• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Vera’nın babası Tayfun Kahraman’dan süreç ve demokrasi vurgusu: ‘O kapıdan adalet de girmeli’

Vera’nın babası Tayfun Kahraman’dan süreç ve demokrasi vurgusu: ‘O kapıdan adalet de girmeli’

Vera’nın babası Tayfun Kahraman’dan süreç ve demokrasi vurgusu: ‘O kapıdan adalet de girmeli’
  • Yayınlanma: 17 Ağustos 2026 09:00
  • Güncellenme: 17 Ağustos 2026 00:06

Silivri Cezaevi’nin yeni adıyla Marmara 9 No.’lu L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nun avukat görüşü odasında, sağlığıyla ilgili o kadar haber yaptıktan sonra biraz kaygıyla bekliyorum Tayfun Kahraman’ı.

Gezi Davası’ndan 18 yıl hapis cezasına çarptırılan, 2010-2019 yıllarında Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı, 2019’da İBB’de Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanıydı Tayfun Kahraman. Ama son 4,5 yıldır en çok Vera’nın babası.

İçeriye yüzünde çok güzel bir gülümseme ve neşeyle giriyor.

Bu arada tüm görüş odalarının İBB davası tutuklularıyla dolu olduğunu da söylemem gerek. Epey beklemem gerekti odaların boşalması için.

MS hastası Tayfun Kahraman’ın geçirdiği son atakta hastaneye cezaevinin ring aracıyla kelepçeli şekilde götürülmesi ve ıstırap içinde saatlerce bekletilmesinin görüntüleri hala hafızalarda taze ve çok tepki toplanmıştı bu görüntüler..

‘Sağlığım iyi’

Hemen sağlığını soruyorum. Son MS atağı sırasında yaşadıklarının herkesi üzdüğünü söylüyorum.

“Aslında burada bu kadar başım dik yatıyorken, öyle bir görüntü vermek istemezdim ama öyle oldu” diyor.

“Hemen söyleyeyim, sağlığım iyi. Geçen ay son kontrolüm vardı ve artık kontrollerime ayda bir götürülüyorum ve ringle götürülmüyorum. Kelepçe takılmıyor. Çünkü doktorlar da kelepçe kullanılmaması konusunda uyardı ve bir rapor verdi. Şimdi çok daha iyiyim.”

“MS konusunda çok uzman hocalar takip ediyor beni. MR’larım çekildi ve şimdi rahatlıkla söyleyebilirim ki son geçirdiğim atak öncesine dönmüşüm. Sol bacağım ataktan kötü etkilenmişti ama artık atak öncesi haline döndü. İlk ataktan sağ kolumda kalan bir iz var, o geçmedi.”

“Mümkün olduğunca kendime dikkat ediyorum. Uzun yıllar sonra sigarayı bıraktım. Günde bir buçuk saat spor yapıyorum. Biliyorsunuz, hükümlülerin dokuzla beş arasında avukat görüşü var. Günümü buna göre planlıyorum.”

‘Atletizm şampiyonası var, onu izliyorum bu aralar’

“Gazeteleri, televizyonu, dışarıdaki gelişmeleri takip edebiliyor musunuz?” diye soruyorum.

“Vallahi dışarıda olduğum zamanlardan daha çok takip ediyorum. İlk zamanlar altı tane gazete alıyordum ama sonra çok zamanımı aldığını fark ettim. Zamanımı daha verimli kullanabilmek için şimdi üç tane gazete alıyorum. Gazetelerin bulmacalarını çözmeyi seviyorum.”

Televizyonda spor programları izlemeyi seviyormuş.

“Atletizm şampiyonası var, onu izliyorum bu aralar. Bazı dizileri ve filmlere de bakıyorum. Tartışma programlarına dayanamıyorum.”

“İlke TV’yi takip edebiliyor musunuz?” diye araya giriyorum.

İlke TV Silivri cezaevinde izlenebilen kanallar arasında yokmuş. İdareden talep edeceğini söylüyor. Yanımızın yanındaki camekanlı bölmede İBB’nin seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da avukat görüşü yapıyor. Ben geç fark ediyorum. “Ekrem Bey de talep ederse iyi olur” diyor.

‘Sabah kalktığında ilk yaptığı şey müzik dinlemek’

“Çok kitap okuyorum. Buraya geldiğimden beri 650 falan oldu. Hem İngilizce hem de Fransızca okumaya çalışıyorum. Almanca öğrenmeye başladım.”

