geldiğimiz geleneklerle, siyasi görüşlerimizle bu topraklarda kendimizi ifade edebildikçe toplumsal dayanışma ve toplumsal güç oluşabilir. Halk o zaman birbirine kenetlenebilir. Ama ayrılar, gayrılar; onları inkar etmek, yok saymak ayrıştırır.

‘Eleştirilere çok değer veriyoruz’

Bu gelişmeler ve bu süreç Türkiye’yi asla bölmeyecek. Tam tersi Türkiye’deki bütün halkların ve inançların demokrasi zemininde çok daha güçlü, çok daha gelişkin bir ittifakı, bir ortaklığı kurmasının önünü açacak. Yapıcı eleştirinin gücüne en çok inanan, en çok bunu pratikleştiren siyasi parti DEM Parti’dir dersem hiç abartı olmaz. Eleştiriler bizim açımızdan gerçekten uyarıcıdır. Hata yapmayı engeller, eksik kaldığımız konuları tamamlamamızı sağlar ve inanın hepsine çok değer veriyoruz” diye konuştu.

Sürecin daha güçlü sahiplenilmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, “Eleştirirken bu süreci izleyen pozisyonunda kalınınca biz zayıf kalıyoruz. Bizim zayıf kalışımız, zayıf kalışımız süreci ileri taşımaz. Zayıf kalış, yani bu sürecin zayıf kalması bu ülkede demokrasiyi geliştirmez. Tam tersi daha da geriye götürür. Barışı ve demokrasiyi birbirinden ayırmamanın yolu, süreci hep birlikte daha güçlü sahiplenmekten geçiyor” dedi.

‘Gücümüzü biriktirerek ve ortaklaştırarak kazanacağız’

Hatimoğulları, sürece ilişkin eleştiri ve değerlendirmelerde bulunan kesimlerin fikirlerine ve ortak mücadeleye ihtiyaç duyduklarını belirterek, “Bizim sizlerin fikirlerine ihtiyacımız var. Sizlerle pratik bir mücadele yürütmeye, gerçekten büyükçe bir demokrasi mücadelesi yürütmeye ihtiyacımız var. Türkiye’nin kurucu bir akılla ilerleyecek bir barış ve demokrasi hareketini inşa etmeye ihtiyacı var. Ve şimdi tam da silah sustuğu bir yerde bunu yapabileceğimiz nesnel koşulların oluştuğunu lütfen bir an bile unutmayalım” dedi.

Aydınlara, yazarlara, sanatçılara, gazetecilere, akademisyenlere, farklı siyasi ve toplumsal kesimlere çağrıda bulunan Hatimoğulları, barış ve demokrasi mücadelesinin ortak bir zeminde büyütülmesi gerektiğini söyledi. Hatimoğulları, “En geniş yelpazede bir barış ve demokrasi hareketini birlikte inşa etmemiz lazım. Ve birlikte bunu yaparsak daha güçlü kazanacağız. Hani bir slogan var ya, biz çok atarız; birleşe birleşe kazanacağız. Bu öylesine attığımız bir slogan değil. Buna yürekten inanıyoruz. Bizler birleşe birleşe kazanacağız. Dayanışarak kazanacağız. Gücümüzü biriktirerek ve ortaklaştırarak kazanacağız” diye konuştu.

‘Eşit yurttaşlık hakkı bu ülkede sağlanmalı’

Hatimoğulları, HDP’nin kuruluş döneminde tartışılan ve DEM Parti’nin de temelini oluşturduğunu söylediği “demokratik cumhuriyet” kavramına değindi. Demokratik cumhuriyetin soyut bir kavram olmadığını belirten Hatimoğulları, “Demokratik Cumhuriyete giden yolu güçlü bir biçimde örgütlemeliyiz. Peki demokratik Cumhuriyet derken biz soyut şeylerden mi bahsediyoruz? Hayır. Demokratik Cumhuriyet derken tam da şunları kastediyoruz. Temel hak ve özgürlükler bu ülkede inşa edilmelidir. Eşit yurttaşlık hakkı bu ülkede sağlanmalı” dedi.

