• Ana Sayfa
  • Ekoloji
  • UCLA’den COP31’in ev sahibi Türkiye raporu: Silivri’de devasa metan sızıntısı

UCLA’den COP31’in ev sahibi Türkiye raporu: Silivri’de devasa metan sızıntısı

UCLA’in uydu verilerine dayanan araştırması, Türkiye’deki çöp depolama alanlarında devasa metan sızıntıları olduğunu ortaya koydu. COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye’nin iklim politikaları ve fosil yakıt karnesi ise uluslararası örgütlerin eleştirilerinin odağında.

UCLA’den COP31’in ev sahibi Türkiye raporu: Silivri’de devasa metan sızıntısı
UCLA’den COP31’in ev sahibi Türkiye raporu: Silivri’de devasa metan sızıntısı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 5 Ekim 2026 11:54
  • Güncellenme: 5 Ekim 2026 11:58

ABD’deki California Üniversitesi (UCLA) araştırmacılarının Carbon Mapper uydu verilerine dayanarak yaptığı inceleme, bu yıl gerçekleşecek COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak Türkiye’deki çeşitli çöp depolama alanlarından yüksek miktarda metan gazı salımı (emisyon) gerçekleştiğini ortaya koydu.

İncelemelere göre, İstanbul’daki Silivri Katı Atık Depolama Tesisi saatte ortalama 7,4 tonluk salımla dünyadaki en yüksek metan sızıntısının yaşandığı alanlardan biri olarak kayıtlara geçti. Benzer nitelikteki yüksek salımların Ankara, İzmir, Antalya ve Şile’deki depolama sahalarında da gözlemlendiği bildirildi.

‘Gezegendeki en büyük insan kaynaklı salımlardan biri’

The Guardian’da yer alan habere göre, “UCLA Stop Methane” projesinin yöneticisi Cara Horowitz, tespit edilen sızıntıların küresel ölçekte son derece yüksek seviyelerde olduğunu belirterek, söz konusu alanların dünya üzerindeki en büyük insan kaynaklı metan kaynakları arasında yer aldığını ifade etti.

Metan gazının atmosferdeki küresel ısınma etkisinin kısa vadede karbondioksitten çok daha yüksek olduğuna dikkat çekildi.

İştirak şirketi İSTAÇ üzerinden tesisi işleten İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ise sahada metandan enerji üreten bir tesis bulunduğunu ve açık alanların kil tabakasıyla kapatılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Yetkililer, mevcut depolama ve gaz yakma sistemlerinin geçmiş dönemdeki vahşi depolama yöntemlerine kıyasla salımları önemli ölçüde azalttığını kaydetti.

COP31 öncesi eleştiriler: ‘Kömür ticareti 75 milyon ton emisyona yol açtı’

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye, zirve eylem gündeminde “sıfır atık” ve metan emisyonlarının azaltılması hedeflerine öncelik verileceğini duyurmuştu. Ancak zirve öncesinde Türkiye’nin fosil yakıt politikalarına yönelik eleştiriler de gündeme geldi.

Uluslararası iklim örgütü 350.org tarafından yayımlanan “Kömür Ortakları” başlıklı rapora göre, COP31 eş başkanları Türkiye ve Avustralya’nın Paris Anlaşması’ndan bu yana sürdürdüğü kömür ticareti 75 milyon tonun üzerinde karbondioksit salımına sebep oldu.

Raporda, iki ülkenin de Ek-1 ülkeleri arasında henüz resmi bir kömürden çıkış tarihi açıklamayan tek iki ülke olduğu belirtilerek, resmi COP31 başkanlık mektuplarında “fosil yakıtlar” ifadesine yer verilmemesi eleştirildi.

Ayrıca Türkiye’nin 2035 yılına kadar kömür ve gaz kapasitesini %30 artırmayı hedeflediği ve yeni santral yatırımlarıyla ithal kömüre bağımlılığı sürdürdüğü ifade edildi.

Yasal çerçeve ve çözüm önerileri

Türkiye, metan emisyonlarını 2030’a kadar yüzde 30 azaltmayı taahhüt eden Küresel Metan Taahhüdü (Global Methane Pledge) imzacısı ülkeler arasında da yer almıyor.

Öte yandan, Resmi Gazete’de yayımlanan sera gazı emisyonlarının izlenmesine ilişkin yasal düzenlemelerin biyokütle kullanan katı atık tesislerini ve doğrudan metan takibini muaf tuttuğu aktarılıyor.

Uzmanlar, katı atık sahalarındaki metan sızıntılarını önlemek için gaz toplama sistemlerinin verimliliğinin artırılması ve düzenli denetlenmesi gerektiğini vurguluyor. Gaz oluşumunu kaynağında engellemenin en etkili yolunun ise organik ve gıda atıklarının çöplüklere gitmeden önce ayrı toplanarak geri dönüştürülmesi olduğu ifade ediliyor. (Kaynak; The Guardian, 350.org)