Sabah kalktığında ilk yaptığı şey müzik dinlemek. TRT 3 ve Radyo Eksen dinliyormuş.

“Ama Radyo Eksen az çekiyor. Belki buradan duyarlarsa bu konuda da bir şey yaparlar” diyor gülerek.

“TRT 3’ü dinleyebilmek için yüzlerce dilekçe verdim, sonunda bu hakkı kazandım.”

Sonra kahvaltı, gazeteler, bulmaca, kitap ve Almanca çalışıyor.

“Ney de üflemeye başladım” diyor.

Daha önce hiç müzik aleti çalıp çalmadığını soruyorum.

“Hayır,” diyor.

“Saksafon çalmak istedim gençliğimde. Çok çok istedim. Ama gençken param yoktu. Daha sonra saksafon alacak param olduğunda da zamanım olmadı.”

Cezaevi idaresine sorduğunda da saksafon öğrenmesinin mümkün olmadığını öğrenmiş.

Çok yakın arkadaşı olan Şişli’nin seçilmiş Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, onu görmeye geliyormuş o zamanlar, kendisi de cezaevine girmeden önce. Resul Emrah Şahan görüşe geldiği bir gün ona ney çalmasını önermiş ve sonra bir ney göndermiş. Tayfun Kahraman da böylelikle ney üflemeyi öğrenmeye başlamış.

Bunu anlattıktan sonra “Burada beni görmeye gelen arkadaşlarımla şimdi cezaevi arkadaşlığı yapıyorum” diyor. Resul Emrah Şahan ve Gürkan Akgün’ü kastederek.

3 yakın arkadaşın hikayesi 

3 yakın arkadaşın hikayesi 2001’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde aynı sıralarda başlıyor. Tayfun Kahraman’ın deyimiyle “olmayan ekmeği” paylaşmışlar. Sonra mezun olmuşlar, mesleklerini paylaşmışlar. Büyümüşler, hayatın ve daha güzel bir memleketin kavgasını birlikte vermişler. Şimdi ise aynı cezaevinde mahpusluğu paylaşıyorlar.

Önce Tayfun Kahraman tutuklanmış. Resul Emrah Şahan onu düzenli olarak ziyaret etmiş.

Hatta Şişli Belediye Başkanı seçildiğinde mazbatasını Tayfun Kahraman’ın kalemiyle imzalamış. “Şimdi aynı cezaevini paylaşıyoruz. Çok yakında özgür günlerde bıraktığımız yerden depreme daha dayanıklı daha güvenli daha yaşanabilir bir İstanbul mücadelemizi büyüterek paylaşacağız” diyor.

Silivri’de altı şehir plancısı 

Bir hatırlatma yapayım. İBB davası kapsamında Mehmet Murat Çalık, Buğra Gökce ve Ramazan Gülten’in de tutuklanmasıyla Silivri’de şimdi tam altı şehir plancısı var.

‘Vera artık kendi mektup yazıyor’

Bazı akşamlar Vera’ya resim çiziyormuş, onun siparişi üzerine. Ben sormakta birazcık tereddüt etmişken Tayfun Kahraman’ın sözü Vera’ya getirmesi ile cesaretleniyorum ve Vera’yı da soruyorum.

“Vera ben cezaevine girdiğimde iki buçuk yaşındaydı, şimdi artık okula başladı. Okula başlamadan önce mektuplarını annesi gönderiyordu ama artık kendi mektup yazıyor”.

Haftalık telefon görüşmelerinden birinde, “Silivri’den nefret ediyorum ama sana olan sevgim Silivri’ye olan nefretimden daha fazla, o yüzden gelmeye devam edeceğim baba” demiş.

Ayda bir kez açık görüş var ve bu açık görüşlerde Resul Emrah Şahan’ın kızı Deren’le bir araya geliyorlar ve babalarını konuşuyorlarmış.

“Babam çok özel biri ama artık onun gelmesini istiyorum” demiş bir seferinde Vera.

“Vera’nın artık normal bir çocuk gibi büyümesini istiyorum” diyor Tayfun Kahraman.

Okula başladığında önce arkadaşlarıyla babasının durumunu paylaşmak istemiş. Ama okuldaki arkadaşlarının bu durumu anlaması Vera kadar kolay olmamış. Tayfun Kahraman, Vera konusunda dışarıdaki büyük dayanışmanın çok kıymetli olduğuna inanıyor ve herkese minnettar olduğunu söylememi rica etti.