Farklı halkların ve inançların ana dillerinde eğitim görebilmesi ve kültürel haklarını özgürce kullanabilmesi gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Hatimoğulları, “Bütün farklı halklar ve inançlar özgürce ana diliyle eğitim görebilmeli, ana dilini özgürce konuşabilmeli, sanatını icra edebilmeli, cemevleri ibadethane olarak kabul edilebilmeli. Aleviler bu ülkenin üvey evlatları değil, öz yurttaşları olarak kabul edilmeli” ifadelerini kullandı.

Demokratik cumhuriyetin güçlendirilmiş yerel yönetimleri ve seçme-seçilme hakkının güvence altına alınmasını da gerektirdiğini söyleyen Hatimoğulları, siyasi saiklerle gerçekleştirildiğini ifade ettiği tutuklama ve operasyonlara tepki gösterdi.

Hatimoğulları, “Müzakere sürecinin her aşamasında bu operasyonların hızla bitirilmesi gerektiğini, özellikle bu kesimin sürece daha güçlü sahip çıkması açısından da bu yolun açılması gerektiğini ifade ettik. Yine demokratik cumhuriyetin olmazsa olmazlarından biri kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığıdır” dedi.

‘Mehmet Sait Yıldırım serbest bırakılmalı’

İzmir Kırıklar Cezaevi’nde uzun yıllardır tutuklu bulunan Kürt siyasetçi Mehmet Sait Yıldırım’ın sağlık durumuna ilişkin konuşan Hatimoğulları, hasta mahpusların serbest bırakılması gerektiğini söyledi. Hatimoğulları, “Hasta mahpuslar için yasa gerekmiyor. Hasta mahpusları zaten serbest bırakmak lazım. 30 yılını yapmış bir insanın infazını yakmak bu dönemin ruhuna uygun değil. Kabul edilmesi mümkün değil. Ve derhal Mehmet Sait Yıldırım serbest bırakılmalı” dedi.

Hatimoğulları, yargıya yönelik eleştirilerini sürdürerek, “Yargı siyasete, eğitime, akademiye, sanata, mizaha zincir vuramaz. Demokraside bunu kabul etmek mümkün değil. O yüzden buradan çağrılarımızı yineliyoruz. Yargı derhal bu operasyonları, siyasi saiklerle gerçekleşen bu operasyonları durdurmalıdır” ifadelerini kullandı.

‘6 Eylül’deki Kongre ile değişim sürecine adım atacağız’

Hatimoğulları, konuşmasının son bölümünde 6 Eylül’de gerçekleştirecekleri kongreye değindi. Çıkan yasa ve süreçte yaşanan gelişmelerle birlikte değişim ve dönüşüm tartışmalarının henüz yeterli bir seviyeye ulaşmadığını tespit ettiklerini belirten Hatimoğulları, kongreyi değişim ve dönüşüm sürecine adım atmak amacıyla gerçekleştireceklerini söyledi.

Hatimoğulları, “Bu kongremizi değişim ve dönüşüm sürecine adım atmak üzere gerçekleştiriyoruz. Yeni gelen arkadaşlarla tartışmak, bu tartışmalarımızı biraz daha derinleştirmek ve genişletmek ve yepyeni güçlü bir çıkışa hazırlık yapmak mahiyetinde gerçekleştireceğiz bu kongremizi” dedi.

Kongrenin ardından yeni bir örgütlenme ve mücadele perspektifini daha güçlü şekilde ele alacaklarını belirten Hatimoğulları, “Bundan sonraki süreçte yepyeni bir inşa süreciyle ortaya çıkacağız ve bunu siz değerli halkımızla beraber yerellerden merkeze kadar birlikte gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı. (ANKA)