YENİ Parti İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Fethi Açıkel tutuklu gazeteci İsmail Arı’yı cezaevinde ziyaret etti.
İsmail Arı Açıkel aracılığıyla paylaştığı mesajında koğuş kapasitesinin çok üzerinde sayıda insanla birlikte kaldığını kaydetti. Battaniye ve yastık gibi temel ihtiyaçların dahi verilmediğini belirten Arı “Bu nedenle yaklaşık 1.000 TL gibi yüksek bir ücret ödeyerek kantinden satın almak zorunda kaldım. Şikayetlerimin ardından talep dilekçemi ancak sonradan işleme aldılar. En temel insani ihtiyaçlarımızı karşılamak için bile mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz” dedi.
‘Dışarıda yaşananların içeridekilere ulaşamaması tecrit duygusu yaratıyor’
Arı şöyle devam etti:
75 gün süren ilk tutukluluk dönemimde, geçen mayıs ayında CHP’ye kayyım atanması sürecinde, gelişmeleri yayınlarını takip edebildiğimiz Halk TV üzerinden öğrenebiliyorduk.
Ancak bugün Halk TV de kayyım yönetiminde olduğu için hafta sonu gazetecilerin ve vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirilen gazetecilere özgürlük yürüyüşlerini dahi çok sınırlı şekilde takip edebildik. Tüm gazeteci dostlara gösterdikleri dayanışma için selamlarımı iletiyorum. Bu durum, gerçekten bağımsız bir medyanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi.
Üstelik kalabalık koğuşumuzda yalnızca tek bir televizyon bulunuyor. Bu da dış dünyayla bağımızı ciddi biçimde sınırlandırıyor. Ana akım medya üzerinden Türkiye’nin gerçek gündemini, toplumun yaşadıklarını, gazetecilerin ve halkın sesini takip etmek neredeyse imkansız. Dışarıda yaşananların içeridekilere ulaşamaması da başlı başına bir tecrit duygusu yaratıyor.
Fon yolsuzluğuna bulaşanlar dışarıda serbestçe dolaşırken bizim gibi gazetecilerin cezaevinde tutulması, Türkiye’de adaletin içine düşürüldüğü durumu bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Yolsuzlukların üzerine giden, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorgulayan, halk adına hesap soran gazetecilerin tutuklanması, yalnızca gazetecilere değil, doğrudan halkın haber alma hakkına yönelik bir müdahaledir.
Ancak bütün bu koşullara rağmen hafta sonu gerçekleştirilen yürüyüşe gösterilen yoğun katılımı, gazetemizin, benim ve diğer meslektaşlarımın fotoğraflarını, özgürlük taleplerini dile getiren dövizleri görmek beni gerçekten çok mutlu etti. Bu dayanışmanın cezaevi duvarlarını aşarak bize ulaşması çok kıymetliydi.
Çünkü biz haberlerimizi halkın haber alma hakkını savunmak, gerçekleri ortaya çıkarmak ve kamuoyundan gizlenmek istenenleri görünür kılmak için yapıyoruz. Gazetecilikten anladığımız budur. Bu nedenle gösterilen dayanışma, verdiğimiz mücadelenin anlamını ve önemini bir kez daha ortaya koydu.
Bizi susturmak isteyenler şunu bilmelidir: Gazetecileri cezaevine koyabilirsiniz ama gerçekleri cezaevine kapatamazsınız. Halkın haber alma hakkını, hakikati öğrenme iradesini ve dayanışmasını ortadan kaldıramazsınız.
Bizim özgürlüğümüz için yükselen her ses, aslında toplumun haber alma hakkına ve özgürlüğüne sahip çıkmaktadır. Bu nedenle mesele yalnızca bizim özgürlüğümüz değil, hepimizin nasıl bir ülkede yaşayacağı meselesidir.
Bana ve tüm gazetecilere sahip çıkan gazetem BirGün’e, bütün meslektaşlarıma ve dayanışmasını esirgemeyen yurttaşlarımıza en içten selamlarımı iletiyorum. Gazetecilik suç değildir. Hakikatin peşinden gitmekten de halkın haber alma hakkını savunmaktan da vazgeçmeyeceğiz.”
(Birgün)
Türkiye Alevi Konfederasyonu’ndan Cem Vakfı ve kayyıma tepki: ‘Cemevini halk yönetecek’