AYM süreci

Herkesin merakla beklediği devam eden AYM sürecini soruyorum.

“4 aydır gerekçeli kararın yazılmasını bekliyoruz. Umarım bu hayırlı bir bekleyiştir, ben böyle umuyorum” diyor.

Tayfun Kahraman, 25 Nisan 2022’de Gezi Davası kapsamında “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve tutuklandı.

Karar istinaf ve Yargıtay tarafından onandı.

Kahraman’ın hukuki sürecinde en önemli dönüm noktalarından biri Anayasa Mahkemesi kararları oldu. AYM Genel Kurulu, 31 Temmuz 2025’te Kahraman’ın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, “Kahraman’ın eylemleriyle Gezi sürecindeki şiddet olayları arasında somut bir illiyet bağı kurulamadığına” dikkat çekti ve yeniden yargılama gerektiğine karar verdi. Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi bu kararı uygulamadı ve AYM’nin kararını reddetti.

Kahraman’ın ikinci başvurusunu da değerlendiren AYM Genel Kurulu, Nisan 2026’da bu kez oybirliğiyle yeniden hak ihlali kararı verdi. 2 Nisan 2026 tarihli kararda, Anayasa Mahkemesi kararının yerel mahkeme tarafından uygulanmaması sebebiyle Tayfun Kahraman’ın bireysel başvuru hakkı ile hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmişti.

Böylece AYM, Kahraman’ın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iki kez tespit etmiş oldu. Şimdi bu ikinci kararın gerekçesinin yazılması ve Resmi Gazete’de yayınlanması bekleniyor, bir kez daha mahkumiyet kararını veren mahkemeye başvurmak için.

‘İlk defa Türkiye Kürt sorunu ile yüzleşiyor’ 

Bugünlerde herkesin, kendisiyle birlikte AYM ve AİHM kararları uygulanmayan Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Çiğdem Mater gibi mahpusların durumunu, geçtiğimiz hafta Meclis’te kabul edilen Çerçeve Yasa vesilesiyle tekrar konuşmaya başladığını aktarıyorum. Televizyon ekranlarında bu sıralar neredeyse her akşam isminin geçtiğin söyleyip “Siz ne diyorsunuz? diye soruyorum.

Bu saydığınız isimlerden ve benden de çok daha büyük bir mesele bu. İlk defa Türkiye Kürt sorunu ile yüzleşiyor, çözüm için bir adım atılıyor. Çatışmaların bitmesi, ölümlerin olmaması kadar kıymetli bir şey olabilir mi? Eğer bu yasa bir kapı açacaksa o kapıdan demokrasi ve adalet de girmeli.”

“Türkiye’de demokrasi arzu eden herkes ve bizler, demokratik bir ülke umudumuzdan asla vazgeçmemeliyiz, aksine bunu gerçek kılmak için çabalamalıyız. Bence çok önemli bir adım. Bununla birlikte demokratikleşmenin en önemli emaresi olacak haksız ve hukuksuz tutukluluklara son verilmesini ve AYM ve AİHM kararlarına uyulmasını bekliyorum tabii. Aslında tüm hukuksuzluklara son verilmesini bekliyorum.”

‘Çıkınca bıraktığım yerden devam edeceğim’

Özgür kaldığında ne yapmayı hayal ettiğini sormadan bu söyleşiyi bitirmek istemiyorum.

Adettendir diye değil hakikaten merak ettiğimden.

“Çıkınca 4.5 yıllık bir mola verdim diyerek kolları sıvayacağım, bıraktığım yerden devam edeceğim. İstanbul ve bu güzel ülke için çalışmaya devam edeceğim.”

“Vera’yı okula götüreceğim, en çok bunu yapmak istiyorum. Sağlığıma dikkat etmemin nedeni, Vera’yla geçireceğim zamanı olabildiğince uzatmak. Kaybettiğimiz zamanı telafi etmek için sağlıklı olmalıyım.”

İlke TV’nin yerini merak ediyor ayrılmadan ve binamızın bulunduğu sokaktaki eski tarihi binaları adlarıyla tek tek soruyor. Bazılarına dikkat etmediğimi fark ediyorum, utanıyorum. Sokaktaki emlakçıya, markete kadar hatırlıyor. Çıktığında sokağı beraber gezmek için sözleşiyoruz.