Yemen’in güneybatısındaki Taiz vilayetinde yoğunlaşan çatışmalar, iç savaşın askeri ve siyasi dengelerini etkileyebilir. Husiler olarak bilinen Ensarullah Hareketi’nin kenti kuşatma altına alması, Aden Körfezi ve Babülmendep Boğazı çevresindeki kontrol mücadelesi açısından kritik önem taşıyor. Kuşatma nedeniyle kentte elektrik, su, atık toplama ve sağlık hizmetleri de ciddi biçimde aksıyor.
Taiz’de kuşatma derinleşiyor, insani kriz büyüyor
Taiz Valisi Nebil Şemsan, yaptığı açıklamada Husilerin 15 gündür bütün yolları kapatarak Taiz kentini kuşatma altında tuttuğunu söyledi.
Husiler, Şiiliğin Sünni İslam’a en yakın yorumu olarak değerlendirilen Zeydi koluna mensup. Taiz vilayetinde ise nüfusun çoğunluğunu Şafii mezhebine bağlı Sünni Müslümanlar oluşturuyor.
Saldırılardan kaçarak bölgeye göç etmek zorunda kalanların da dahil edilmesiyle Taiz’in nüfusunun 4 milyona yaklaştığını belirten Şemsan, kuşatmanın temel hizmetler üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Şemsan, Husilerin benzin ve dizel yakıt girişini engellemesi nedeniyle elektrik santrallerinin, su şebekesinin ve atık toplama çalışmalarının durduğunu belirterek ilaç ve tıbbi malzeme kıtlığının hastanelerin hizmet sunmasını da engellediğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) da Yemen genelinde çatışmaların yerinden edilmelere ve salgın hastalıklara yol açtığına dikkat çekti. Açıklamada, özellikle ailelerin gıda, yakıt ve suya erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığı Taiz’de insani krizin daha da ağırlaştığı vurgulandı.
Taiz’in kontrolü neden stratejik önem taşıyor?
Reuters’ın analizine göre, dağlık bölgede bulunan Taiz çevresinde şiddetlenen çatışmalar, Yemen’de savaşın gidişatını şekillendirebilir. Ülkenin üçüncü büyük şehri olan Taiz’de Husilerin elde edeceği bir zaferin, yeniden alevlenen iç savaşın dönüm noktalarından biri olabileceği değerlendiriliyor.
Analizde Taiz’in stratejik önemi üç temel başlıkta öne çıkıyor.
Aden’e açılan kapı
Taiz’in tamamen Husilerin kontrolüne geçmesi, Suudi Arabistan destekli güçlerin merkezi Aden üzerindeki askeri baskıyı artırabilir. Husilerin El-Turba ve El-Misrah çevresindeki ilerleyişi, Aden’e uzanan yaklaşık 200 kilometrelik güzergâh açısından kritik önem taşıyor.
Husilerin Taiz’i ele geçirmesi, Suudi Arabistan destekli güçlerin güneydeki savunmasını zorlaştırabilir ve Aden’in güvenliğine yönelik tehditleri artırabilir.

Babülmendep Boğazı’na yakınlık
Taiz, Kızıldeniz ile Aden Körfezi’ni birbirine bağlayan ve küresel deniz ticareti açısından hayati öneme sahip Babülmendep Boğazı’na yakın konumda bulunuyor.
Husilerin kent üzerindeki kontrolünü genişletmesi, Husi karşıtı güçlerin Babülmendep çevresinde yürüttüğü kara operasyonlarını zorlaştırabilir. Bu durum, hem bölgedeki askeri dengeleri hem de stratejik deniz ulaşım hatlarının çevresindeki güvenlik koşullarını etkileyebilir.
Askeri ve siyasi üstünlük
Taiz, 2015’ten bu yana Husilere karşı direnişin önemli merkezlerinden biri olarak görülüyor. Kentin Husilerin kontrolüne geçmesi, yalnızca toprak kaybı anlamına gelmeyebilir; Suudi Arabistan destekli güçlerin güneydeki savunma hattını zayıflatırken Husilerin müzakerelerdeki konumunu güçlendirebilir.
Bu nedenle Taiz üzerindeki mücadele, yalnızca bir kentin kontrolüyle sınırlı değil. Kentin geleceği, Aden’in güvenliğini, Babülmendep çevresindeki askeri dengeleri ve Yemen savaşında tarafların siyasi pazarlık gücünü doğrudan etkileyebilir.
Husiler Babülmendep yönünde ilerliyor
Çatışmalar, Husilerin geçen ay Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde’den Taiz vilayetine doğru saldırılar başlatarak Babülmendep Boğazı yönünde ilerlemesiyle yoğunlaştı.
Suudi Arabistan’ın desteklediği Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi’ne (CLK) bağlı güçler, Husilerin kestiği Aden yolunu yeniden açmak amacıyla saldırılarını sürdürüyor. Ancak operasyonların nasıl şekilleneceği henüz belli değil.
Husiler ise Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştırırken Taiz’e ilerlemek için kuşatmayı sağlamlaştırmaya çalışıyor. Son haftalarda Suudi Arabistan’daki havalimanlarına düzenlenen Husi saldırılarında en az 19 kişi yaşamını yitirdi.
Husiler, Eylül 2014’ten bu yana başkent Sana ve ülkenin bazı bölgelerinin kontrolünü elinde tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015’ten bu yana Husilere karşı uluslararası alanda tanınan, Aden merkezli Yemen hükümetine destek veriyor.
Reuters’ın analizinde Taiz, iç savaşın ilk günlerinden bu yana “Husilere karşı muhalefetin kalesi” olarak nitelendiriliyor. Kentin Husilerin eline geçmesinin, hükümete bağlı güçlerin Babülmendep çevresindeki operasyonlarını ve İran destekli silahlı grupları Aden’den uzak tutma çabalarını zorlaştırabileceği belirtiliyor.
İran’ın Husilere istihbarat desteği sağladığı öne sürülüyor
Wall Street Journal’ın haberinde İran’ın, Husilere Suudi Arabistan ve Yemen’deki hedefleri vurabilmeleri için istihbarat sağladığı öne sürülüyor. Haberde, Şii silahlı grupların bu destek sayesinde Babülmendep kıyılarında hızla ilerlediği belirtiliyor.
Tahran yönetimi ise Yemen’deki çatışmalara dahil olmadığını söylüyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, geçen ay yaptığı açıklamada Yemen’in iç işlerine karışmadıklarını belirterek Husilerin kendi çıkarlarına göre karar alan bağımsız aktörler olduğunu ifade etmişti.
Bekayi, dünkü açıklamasında da Yemen’deki sorunların çözümüne destek vermeye hazır olduklarını söyledi.
Husilerin Siyasi Büro Üyesi Muhammed el-Buhayti de İran’ın desteğine ilişkin haberleri reddederek bu yöndeki açıklamaların Suudi Arabistan’ın Yemen’deki saldırılarını meşrulaştırmak amacıyla kullanılan abartılar olduğunu söyledi.
Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti güçleri, Husilerin Babülmendep çevresinde ele geçirdiği bölgeleri geri almak için karşı saldırılarını sürdürüyor. Husiler ise Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının, Riyad yönetiminin Yemen’deki askeri operasyonlarına karşılık olduğunu belirtiyor.
Husiler askeri kapasitelerini genişletti
Associated Press’in analizine göre Yemen’deki Husiler, yıllardır süren ABD ve Suudi Arabistan destekli askeri operasyonlara rağmen füze, insansız hava aracı ve deniz saldırısı kapasitelerini genişletti.
Analizde, gelişmiş hava savunma sistemlerinin Husi saldırılarını tamamen engelleyemediği ve grubun bölgesel askeri dengelerde giderek daha etkili hale geldiği vurgulanıyor.
Financial Times’ın haberinde de Husilerin Yemen’in stratejik öneme sahip Taiz kentini kuşatma altına aldığı belirtiliyor. Suudi Arabistan destekli güçlerin Husi ilerleyişini durdurmakta zorlandığı aktarılırken Taiz üzerindeki kontrolün Yemen’deki askeri dengeleri ve Kızıldeniz’e uzanan ulaşım hatlarını etkileyebileceği kaydediliyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanı: İran 25 milyar dolarlık petrol gelirinden mahrum kaldı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Brad Cooper, Hizbullah, Hamas ve Irak’taki Şii silahlı grupların İran Devrim Muhafızları’na mali kaynak aktardığını söyledi.
Axios’a konuşan Cooper, ABD’nin ekonomik ablukasının İran’ı 25 milyar dolarlık petrol gelirinden mahrum bıraktığını öne sürdü.



